Evimin etrafında büyük ağaçlar vardı.There used to be big trees around my house.
Benim evcil köpeğim ağır hastaydı.My pet dog was seriously ill.
Sevdiğin birinin kaybına çok uzun süre ağlama.Don't mourn over the loss of your loved one too long.
Biz ağaçların arasında yürüdük.We walked among the trees.
Washington'da şimdi kiraz ağaçları çiçek açtı.Cherry trees are now in bloom in Washington.
Yan tarafımda bir ağrı var.I've got a pain in my side.
İpi ağaca bağla.Fasten the rope to the tree.
Elmalar ağaçlarda büyür.Apples grow on trees.
Bütün elma ağaçları kesildi.All the apple trees were cut down.
Elma ağacının güzel bir çiçeği var.The apple tree has a beautiful blossom.
Elma ağaçları yaşlandı ve yenileri ekildi.The apple trees grew old and new ones were planted.
Elma ağaçlarının tohumdan yetiştiklerini bilmiyordum.I didn't know apple trees grow from seeds.
Elma ağaçtan düştü.The apple fell from the tree.
Ağaçta birkaç elma var, değil mi?There are a few apples on the tree, aren't there?
Bazı elmalar ağaçtan düştü.Some apples fell down from the tree.
Ağaçtan bir elma düştü.An apple fell off the tree.
Sincaplar ağaçlara tırmanmada çabuktur.Squirrels are nimble in climbing trees.
Lamba bir ağacın dalından askıya alındı .The lamp was suspended from the branch of a tree.
Aslan kocaman ağzını açtı ve kükredi.The lion opened its huge mouth and roared.
Çok üzgün olduğumuz zaman ağlarız.We cry when we are very sad.
Sıcak bir karşılamayla ağırlandık.We received a warm welcome.
Biz ağlıyoruz.We are crying.
Ağlamadan edemedik.We couldn't help weeping.
Biz yağmurdan dolayı bir ağacın altında sığındık.We took shelter from the rain under a tree.
Biz ağaçtan fındıkları salladık.We shook nuts from the tree.
Biz ağaçlarla çevrili bir otelde kaldık.We stayed at a hotel surrounded by trees.
O hepimizin en ağırıdır.He is the heaviest of us all.
Benim kutum seninkinin iki katı kadar ağırdır.My box is twice as heavy as yours.
En büyük ağabeyim bekardır.My oldest brother is single.
Evimin önünde bir kiraz ağacı var.There is a cherry tree in front of my house.
Evimin önünde uzun bir ağaç var.There is a tall tree in front of my house.
Bacaklarım hâlâ ağrıyor.My legs still hurt.
Benim ağabeyim bir öğretmendir.My older brother is a teacher.
Ağabeyim çok hızlı bir şekilde ev ödevini bitirdi.My elder brother finished his homework very quickly.
Ağabeyim felsefesi üzerine bir otoritedir.My elder brother is an authority on philosophy.
Köpeğimi bahçemizdeki ağacın altında uzanırken buldum.I found my dog lying under the tree in our yard.
Benim ağırlığım 58 kilodur.My weight is 58 kilograms.
Erkek kardeşim bir ağaçtan düştü ve bacağını kırdı.My brother fell off a tree and broke his leg.
Benim önerim caddeler boyunca daha fazla ağaç ekilmesidir.My suggestion is for more trees to be planted along the streets.
Sırtımdaki ağrı kötüleşiyor.The pain in my back is getting worse.
Annem sık sık baş ağrısı çeker.My mother often suffers from headaches.
Fırtına ağır kayıplar getirdi.The storm brought heavy losses.
Erkek kardeşim gürültü duyduğunda ağlamaya başladı.On hearing the noise, my brother started to cry.
Hastalığın ilk belirtileri ateş ve boğaz ağrısı.The initial symptoms of the disease are fever and sore throat.
Buz senin ağırlığını taşıyamayacak kadar ince.The ice is too thin to bear your weight.
Kız ağır kutuyu tek elle kaldırdı.The girl lifted the heavy box with one hand.
Kutu onun kaldıramayacağı kadar çok ağırdı.The box was too heavy for him to lift.
Kutu taşınılmayacak kadar çok ağır.The box is too heavy to carry.
Kutu çok ağırdı.The box was too heavy.
Kutu o kadar ağırdı ki onu taşıyamadım.The box was so heavy I could not move it.
Kutu o kadar ağırdı ki onu kaldıramadım.The box was so heavy that I couldn't lift it.
Caddenin her bir tarafında kiraz ağaçları var.There are cherry trees on each side of the street.
Ağrı onun dayanabileceğinden daha fazlaydı.The pain was more than he could stand.
Heykel bir blok kiraz ağacından oyuldu.The statue was carved from a block of cherry wood.
Haberi duyduğumda ağlayacak gibi hissettim.I felt like crying when I heard the news.
Adam düşmüş ağacın üzerinde oturuyordu.The man was sitting on a fallen tree.
Genç tek eliyle ağır kutuyu kaldırdı.The boy lifted the heavy box with one hand.
Çocuk ağlamaya başladı.The boy began to cry.
Büyük çirkin ağaç evin güzelliğini yok eder.The big ugly tree destroys the beauty of the house.
Çanta büyüktü ve dahası ağırdı.The bag was big, and moreover, it was heavy.