İsterseniz bir ağaca bile bağlayabilirsiniz.And you can even hook to the trees.
Tekrar ağaca çık- Get back in the tree.
Ayrıca her boyuttaki ağaca yerleştiler, ve tabii ki, karaya da yerleştiler.They inhabit the trees at all body sizes, and, of course, they inhabit the land.
Bir duvara veya ağaca tırmanıyorlar.They're climbing up a wall, or a tree.
Ama sonra da ağaca yaklaştığında yakın çekim görüntüsüne bakın.But then as it gets closer to the tree, look at the close-up.
Şu ağaca bakın.Look at this tree.
Ancak pençeleri, onların ağaca tırmanma becerilerini kısıtlıyordu.Their claws, however, limited their adeptness in the trees.
Ve muhtemelen de epey çok sayıda ağaca.And probably a whole bunch of trees as well.
Bir ağaca yıldırım isabet etmeden önce... ...bizden 20 adım uzaktaydı.And early on, a lightning bolt hit a tree 20 paces away from us.
Tek gözlü maymun kadını daha iyi görmek için ağaca tırmandı.To watch her better, the one-eyed monkey climbed onto the tree.
Çocuklar ağaca tırmanma konusunda çok yeteneklidir.Children are incredibly adept at climbing trees.
Ağaca halatla bağlı olduğu için düşme ihtimali yok bu arada.She's, by the way, tied in with a rope so she can't fall.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.As you look at a tree, it takes a magnifying glass to see a giant tree.
2006 yılında bu ağaca ilk kez tırmanan ekibin içinde yer almıştım.And I was a member of a climbing team that made the first climb of it, in 2006.
Bu esasen aşağı inen suyu toplayan bir ağaca benziyor.It's basically like a tree collecting water coming down.
Bu resimde ortada yer alan üç ağaca dikkatinizi çekmek istiyorum.I do want to make note of the three central trees in that image.
Şu ağaca kadar yürü,sonra düşünürüz.Then I'll tie you up to a tree
Ağaca ne diyorsunuz?How do you say tree?
‹‹Eğer bir adam bir günahtan ötürü ölüm cezasına çarptırılıp öldürülür ve ölüsü ağaca asılırsa,If a man have committed a sin worthy of death, and he be put to death, and you hang him on a tree;
İsa ağaca, ‹‹Artık sonsuza dek senden kimse meyve yiyemesin!›› dedi. Öğrencileri de bunu duydular.Jesus told it, "May no one ever eat fruit from you again!" and his disciples heard it.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.He told them a parable. "See the fig tree, and all the trees.
Çünkü yaş ağaca böyle yaparlarsa, kuruya neler olacaktır?››For if they do these things in the green tree, what will be done in the dry?"
Kötü sözün durumu da gövdesi yerin üstünden koparılmış, sabit olmayan kötü bir ağaca benzer.An evil act is like a rotten tree torn out of the earth with no (base or) firmness.
Çirkin bir söz de, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.An evil act is like a rotten tree torn out of the earth with no (base or) firmness.
Pis söz de pis ağaca benzer; kesilip yerden çıkarılmıştır, duracak hali yoktur onun.An evil act is like a rotten tree torn out of the earth with no (base or) firmness.
Kötü sözün durumu da, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.An evil act is like a rotten tree torn out of the earth with no (base or) firmness.
Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.But neither of you should come close to this tree or else you shall both become transgressors'
Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."But neither of you should come close to this tree or else you shall both become transgressors'
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.It's about a woman who believes she is turning into a tree.
Türkiye'nin Van ilindeki bir ağaca tünemiş kuşlar görülüyor.Birds perch in a tree at Van, Turkey.
Ağaca tırmandığında ise Shrignold adlı bir kelebekle karşılaşır.He and his friends sing about love, saying that true love is kept for one's 'special one'.
Wellington Botanik Bahçeleri'nde ağaca tırmanan yavru kuşFledgling climbing a tree in the Wellington Botanic Gardens
Polluks sığırları serbest bırakırken, Kastor nöbet tutmak için bir ağaca tırmanır.Castor climbed a tree to keep a watch as Pollux began to free the cattle.
Tom çabucak ağaca tırmandı.Tom kletterte schnell auf den Baum.
Ağaca tırmanabilir misin?Kannst du auf den Baum klettern?
Hepsi yerde beslenir ve geceleyin ağaca tüner.Am Tag verstecken sich die daraus schlüpfenden Raupen und fressen nur nachts.
Ağaca çıkanlar bu hususta uyarılır.Darüber sind die Bäume des Hofgartens zu erkennen.
Bütün dünyanın mutluluğu bu ilk ağaca bağlıydı.Diese Pfahlbrücke galt in der Antike als die erste hölzerne Brücke der Welt.
Çok iyi ağaca tırmanırlar, hepçil hayvanlardır.Der Hügel ist mit Bäumen bewachsen und stark mit Tierbauen durchsetzt.
İncilden sahnelerin yer aldığı Ağaçaltı Kilisesi eski bir kilisedir.Eine alte Holzschnitzerei in der Kirche zeigt diese Szene.
Hırsızı bir ağaca bağladılar.Ils ont attaché le voleur à un arbre.
Çitalar ağaca tırmanabilir mi?Les guépards grimpent-ils aux arbres ?
Hepsi yerde beslenir ve geceleyin ağaca tüner.Ils creusent la nuit et stockent de la nourriture dans les différentes poches creusées sous la terre.
Entler, ağaca oldukça benzeyen bir ırktır.Le tamworth est une race bien adaptée à pâturer en forêt.
Ağaca tırmandığında ise Shrignold adlı bir kelebekle karşılaşır.Le jaune, en panique, grimpe à un arbre et est trouvé par un papillon nommé Shrignold.
Bu köye gelenler atlarını bu ağaca bağlıyorlarmış.Le village semble lié aux chevaux.
Ağaca çok iyi tırmanırlar.Il niche très haut dans les arbres.
Maymun yüksek bir ağaca tırmanıyor.El mono está trepando a un árbol alto.
Bir ağaca sarılıyor.Ella abraza un árbol.
Bu üçlü daha sonra ağaca çıkmayı başarır.De esta forma todos ellos pueden moverse por el árbol.
Ağaca yaklaşmışlar.Junto a los árboles.
Bu şekilde isimlendirilmelerinin sebebi şekillerinin bir ağaca benzemesidir.Quiero decir que pertenecen a la naturaleza, como le pertenece un árbol.
Ağaca çok iyi tırmanırlar.Se mantienen bien en el árbol.
Bir kedinin ağaca tırmandığını gördüler.Hanno visto un gatto che saliva sull'albero.
Tom ağaca tırmandı.Tom si arrampicò sull'albero.
Kalan detaylar için aşağıda gösterilen filogenetik ağaca bakın.Prestare attenzione alle estensioni nascoste dei file.
Ağaca çok iyi tırmanırlar.Si arrampica agilmente sugli alberi.
Her iki tür de bu güçlü uzun kollarını ağaca tırmanmak için kullanır.Hanno braccia molto lunghe e forti che usano per passare da un albero all'altro.
Ağaca bir maymun gibi tırmandı.Он как обезьяна залез на дерево.
Çocuk ismini ağaca kazıdı.Мальчик вырезал своё имя на дереве.