ağırlık ile cümle
ağırlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Geliştirici ağırlıklı olarak TV dizilerinin ve filmlerin üzerinde çalışmalar yaptı.A desenvolvedora trabalha principalmente em títulos licenciados de filmes e de programas de TV.
Yahudi nüfusunun ağırlıklı olduğu şehirler arasında Berlin, Frankfurt ve Münih bulunmaktadır.Grandes cidades com uma população judaica significante incluem Berlim, Frankfurt e Munique.
Ama kütle ve ağırlık birbirinden farklı kavramlardır.Na física, massa e peso são grandezas diferentes.
Oyunda ağırlıklı olarak olaylara Max'in bakışı açısından yaklaşılmaktadır.Com base neste apanhado sobre a obra de Max.
Bu kuvvet ağırlık olarak adlandırılır.Essa força foi chamada de força forte.
Ağırlıklı olarak sone ve terza rima nazım şekillerini kullandı.Como e porque a Cúria Romana realiza os Exercícios Espirituais.
Şirket ağırlıklı olarak Kansai bölgesinde hizmet vermektedir.Este grupo especializa-se na realização de actividades na região de Kansai.
Bilim adamları başta fizik konuları ağırlıklı olarak uğraşırlar.Os cientistas lidam principalmente com temas de física.
Ağırlıklı olarak Makedonca konuşulmaktadır.Hier wordt ook wel Macedonisch gesproken.
Ağırlıklı olarak Harley-Davidson motosikletleri kullanmaktadırlar.Zij reden bij voorkeur op Harley-Davidson-motorfietsen.
Uzun dönemdeyse firma kullanımları ağırlıklıdır.In lange bedrijfskolommen wordt de belastingdruk heel zwaar.
Şarkı, ağırlıklı olarak New Wave müziğinin etkisindedir.Hun muziek kan onder new wave gecategoriseerd worden.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.In elke 65 seconden durende cyclus ervaren zij ongeveer 25 seconden van gewichtloosheid.
Kütle ve ağırlık.Gewicht en vermogen.
Kriminalpolizei ağırlıklı olarak tecavüz, cinayet ve kundaklama gibi ciddi suçlarla ilgileniyordu.De Kriminalpolizei hield zich voornamelijk bezig met ernstige misdaden, zoals moord en verkrachting.
Ağırlıklı olarak çelikten yapılırlar.Ze zijn gemaakt van gehard staal.
Kentin ağırlıklı kısmı Protestan'dır.De familie uit het verhaal is protestants.
Müzede ağırlıklı olarak İspanyol sanatının eserleri sergilenmektedir.Het museum is vooral gewijd aan Spaanse kunst.
Birleşik Devletler, Kanada ve Avrupa'da el işlerinde kullanılan iplik topları ağırlık ile satılır.In de Verenigde Staten en Canada wordt het spel verkocht onder de naam ARMA: Combat Operations.
Baekje sanat çalışmalarında Budist temaları ağırlıktadır.In Paekche kunst zijn boeddhistische thema's sterk vertegenwoordig.
Nüfus ağırlıklı olarak Şii'dir.De bevolking is hoofdzakelijk sjiitisch.
Raket, herhangi bir boyut, şekil ve ağırlıkta olabilir.Rackets kunnen variëren in vorm, gewicht en basismateriaal.
Geçim kaynağı ağırlıklı olarak fındık üretimidir.Het reactieproduct is een viskeuze hars.
Ağırlıklı olarak milliyetçi ve muhafazakâr bir tutum içinde oldu.Hij groeide op in een grootburgerlijk en beschermd milieu.
Araç, ağırlıklı olarak Brezilya ve Latin Amerika pazarında satılmaktadır.In de nieuwe fabriek zullen vrachtwagens worden geassembleerd voor Brazilië en de Zuid-Amerikaanse markt.
Çekirdek aile yapısı ağırlıktadır.De familie Bouwhuis maakt zich ongerust.
Andorra yerel ligi yarı zamanlı olduğu için, oyuncular ağırlıklı olarak amatördür.Omdat geen van beide prinsen in Andorra woont, is hun rol bijna volledig symbolisch.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Hiermee kwam in feite een einde aan het Verdrag van Versailles.
Tad ve ilk izlenim kriterleri yüksek ağırlıkta olmak üzere, jüri tarafından verilen tüm notlar derlenir.In de eerste fase, de voorselectie, worden alle inschrijvingen door de productiejury doorgenomen.
Özet olarak, bir otomobilin yürüyen aksamının kaldırabileceği azami ağırlıktır.Hiermee wordt aangeduid hoeveel kubieke meter een vrachtwagen kan laden.
Ele geçen çanak çömlek buluntusu ağırlıklı olarak gaga ağızlı testilerdir.Het hebben van een (prominente) onderkin wordt als lelijk ervaren.
Gökada, ağırlıklı olarak 12 milyar yıldan önce oluşmuş yaşlı yıldızlara sahiptir.Het sterrenstelsel bestaat louter uit oude sterren, die miljarden jaren geleden zijn ontstaan.
Bir mecliste tartışılabilecek - ya da o anda tartışılan- konular ağırlıktadır.De discussie gaat dan over in een woordenwisseling of - vaak in het verlengde hiervan - in ruzie.
Oyunların resmî programında 27 farklı spor dalına ağırlık verilmektedir.De sportclub heeft 27 actieve afdelingen.
Gitar olarak tercihi ağırlıklı olarak Fender Stratocaster'dır.Hij speelt bijna uitsluitend op Fender Stratocaster-gitaren.
İşkolunda etkinlik gösteren kuruluşlar ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi'nde yer almaktadır.De bedrijven in de sector zijn voornamelijk gelegen in de Marmara-regio.
Ettinger, 1999 yılı ile birlikte orkestra şefliğine ağırlık vermiştir.Van der Weerd dirigeerde het orkest tot 1997.
Ağırlık kaybı % 4-15 olur.De hardheid is 4 tot 4,5.
Bu gücü ağırlıklı biçimde Amerikan unsurları oluşturuyordu.Onder deze kolonisten groeide een sterk Amerikaans zelfbewustzijn.
Yörük ağırlıklı bir yerdir.Het postorbitale is een fors element.
Ağırlık 15-40 g.Ciężar 15-40 g.
STS-7 ile uçan en son standart ağırlık tankı yaklaşık olarak 35. 000 kilogram olarak ölçülmüştür.Ostatni ciężki zbiornik, który poleciał w misji STS-7, miał masę 35 ton.
Yeni WWE Cruiserweight Championship kemerinin ağırlık sınırı 205 lbs (93 kg) kabul edilmiştir.Nowy Cruiserweight Championship posiada również zmniejszony limit wagi (do 93 kilogramów).
Ağırlıklı olarak Makedonca konuşulmaktadır.Posługują się językiem macedońskim.
Öğrenciler arası işbirliğine daha çok ağırlık veren ????Strażnice podporządkowane bezpośrednio brygadzie.??
Eğer bütün ağırlıklar birbirlerine eşitlerse sonuç aritmetik ortalamanın aynısıdır.Jeśli wszystkie wagi są równe, średnia ważona jest równa średniej arytmetycznej.
Crazy legs Bacakların hızlı hareket ettirilmesi ve bacak hareketlerinin ağırlıkta olduğu şeklidir.Crazy legs – (ang. szalone nogi) Styl polegający na szybkich ruchach nogami.
Böylece yörede ağırlık Ürgüp ve Nevşehir'e doğru kaydı.Wśród mieszkańców budził strach i przerażenie.
Fakat asıl yük ve ağırlıkları tam olarak bilinmiyordu.Wymiary i waga nie są znane.
Şah ağırlıklı olarak Londra yakınlarında büyüdü.Jego siły rosły w miarę zbliżania się do Londynu.
Tam Teçhizatlı Azami Ağırlık: 550 kg.Dopuszczalna masa całkowita: 350 kg.
Çünkü roketlerin çok yüksek ağırlık oranı vardır.Liczą na to, że rakiety są dość skuteczne.
Bu iki kişinin yanında, mekânın betimlemesine de ağırlık verilmiştir.Obie postacie patrzą na siebie z powagą rozumiejąc wagę tego wydarzenia.
Hollanda'da din, ağırlıklı olarak 20. yüzyıla kadar Hristiyanlıktı.Holandia była historycznie głównie krajem chrześcijańskim, aż do końca XX wieku.
Terim ağırlıklı olarak İskandinav ülkelerinde kullanılmaktadır.Podlega próbom pracy w krajach skandynawskich.
Albüm ağırlıklı olarak coverlardan oluşmaktadır.Album składa się przeważnie z coverów.
Evler ağırlıklı olarak betonarmedır.Domy miały pokaźne rozmiary.
Mutfağı çok zengin olup, kırmızı et ağırlıklıdır.Tłuste, czerwone mięso ryby jest bardzo smaczne.
Bu süre içerisinde erkek hayvanlar ağırlıklarının %25'ini kaybedebilir.W tym czasie ziarna mogą zwiększyć swoją masę o 25%.
Ağırlıklı olarak Harley-Davidson motosikletleri kullanmaktadırlar.Został zbudowany prototyp motocykla przedsiębiorstwa Harley-Davidson.