ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu şekilde bir ağız kavgasına son vermeliyiz.We must put an end to this kind of quarrel.
Masada dolu ağızla konuşmamalısın.You shouldn't speak with your mouth full at table.
Önemsiz şeyler üzerinde birbirleriyle ağız dalaşına girdiler.They fell out with each other over trifles.
Hep bir ağızdan cevap verdiler.They answered in chorus.
Ağızlarını kapalı tutsalardı iyi olurdu.They had better have kept their mouths shut.
Ağız yaram ağrıyor, bu yüzden gerçekten yemek yiyemiyorum.My canker hurts, so I can't really eat.
Utanmadan onu ağızdan öptü.She kissed him without shame, on the mouth.
İyi ağız hijenine sahip olmak önemlidir.Having good oral hygiene is important.
Rehineler bağlandı ve ağızları kapatıldı.The hostages were bound and gagged.
Buruna basarsanız, ağız açılır.If you press the nose, the mouth opens.
Ben elden ağıza yaşıyorum.I live from hand to mouth.
Söz ağızdan bir kere çıkar.Words once uttered cannot be recalled.
Keskin ağızlı bir bıçak aldım.I received a knife with a sharp blade.
Kapalı bir ağız sinek yakalayamaz.A closed mouth catches no flies.
Tom'un annesi ona dolu ağızla konuşmamasını söyledi.Tom's mother told him not to talk with his mouth full.
Açık ağızla gülme.Don't laugh with your mouth open.
Tom'un ağız kokusu var ve arkadaşları ona çok yaklaşmak için isteksiz.Tom has halitosis and his friends are reluctant to get too close to him.
Neden kadınlar gözlerine makyaj yaparken ağızlarını açıyor?Why do women open their mouths when they apply makeup to their eyes?
Köpeğin neden bir ağızlık takmıyor?Why doesn't your dog wear a muzzle?
Tom hep sıkı ağızlıydı.Tom was always secretive.
Tom ağız dalaşına girmek istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to get into a shouting match.
Tom her zaman sıkı ağızlı.Tom is always secretive.
Hep bir ağızdan şarkı söyledik.We all sang in unison.
Meryem Tom'un kendisine ağız spreyi almasından gücendi.Mary was offended when Tom bought her some breath freshener.
Sen şom ağızlısın.You are like cassandra.
Sen her zaman çok sıkı ağızlısın.You're always very secretive.
Mary orada açık ağızlı ve suskun durdu.Mary stood there, open-mouthed and speechless.
İki kulağımız ve bir ağız var, bu nedenle söylediklerimizden daha çok dinlemeliyiz.We have two ears and one mouth, so we should listen more than we say.
Açık ağızla çiğnemeyi bırakır mısın?Can you stop chewing with your mouth open?
Hep bir ağızdan konuşmayın.Don't all speak at once.
Bazı yaşlı insanlar sadece yerel ağızla konuşur.Some of the older people only speak the local dialect.
Suaygırlarının kocaman ağızları var.Hippos have huge mouths.
Yutak, boğazın ağız ve burnun arkasında kalan kısmıdır.The pharyngeal part of the throat is behind the nose and mouth.
Sık sık ağız kuruluğu yaşıyor musunuz?Do you regularly experience dry mouth?
Dave Moss: Büyük hayalleri ve planları olan koca ağızlı bir satıcı.Dave Moss: A big-mouthed salesman with big dreams and schemes.
Dokuz aylık olduklarında ağız, hortum ve ayak koordinasyonları mükemmelleşmiştir.By nine months, mouth, trunk and foot coordination is perfected.
Sözlü olarak ekolokasyon sinyallari yayarlar ve bu nedenle navigasyon için açık ağızlarıyla uçarlar.They emit echolocation signals orally, and thus fly with their mouths open for navigation.
Bağırsağın bir kısmı yerinde dururken ağız ve anüs yeni yerlerine gider.Part of the gut is retained but the mouth and anus move to new positions.
Mandibular ve maksiller kaninler ağızdaki en uzun dişlerdir.The mandibular and maxillary canines are the longest teeth in the mouth.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.This is what they say.
Uygulayıcı testileri ağızlarından kavrayarak, belli bir duruşta hareketler yapar.As they train, they are tested to determine their rank.
Bu dişler kişi altı yaşına gelene kadar ağızda bulunan tek dişlerdir.These teeth are the only ones in the mouth until a person is about six years old.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.A half dozen met in response.
Ağız çalkalamadaki hidrojen peroksit bir oksitleyici olarak kullanılabilir (örneğin Peroksil,% 1.5).Hydrogen peroxide can be used as an oxidizing mouthwash (e.g. Peroxyl, 1.5%).
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.When heat is applied it shrinks tightly over whatever it is covering.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.It then uses its mandibles to draw the food into its mouth.
Alkol ağız kokusunu artırır.Alcohol multiplies the effect.
Hard candy (Türkçe: Sert şeker), ağızda yavaş yavaş çözülen bir şekerleme türüdür.Hard candy is a type of candy made to dissolve slowly in the mouth.
Birbirlerinin isimlerini dahi ağızlarına almazlar.They don’t utter each other’s name.
Ağız yoluyla kullanılır.It is used by mouth.
Ağrı ili ağızları.Kars ili ağızları.
Ağız yoluyla tablet olarak yutulabilir.It is taken by mouth as a tablet.
Çoğu örümcek insan derisini delebilecek ağız yapılarına sahip değildir.Many spiders do not have mouthparts capable of penetrating human skin.
Cuthbert, yüksek diz boyu ve ağız açıklığıyla farklı bir çalışma tarzına sahipti.Cuthbert had a distinctive running style, with a high knee lift and mouth wide open.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Could shoot fire from its wrists and mouth.
Silindir biçimli olup ağızları dilinin üstü dahil çok keskin dişlerle doludur.They have mouths full of sharp teeth, even on the tongue.
Dentisyon, dişlerin gelişimi ve ağızdaki konumlanması ile alakalıdır.Dentition pertains to the development of teeth and their arrangement in the mouth.
Bunlardan ilki ağızdan sürekli ve engelsiz çıkan ünlü seslerdir.These were marvelous, unforgettable morning hours.
İshal El, ayak, ağız hastalığı için özel bir tedavi yoktur.Currently, there is no specific curative treatment for hand, foot and mouth disease.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Team Two: Mouth-to-mouth.
İlgili Sayfalar