ağacı ile cümle
ağacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Hai người làm_chứng ấy tức_là hai cây ô - li-ve và hai chơn đèn đứng trước mặt Chúa của thế_gian .
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.이는 이 땅의 주 앞에 섰는 두 감람 나무와 두 촛대니
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Nämä ovat ne kaksi öljypuuta ja ne kaksi lampunjalkaa, jotka seisovat maan Herran edessä.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Questi sono i due olivi e le due lampade che stanno davanti al Signore della terra
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Tiť jsou dvě olivy a dva svícnové, stojící před obličejem Boha Pána vší země.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.To sta oljki dve in svečnika dva, stoječa pred Gospodom zemlje.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Toto sú tie dve olivy a dva svietniky, ktoré stoja pred Bohom, Pánom zeme.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Ουτοι ειναι αι δυο ελαιαι και αι δυο λυχνιαι, αι ισταμεναι ενωπιον του Θεου της γης.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Второто горко премина; ето, иде скоро третото горко.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Се дві оливинї, і два сьвічники, що перед Богом землї стоять.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.Это суть две маслины и два светильника, стоящие пред Богом земли.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.אלה הם שני הזיתים ושתי המנרות העמדים לפני אלהי הארץ׃
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.هذان هما الزيتونتان والمنارتان القائمتان امام رب الارض.
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.他 們 就 是 那 兩 棵 橄 欖 樹 、 兩 個 燈 臺 、 立 在 世 界 之 主 面 前 的
Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir.他 們就是 那 兩 棵 橄欖樹 、 兩個燈臺 、 立 在 世界 之主 面前 的
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Bayangkan satu sistem akar raksasa dan setiap pohon adalah dahan yang muncul dari jaringan itu.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Cứ tưởng tượng là nó có 1 bộ rễ khổng lồ và mỗi cây là cái nhánh của nó nhô lên khỏi mặt đất.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Imaginati-vă că e un sistem gigantic de rădăcini şi fiecare copac este un stem venind din acel sistem.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Imaginem um sistema de raízes gigante e que cada árvore é uma ramificação que surge desse sistema.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Imaginen que es un sistema de raíces gigantes y cada árbol es un tallo que surge de ese sistema.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Imaginez que c'est une énorme racine et que chaque arbre est une pousse qui émerge de ce système.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Immaginatelo come un gigantesco sistema di radici ed ogni alberto è uno stelo che spunta da quella rete.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Képzeljenek el egy hatalmas gyökérrendszert, melyen minden fa csak egy szár, ami a rendszerből nő ki.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.거대한 뿌리조직을 갖고 있고 각각의 나무들은 그 뿌리에서 뻗어나온 줄기라고 생각하시면 될 것 같습니다.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Predstavte si jeden obrovský systém koreňov a každý strom je stonka, ktorá z toho systému vyrastá.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Stel je voor dat het één gigantisch wortelsysteem is en elke boom is een stam die omhoog komt uit dat systeem.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Stellen Sie sich ein gigantisches Wurzelsystem vor, in dem jeder Baum ein Ableger dieses Systems ist.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Tænk, at det er et gigantisk rodsystem og hvert træ er et skud der kommer fra det system.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.Представете си, че това е една гигантска коренова система и всяко дърво е ствол, израстващ от тази система.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.תארו לעצמכם שזו מערכת שורשים ענקית אחת וכל עץ הוא גבעול שצומח ממערכת זו.
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.تصور أنه عبارة عن نظام جذور واحد عملاق و كل شجرة تعتبر جدع يخرج من هذه المنظومة
Bunu kocaman bir kök sistemi olarak hayal edin ve her ağacı sistemden gelen bir kök-dal olarak.それぞれの木は そこから現れた幹なのです ここにあるのは
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.A stromy povedaly fíku: Poď ty a kraľuj nad nami!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây cối lại nói cùng cây vả rằng: Hãy đến cai trị chúng tôi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Các cây_cối lại nói cùng cây vả rằng : Hãy đến cai_trị chúng_tôi .
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Då sade träden till fikonträdet: 'Kom du och bliv konung över oss.'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sa trærne til fikentreet: Kom du og vær konge over oss!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Da sprachen die Bäume zum Feigenbaum: Komm du und sei unser König!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Dissero gli alberi al fico: Vieni tu, regna su di noi
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Então disseram as árvores � figueira: Vem tu, e reina sobre nós.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Et les arbres dirent au figuier: Viens, toi, règne sur nous.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.In drevesa reko smokovemu drevesu: Pridi ti in nam kraljuj!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.I řeklo dříví fíku: Poď ty a kraluj nad námi.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.나무들이 또 무화과나무에게 이르되 너는 와서 우리의 왕이 되라 하매
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.kor a fügefának szólottak a fák: Jer el te, [és] uralkodjál rajtunk!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Lalu kata pohon-pohon kepada pohon ara, 'Kau saja menjadi raja kami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Luego dijeron los árboles a la higuera: "¡Ven tú, y reina sobre nosotros!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Niin puut sanoivat viikunapuulle: `Tule sinä ja ole meidän kuninkaamme`.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Rzekły potem drzewa do figowego drzewa: Pójdź ty, króluj nad nami.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Så sagde Træerne til Figentræet: Kom du og vær vor Konge!
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Şi copacii au zis smochinului: ,Vino, tu, de împărăţeşte peste noi!`
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Toen zeiden ze tegen de vijgeboom: 'Wilt u onze koning zijn?'
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Και ειπον τα δενδρα προς την συκην, Ελθε συ, βασιλευσον εφ' ημων.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.И сказали дерева смоковнице: иди ты, царствуй над нами.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.Тогава дърветата рекли са смокинята: Дойди и царувай над нас.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ויאמרו העצים לתאנה לכי את מלכי עלינו׃
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.ثم قالت الاشجار للتينة تعالي انت واملكي علينا.
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.樹 木 對 無 花 果 樹 說 、 請 你 來 作 我 們 的 王
‹‹Bunun üzerine ağaçlar incir ağacına, ‹Gel sen kralımız ol› dediler.樹木對 無花果 樹說 、 請 你 來作 我 們 的 王
Bu payanda, ağacın ortasına yakın bir yerde oluşup sonrasında başlı başına bir Sekoya ormanına dönüşüyor.Celui-ci est à moins de la moitié de la hauteur de l'arbre. Puis il se divise en une forêt de séquoias.