Ana içeriğe geç
Sözlük

ağa ile cümle

ağa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yıldızlar ve ağaçlar secde etmektedirler.And the grasses and the trees bow (to Him) in adoration.
Orada meyvalar, salkımlı hurma ağaçları vardır.There are fruits of all kinds on it, and date-palms with their clusters sheathed,
Dikensiz meyve ağaçları,They will be in (the shade) of thornless lote
Salkımları sarkmış muz ağaçları,And acacia covered with heaps of bloom,
"Zakkum ağacından yiyeceksiniz."Will eat of the tree of Zaqqum,
Onun ağacını siz mi başlattınız, yoksa biz mi başlatmaktayız?Have you raised its tree, or We have raised it?
Ağardığı vakit sabaha,The morning when it is unveiled,
Ağaçların gölgesi üzerlerine sarkmış ve meyveler yaklaştırılarak koparılmaları kolaylaştırılmıştır.The shadows will bend over them, and low will hang the clusters of grapes.
O, tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.It is peace till the dawning of the day.
Eğer inkar edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız?So how will you save yourselves, if you disbelieve, on a day that will turn children old?
Ağaç Görünümlü Küçük Resim boyutu:Tree View thumbnail size:
Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.(This was a miracle – the date palm was dry and it was winter season.)
Sizin, onların bir tek ağacını bitirmeniz mümkün değildi. Allah'ın yanında bir ilah mı var?In fact they are those who shun the right path.
Güzel bir söz, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.Like a sacred tree, which has firm roots and branches reaching into heaven.
Peki, inkar ederseniz, çocukların saçlarını ağartan bir günden nasıl korunursunuz?So how will you save yourselves, if you disbelieve, on a day that will turn children old?
O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır.the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir.it gives its produce every season by the leave of its Lord.
Hurma ağaçlarının meyvalarından ve üzümlerden de sarhoşluk ve güzel rızık elde edersiniz.And of the fruits of the palms and the vines, you take therefrom an intoxicant and a provision fair.
Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün...the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
Bir takım yüzlerin ağaracağı ve bir takım yüzlerin kararacağı günde büyük azab onlaradır.As for those whose faces are blackened -- 'Did you disbelieve after you had believed?
Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden şerbet, şıra (içecek) ve güzel rızık elde edersiniz.And of the fruits of the palms and the vines, you take therefrom an intoxicant and a provision fair.
Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı.saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Bir gündür o gün ki yüzler ağarır, yüzler kararır.the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
Gün gelir bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır.the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
O ağaç, Rabbinin izniyle yemişlerini her zaman verir.it gives its produce every season by the leave of its Lord.
Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.)the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı.saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
(O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir.it gives its produce every season by the leave of its Lord.
Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz.And of the fruits of the palms and the vines, you take therefrom an intoxicant and a provision fair.
Gün gelecek, birtakım yüzler ağaracak, birtakım yüzler ise kararacak.the day when some faces are blackened, and some faces whitened.
"Rabbim," dedi, "Vücudumdaki kemik gevşedi, başım ağarıp tutuştu.saying, 'O my Lord, behold the bones within me are feeble and my head is all aflame with hoariness.
Nihayet onları kandırarak aşağı çekti. O ikisi ağaçtan tadınca çirkin yerleri kendilerine açıldı.Thus with guile he caused the twain to fall.
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü.Thus with guile he caused the twain to fall.
Böylece onları yalanlarla aldattı. Ağacı tadınca bedenleri kendilerine göründü.Thus with guile he caused the twain to fall.
Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" dedi.Shall I lead you to the Tree of Eternity and to a kingdom that will never waste away?"
Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Sabahı ağartan oldur.(He is the) Cleaver of the daybreak.
Sana, sonsuzluk ağacıyla eskimez-çökmez mülk ve saltanatı göstereyim mi?"Shall I lead you to the Tree of Eternity and to a kingdom that will never waste away?"
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O'dur.(He is the) Cleaver of the daybreak.
Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"Shall I lead you to the Tree of Eternity and to a kingdom that will never waste away?"
Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir.Light upon Light!
O ki, size yeşil (klorofilli) ağaçtan ateş çıkarandır.He, Who produces for you fire out of the green tree, when behold!
(Öyle mübarek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
% 1 için DOM AğacıDOM Tree for %1
DOM AğacıDOM Tree
DOM Ağacını HTML olarak kaydetSave DOM Tree as HTML
Kendisinden hayvanlarınıza yedirdiğiniz bir ağaç da ondan oluşmaktadır.From it is drink, and with it grows vegetation for grazing.
Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
Yemin olsun, Allah müminlerden, o ağacın altında sana bey'at ettikleri sırada hoşnut olmuştur.God was pleased with the believers, when they pledged allegiance to you under the tree.
O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik.With it We produce gardens full of beauty, whose trees you could not have produced.
Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur.God was pleased with the believers, when they pledged allegiance to you under the tree.
Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"He said, “O Adam, shall I show you the Tree of Immortality, and a kingdom that never decays?”
(Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir.Its oil would almost illuminate, even if no fire has touched it.
Çünkü biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir.With it We produce gardens full of beauty, whose trees you could not have produced.
Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur.God was pleased with the believers, when they pledged allegiance to you under the tree.
ALLAH, ağacın altında sana bağlılık sözü veren inananlardan hoşnut olmuştur.God was pleased with the believers, when they pledged allegiance to you under the tree.
Bir ağacı kesseniz de, yahut gövdesi üzerinde bıraksanız da bu ALLAH'ın arzusuna göredir.Whether you cut down a tree, or leave it standing on its trunk, it is by God’s will.
Andolsun biz, önceden Adem'e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik, unuttu.Most certainly We had given Adam a command before, but he forgot.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod