Kötü bir diş ağrım var.I have a bad toothache.
Benim kötü bir mide ağrım vardı.I had a bad stomach-ache.
O, kötü bir baş ağrısı yaşadığını söyledi.He said he was suffering from a bad headache.
Korkunç derecede başım ağrıyor.I have a bad headache.
Başım çok kötü ağrıyordu. Bu yüzden erken yattım.I had a bad headache. That's why I went to bed early.
Korkunç ağrılarım var.I have terrible pains.
Ağır trafik gürültüsü beni bütün gece uyanık tuttu.The noise of the heavy traffic kept me awake all night.
Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th.
Çocuk büyük bir ağacın arkasında saklanıyordu.The child was hiding behind a big tree.
Boğazım ağrıyor ve hafif bir ateşim var.I have a sore throat and a slight fever.
Biliyorsun, sen beni ağlattın.You know, you made me cry.
Newton bir elmanın ağaçtan düştüğünü gördü.Newton saw an apple fall off a tree.
Ne ağır bir çanta!What a heavy bag!
Bu ne kadar yüksek bir ağaç!What a tall tree it is!
Neden ağlıyorsun?Why are you crying?
Siz niçin ağlıyorsunuz?Why are you crying?
Niçin ağzınız o kadar büyük?Why is your mouth so big?
Tomoko neredeyse ağlamaya başladı.Tomoko almost started to cry.
Tom kafasından ağır bir darbe aldı.Tom received a heavy blow on the head.
Tom bize başının ağrıdığını söyledi.Tom told us that he had a headache.
Tom çok fazla konuştu ve sırrı ağzından kaçırdı.Tom talked too much and let the secret slip.
Tom yüksek ağaca tırmanmaya çalıştı.Tom tried to climb the tall tree.
Tom Jack'ten on pound daha ağırdır.Tom is heavier than Jack by ten pounds.
Tony adını bir ağacın üstüne bıçakla kazıdı.Tony carved his name on a tree with a knife.
Ağlama. Yanlış bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Ağlama. Kötü bir şey yok.Don't cry. There's nothing wrong.
Lütfen beni bu ağrıdan kurtar.Please rid me of this pain.
Lütfen beni bu ağrıdan kurtarın.Please rid me of this pain.
Ağlamanın sebebi neydi?For what reason did you cry?
Ne sebeple ağladın?For what reason did you cry?
Sonunda ağlamaya başladı.At length, he began to cry.
Ağır ol, genç adam. İznin olmadan buraya giremezsin.Hold your horses, young man. You can't enter here unless you have a pass.
Tütünde ağır bir vergi vardır.There is a heavy tax on tobacco.
Uçurtma ağaçta sıkıştı.The kite got caught in the tree.
Çok sayıda ağaç kesildi.A lot of trees were cut down.
Bir sürü küçük kırmızı kuş her zaman ağaçlarda neşeyle şarkı söylüyor.Many little red birds always sing merrily in the trees.
Şimdi ağlamayı bırak.Now stop crying.
Ağrı çoğunlukla geçti.The pain has mostly gone away.
Ağır bir trafik sıkışıklığı beklememiştim.I hadn't bargained on such a heavy traffic jam.
Ağır çekim bir film izlemek gibiydi.It was like watching a slow motion movie.
Hikaye onu ağlattı.The story brought tears to her eyes.
İlaç onu mide ağrısından kurtardı.The medicine relieved him of his stomach-ache.
O başımı ağrıtıyor!That gives me a headache!
Bütün ağaca ne olur?What happens to all the wood?
Bu ağaçları kesme.Don't cut down those trees.
Ağaç rüzgardan devrildi.The tree was blown down.
Ağacın pek çok sürgünleri ve dalları vardır.The tree has too many twigs and branches.
Ağaç tayfunda devrildi.The tree fell over in the typhoon.
Ağaç meyvece verimlidir.The tree is abundant in fruit.
Ağaç meyve bakımından verimlidir.The tree is abundant in fruit.
Ağaç düşmek üzereydi.The tree was ready to fall down.
Ağaç yaklaşık çatı kadar yüksektir.The tree is about as high as the roof.
Ağaç kendiliğinden devrildi.The tree fell down by itself.
Ağaç çok uzadı.The tree grew very tall.
Ağaçlar otuz metre aralıkla ekilir.The trees are planted at intervals of thirty meters.
Ağacın gölgesi çimlere vuruyor.The tree throws a shadow on the grass.
Ağaç yıl boyunca yeşil kalıyor.The tree is green all year round.
Ağaçtaki tüm yapraklar sarardı.All the leaves on the tree turned yellow.
Ağacın altında uyumak hoştur.It is pleasant to sleep under the tree.
Ben ağaçtan bir dal kestim.I cut a branch from the tree.