ağaçların ile cümle
ağaçların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Muz ağaçlarının gölgesinde yetişiyorsa daha aromatik bir tadı oluyor.Bij de in het wild groeiende planten blijft de bes zuur smaken.
Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder.De kunst is volgens Zeami: oud lijken maar nog steeds de bloem laten bloeien.
Ağaçların Özal Hayatı.Het verborgen leven van bomen.
Ağaçların yaşı bir hayli farklılık göstermektedir.Wiek rosnących drzew jest zróżnicowany.
Akşamları bütün sürü hep aynı ağaçların üzerine geri dönüp orada geceyi geçirir.Wracają tam sami wieczorem, odkrywają cały las takich drzew.
Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler.Osiedla rozciągają się wśród pól uprawnych, w otoczeniu licznych drzew.
Doğduğunda ona Ağaçların Oğlu anlamına gelen Anardil ismi verildi.Po narodzinach syna ufundowała sierociniec jego imienia.
İlk Keltler bazı ağaçların kutsal olduğuna inanırlardı.Niektóre drzewa same były uważane za święte.
Sincaplar genelde ağaçların tohumlarıyla beslenirler.Często zjada owoce zrzucone z drzew przez małpy.
Bu sıklık içinde ağaçların gövdelerini görmek oldukça güçtür.I w ten prosty sposób zawsze otrzymamy Średnice drzewa.
Moğolistan gibi ağaçların az bulunduğu yerlerde her iki tür de insan yapısı yerlerde yuvalanır.Där det finns ont om träd, som i Mongoliet, kan båda arterna använda byggnader som boplatser.
Avustralya'da okaliptüs ağaçlarının yaralanmış yerlerinde yetişir.I Australien betraktas trädet som en skadeväxt.
Orman botaniği, orman ağaçlarının sistematiği ile ilgilenir.Hållbart skogsbruk är skogsbruk i enlighet med principerna i hållbar utveckling.
Ağaçların Özal Hayatı.Dess motiv är livets träd.
Grup daha sonra ağaçların arasından gelen bir ses duyarlar ve orada küçük bir tavşanı yakalarlar.Vad händer då när man först ser en anka och sedan en kanin?
Ağaçların ve işlenmiş toprakların suni sulamaya ihtiyacı yoktur...Blomlöken behöver varken jord eller vatten.
Unter den Linden ("Ihlamur ağaçlarının altı") Almanya başkenti Berlin'in Mitte ilçesinde bir bulvar.Unter den Linden (tyska: "under lindarna") är en stor aveny i centrala Berlin i Tyskland.
Odun veya tahta, ağaçların gövdelerini ve dallarını meydana getiren sert bir maddedir.Trädkult (eng. tree worship, ty. baumkult) är kulter vid eller helighållande av träd.
Çalılarda ve ufak meşe ağaçlarında görülür.De räknas som buskar eller småträd.
Çiçilaki budanmış dallardan yapıldığından, çiçilakilerin ağaçların sağlığına faydalı olduğu düşünülmektedir.Оскільки їх роблять із зрізаних гілок, це вважають корисним для здоров'я дерев.
İlk Keltler bazı ağaçların kutsal olduğuna inanırlardı.Стародавні кельти вважали божественними деякі дерева.
Bu tür ağaçların dalları hemen hiç yoktur.Печери з такою назвою зараз немає.
Arkeler rRNA filojenetik ağaçlarına göre iki ana gruba ayrılırlar, Euryarchaeota ve Crenarchaeota.Археї поділено на дві основні групи, засновані на деревах 16S рРНК: Euryarchaeota і Crenarchaeota.
Kutsal Kitap döneminde, Kudüs, badem, zeytin ve palmiye ağaçlarından oluşan ormanlarla çevrelenmişti.У біблійні часи Єрусалим був оточений лісами з мигдалю, олив і сосен.
Vadinin yaklaşık % 70’i ormanlar ve meyve ağaçlarından oluşur.Близько 70% орної землі віддано пшениці і кукурудзі.
Köyün ekonomisi yaz aylarında ürün veren fındık ağaçlarına dayanır.Золоті балки уособлюють навколишні пшеничні лани.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.Гарно лазають по деревах, втім вони досить повільні.
Yapraksız ağaçların üst dallarında tünemiş hâlde gözlemlenebilirler.На дерев'яних сходах підсходинки можуть бути відсутні.
Bu kütüphanedeki tüm kitaplar ise ormanın ağaçlarından oluşturulmuştur.Veškerý nábytek v knihovně je ze dřeva.
Ağaçların Özal Hayatı.Tajný život stromů.
Arkeler rRNA filojenetik ağaçlarına göre iki ana gruba ayrılırlar, Euryarchaeota ve Crenarchaeota.Většina z těch nejznámějších archeí se dnes řadí do dvou kmenů, Euryarchaeota a Crenarchaeota.
Unter den Linden ("Ihlamur ağaçlarının altı") Almanya başkenti Berlin'in Mitte ilçesinde bir bulvar.Unter den Linden („Pod lipami“) je bulvár v berlínském obvodu Mitte.
Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar.Upřednostňuje staré stromy.
Bu bahçe, ağaçların ölmesini önlemek için her yıl budanır.Stráň se každoročně kosí, aby se zamezilo zarůstání lesem.
Ağaçların ömürleri 100 yılı aşmaktadır, görünüş olarak da ağaçlar hindistan cevizine benzerler.Trpaslíci žijí dlouho, jejich život se počítá na stovky let, podobně jako život elfů.
Zaman zaman dere kenarlarında kavak ağaçlarına rastlanmaktadır.Přes den se někdy přidržují na kmenech stromů.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.Nové stromy se špatně pěstují a rostou velice pomalu.
Kurak geçen yıllarda Gölet sadece ağaçların sulanması amacıyla hizmet vermektedir.Ca urmare, rudarii ar fi fost pedepsiți pentru vecie să lucreze numai lemnul.
Sonbaharda ağaçların yaprakları sararır ve dökülür.Toamna frunzele se îngălbenesc și cad (frunze caduce).
Ağaçların tepesinde durmaktadır.Ei bine, acum el e sus, în copac.
Ancak, göçebe halkın ilk yerleştiği alandaki sögüt ağaçlarından geldiği zannedilmektedir.Se crede că pădurile ar fi constituit locul lor inițial de formare.
Gündüzler ve akşamlar gittikçe daha soğuk oluyor. Ağaçların yaprakları yakında kırmızı ve sarı olacaklar.Se face din ce în ce mai frig dimineaţa şi seara. Frunzele copacilor vor deveni în curând roşii şi galbene.
Arkeler rRNA filojenetik ağaçlarına göre iki ana gruba ayrılırlar, Euryarchaeota ve Crenarchaeota.A legtöbb tenyészthető és jól vizsgált faj két fő törzs tagjaː Euryarchaeota és Crenarchaeota.
Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar.Häränkieli kasvaa mieluiten vanhojen lahojen tammien rungoilla.
Bir kısmı ağaçların ölü kabuk kısımları içerisinde yaşarlar.Ne elävät puiden loisina osa tappaen puun.
Sürü hâlinde dolaşır ve göç ederler. ağaçların arkasına saklandıkları düşünülmektedir.Se tarkkailee puiden oksilta maata ja kiertelee puita saalista etsiessään.
Hinokitiol (β-thujaplicin), Cupressaceae familyasındaki ağaçların odununda bulunan doğal bir monoterpenoiddir.Hinokitioli (β-thujaplisiini) on luonnollinen monoterpenoidi, jota esiintyy Cupressaceae-suvun puissa.
Vadinin yaklaşık % 70’i ormanlar ve meyve ağaçlarından oluşur.Έχουμε ήδη χάσει το 70% των δασών και της ζούγκλας μας.
Yaşlı ağaçların sadece en üst kısmında dalları kalır.Ældre træer får afrundet top.
Fındık ağaçlarının yanı sıra kısa boylu çalılıklar da görülür.Foran ham dukker andre klipper frem med små træer.
Yerdeki kötü ruhları izler ve onların saklandığı ağaçların üzerine ateşini gönderir.Den kryber med sindige bevægelser rundt i træerne og bærer sine unger på ryggen.
Bu ağaçların yapraklarını taşıyan dalsız gövdeleri vardır .De har altså dette træs rødder.
Arazisi dağlık olup bitki örtüsü yaşlı palamut ağaçlarından oluşur.Her er stadig en artrig flora og fauna baseret på de gamle træer.
İki ağaç da çeşitli ulusal yayınlarda yer almıştır ve ağaçların bulunduğu alan bir kent simgesi olmuştur.Begge trærne har vært omtalt i flere publikasjoner, og stedet hvor treet står er et lokalt landemerke.
Çevresi ardıç, meşe, sedir ağaçlarından oluşan ormanlarla kaplıdır.Det finnes også stedvis rene alleer av trær (bjerk og noe lønn).
Yemyeşil ve gür bitki örtüsü içinde en çok pay fındık ağaçlarının-dır.Schjongslunden utgjør den sørligste (ytterste) delen av Schjongstangen.
Özellikle büyük, yaşlı ve kutlu sayılan ağaçların mutlaka bir İyesi vardır.Spesielt store, fargerike eller sjeldne arter er særlig ettertraktet.
Kenti çevreleyen çöl yaban otları ve ender hurma ağaçlarını barındırır.Saat itu hanyalah tinggal sumur tua yang tertimbun tanah dan pondasi bekas langgar yang tersisa.
Yuvasını, ya kozalaklı ağaçların üstüne ya da sarmaşık dolanmış ağaç gövdelerine yapar.Dari sisi tubuhnya atau dari pusarnya tumbuh sebatang pohon atau pokok anggur yang bercabang-cabang.
Bitki ve ağaçların çeşitliliği yüksektir.Keanekaragaman tumbuhan dan pepohonan daerah ini sangat tinggi.