ağaçları ile cümle

ağaçları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Evler genellikle, meyve ağaçları olan bahçelere sahipti.Было три господских дома и при них регулярные сады с плодовыми деревьями.
Ağaçların ve işlenmiş toprakların suni sulamaya ihtiyacı yoktur...Отчаянные попытки найти елку и угощения бесполезны.
Tamamlanan binanın etrafına Mısır’dan getirilen palmiyeler ve hurma ağaçları dikilir.Охотится на добычу в стволах деревьев и в зданиях, подбираясь к ней как можно ближе.
Yuvaları çoğunlukla sık sazlıklarda, bazen ağaçların üzerindedir.Кормятся в основном на деревьях, иногда на земле.
Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler.Эти попугайчики стремительны в полёте и изящны в движениях, хорошо ходят по земле и лазают по деревьям.
Yuvalar 8 ila 20 m. uzunluğunda yüksek ağaçların tepesinde ve genellikle su kenarındadır.Отдельные гнёзда строит на высоких деревьях на высоте от 8 до 20 м, чаще вблизи воды.
Ağaçları pembe beyaz çiçekler açar.Дерево с розовыми цветками.
Saldırı ağaçları, bir varlık veya hedefe nasıl saldırılabileceğini gösteren kavramsal diyagramlardır.Деревья атак — это диаграммы, демонстрирующие, как может быть атакована цель.
Çok büyük ağaçları vardır.Когда деревья были большими.
Ağaçları ve tüm Olvar'ı (Orta Dünya bitkilerini) severler ve onları kötülüklerden korurlardı.Свет будет судить и тех и других и воздаст каждому должное.
Dendroloji, ağaçları inceler.Трелони рвётся на поиски сокровищ.
Noel ağaçları süslenir, Noel bayramına özgü geleneksel yemekler hazırlanır.Их предлагают гостям как десерт после традиционного рождественского обеда.
Tercihen yaşlı ağaçların oyuklarında yuva yaparlar.Гнездятся в дуплах старых деревьев.
Sonra çitler ve çam ağaçlarından barikatlarla koruma altına alındı.وكان في وقت لاحق تمت إحاطته بأسوار وحواجز من أشجار الصنوبر.
Zeytin Ağaçları Altında, 1995'te Miramax tarafından ABD'de ticari gösterime sokuldu.دخل فيلم (تحت أشجار الزيتون) للعرض التجارى في الولايات المتحدة الأمريكية بفضل مارمكس.
Noel ağaçları süslenir, Noel bayramına özgü geleneksel yemekler hazırlanır.مائدة عشاء عيد الميلاد، تعرض أصناف من الطعام التقليديّ لعيد الميلاد.
Rehber Bobby Joe kaçmayı dener ama ormanda ağaçların saldırısına uğrar.وعندما تحاول بوبي جو الهرب لكنها تتعرض لهجوم من قبل الأشجار الشيطانية وتقتلها.
Ağaçları ve örgüleri(mesh) iki ağ düzeyinde iletişimi uzatmak için ZigBee yönlendirici kullanımına izin verir.كلا الأشجار وطريقه النجمه تسمح باستخدام الموجهات زيجبي لتوسيع الاتصالات على مستوى الشبكة.
Palmiye ağaçları, Sakız Ağaçları yetişir.هذا يسمح للأشجار الصغيرة بالنمو.
Kayın ağaçları ormanın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır.تشكل أشجار الزان نسبة كبيرة من غابات هذه المنطقة.
Ormanların gençleştirilmesinde ağaçların kütükler oluşturularak kesilmesnin büyük önemi vardır.مناطق الغابات التي يُحرم فيها قطع الأشجار.
Ağaçları pembe beyaz çiçekler açar.النبات معمر أزهاره حمراء.
Bitki liflerinden ördüğü yuvasını ağaçların çatallı dallarının arasına kurar.تعهيش منفردة في حجرها الذي تحفره بين جذور الأشجار.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.وتنمو الشجرة ببطء ولها جذع قصير جدا.
Bitki örtüsü: palamut ağaçlari.جنب الدرج : من ألواح خشبية .
Çam ağaçları yapraklarıyla beslenirler.ها تتغذى على أوراق الشجر.
Türkiye'de badem ağaçlarında %40 oranında bulunurlar.ويوجد بمعتمدية سبيبة 40 بالمائة من أشجار التفاح على المستوى الوطني.
Maymunların ağaçları salıncak gibi kullanmalarına yardımcı olmak için uzun kolları ve bacakları vardır.فالقردة مثلاً تستخدم أيديها وأرجلها للإمساك بغصون الأشجار.
Sanırım o ağaçları kesen kişi Tom'du.أظن أن قاطع تلك الأشجار كان "توم".
Bu bahçe, ağaçların ölmesini önlemek için her yıl budanır.Este jardim é aparado todo ano prevenindo a morte das árvores.
İki ağaç da çeşitli ulusal yayınlarda yer almıştır ve ağaçların bulunduğu alan bir kent simgesi olmuştur.Ambas as árvores apareceram em numerosas publicações nacionais, e é um marco local.
Çekimler sırasında şiddetli fırtına ağaçların çalışanların etrafına yıkılmasına neden oldu.Durante as filmagens, ocorreu uma forte tempestade, derrubando árvores em torno deles.
Saint-Rémy'de iken Van Gogh zamanını dışarıda zeytin bahçelerinde ağaçları resmederek geçirmiştir.Van Gogh gastava seu tempo no hospício de Saint-Rémy fora do prédio, pintando as árvores dos olivais.
Zeytin ve meşe ağaçları ayrıca İtalya doğasının karakteristiğidir.Ambos, os carvalhos e as oliveiras, também são característicos da paisagem italiana.
Meyve ağaçları sayesinde ise dut pekmezi, üzüm pekmezi gibi ürünler de üretilmektedir.Devido a beleza de seus frutos, há quem os cultive como plantas ornamentais.
Manzara sadece çam ağaçlarıyla sınırlı değildir.É claro que o argumento não se restringe a séries de árvores.
Ağaçların Özal Hayatı.Salve as árvores.
Mezarlıklardaki meyveli ağaçların meyvelerinin yenmesi de helâldir. ^ " ss. 606-607.CONTACTOS Filarmónica de Covões – Rua do Cemitério – 3060-284 Covões Tel.
Kutsal Kitap döneminde, Kudüs, badem, zeytin ve palmiye ağaçlarından oluşan ormanlarla çevrelenmişti.Nos tempos bíblicos, Jerusalém foi cercada por florestas de amêndoa, azeitona e pinheiros.
Şimdi bu yamaçlar ardıç ağaçlarıyla kaplıdır.No momento, esta vista é bloqueada por árvores.
Númenor ve Gondor’un Ak Ağaçları’nın atasıdır.É um antepassado da Árvores Branca de Númenor e de Gondor.
Bu ormanlar sarıçam ağaçlarından oluşmaktadır.Esta Orquídea cresce sobre árvores.
Bu ağaçlar daha sonra aşılanarak fıstık ağaçlarına dönüştürülmüştür.Esses insetos são colados depois nos seus trabalhos de cerâmica.
Zeytin ve meşe ağaçları ayrıca İtalya doğasının karakteristiğidir.Eiken en olijfbomen zijn ook karakteristieke elementen van het Italiaanse landschap.
İndeksler genellikle B+ ağaçları, R-ağaçları ve bitmap'ler vasıtasıyla uygulanır.Om precies te zijn, databases gebruiken B-Trees, gebalanceerde bomen.
Unter den Linden ("Ihlamur ağaçlarının altı") Almanya başkenti Berlin'in Mitte ilçesinde bir bulvar.Unter den Linden (Nederlands: Onder de Linden) is een van de bekendste lanen in de Duitse hoofdstad Berlijn.
Rehber Bobby Joe kaçmayı dener ama ormanda ağaçların saldırısına uğrar.Bobby Joe vlucht het bos in, maar wordt daar aangevallen door levende bomen die haar vierendelen.
Kısa boylu bitkilerin üzerinde, ayrıca dal ve ağaçların yere yakın dalları üzerinde bulunurlar.Je hoort in zwak (maan)licht huizen en bomen langs de weg te kunnen zien.
Ateş ağaçları, dünyadaki "en renkli ağaçlar" olarak tanımlanabilir.De Gerbrandytoren is ook bekend als grootste kerstboom ter wereld.
Muz ağaçlarının gölgesinde yetişiyorsa daha aromatik bir tadı oluyor.Bij de in het wild groeiende planten blijft de bes zuur smaken.
Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder.De kunst is volgens Zeami: oud lijken maar nog steeds de bloem laten bloeien.
Eskiden burada ceviz ağaçları varmış.Hier waren vanouds veel houtzagerijen.
Dut ağaçları bolca alan kaplamaktadır.Bijvoorbeeld: Hoge bomen vangen veel wind.
Ağaçların Özal Hayatı.Het verborgen leven van bomen.
Tatar birliği etraftaki orman ağaçları arasına saklanırlar.De Zuidelijken verborgen zich in de omliggende bossen.
Ağaçları korumakla ve bekçiliğini yapmakla görevlidir.Ze hadden de plicht de bossen te onderhouden en toezicht te houden op het gebruik.
Ara ara ceviz ağaçları da bulunur.In een later stadium vestigen zich hier ook bomen.
Çok büyük ağaçları vardır.Pozostawiono duże drzewa.
Ağaçların yaşı bir hayli farklılık göstermektedir.Wiek rosnących drzew jest zróżnicowany.
Akşamları bütün sürü hep aynı ağaçların üzerine geri dönüp orada geceyi geçirir.Wracają tam sami wieczorem, odkrywają cały las takich drzew.

İlgili Sayfalar