Ana içeriğe geç
Sözlük

ağır ağır ile cümle

ağır ağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ağırlıklı olarak manzaraları resmediyor.Tom mainly paints landscapes.
Tom Mary'nin en az iki katı kadar ağır.Tom is at least twice as heavy as Mary.
Tom Mary'nin oldukça ağır olduğunu söyledi.Tom said Mary was quite heavy.
Tom biraz ağır.Tom is kind of heavy.
Senin bavulun benimkinden daha ağır.Your suitcase is heavier than mine.
Tom'un ağırlığının ne kadar olduğunu biliyor musun?Do you know how much Tom weighs?
Valizinizin ağırlığı ne kadar?How much does your suitcase weigh?
Bu paket ağır değil.This package isn't heavy.
Tom oldukça ağırdır.Tom is quite heavy.
Hop hop, ağır ol bakalım.Whoa, wait a second there.
Yaklaşık otuz kişi ağır yaralandı.About thirty people were severely injured.
Tom'un ağırlığını tahmin etmeye çalıştım.I tried to guess Tom's weight.
Tom ağır hasta değil.Tom isn't seriously ill.
Evliliğin boyunduruğu o kadar ağırdır ki onu taşımak iki kişi gerektirir-bazen üç.The yoke of marriage is so heavy that it takes two people to carry it – sometimes three.
Tom ve Mary yaklaşık olarak aynı ağırlıktadır.Tom and Mary are approximately the same weight.
Tom yaklaşık olarak Mary ile aynı ağırlıktadır.Tom is approximately the same weight as Mary.
Tom, sizinle yaklaşık olarak aynı ağırlıkta.Tom is approximately the same weight as you.
Tom yaklaşık olarak benimle aynı ağırlıkta.Tom is approximately the same weight as me.
Tom yaklaşık olarak seninle aynı ağırlıkta.Tom is about the same weight as you.
Tom ağır sigara tiryakisiydi.Tom used to be a heavy smoker.
Bavulum çok ağır.My suitcase is very heavy.
Bu bavul ağır.This suitcase is heavy.
Sana yardım edeyim. Çantaların çok ağır görünüyor.Let me help you. Your bags look very heavy.
Çölde, suyun ağırlığı altın değerindedir.In the desert, water is worth its weight in gold.
Sami, doğum yerine ait ağır Arap aksanıyla konuşur.Sami speaks with the heavy Arabic accent of his birthplace.
Sami, Leyla'ya oldukça ağır bir meth dozu enjekte etti.Sami injected Layla with a pretty heavy dose of meth.
Sami 45 kilo ağırlığındaydı.Sami weighed a hundred pounds.
Sami 46 kilo ağırlığındaydı.Sami weighed 46 kilos.
Sami daha da ağır içti.Sami drank even heavier.
Tom hayatının çoğunda ağır bir sigara içicisiydi.Tom was a heavy smoker most of his life.
Tom hayatının çoğunda ağır bir sigara tiryakisiydi.Tom was a heavy smoker most of his life.
Babası öldükten sonra Tom ağır biçimde içki içmeye başladı.After his father's death, Tom started drinking heavily.
Tom ağır bir sigara tiryakisiydi.Tom was a heavy smoker.
Bu kutu ne kadar ağır?How heavy is that box?
Ağır kar yağışı Tom'un gelişini geciktirdi.Heavy snow delayed Tom's arrival.
Bu kağıt ağırlığı büyük babama mı aitti?This paperweight belonged to my grandfather?
Tom ve Mary tam olarak aynı ağırlıktadır.Tom and Mary are exactly the same weight.
Sami ziyaretçileri ağırladı.Sami welcomed the visitors.
Bu kağıt ağırlığı dedeme aitti.This paperweight belonged to my grandfather.
Tom ağır kapıyı itti.Tom pushed the heavy door.
Kurşun, alüminyumdan çok daha ağırdır.Lead is much heavier than aluminum.
Tom'dan çok daha ağırım.I weigh a lot more than Tom does.
Tom bir ağır tiryaki, değil mi?Tom is a heavy smoker, isn't he?
Tom ağır bir uykucu, değil mi?Tom is a heavy sleeper, isn't he?
Tom oldukça ağır.Tom is pretty heavy.
Tom meyve-sebze ağırlıklı besleniyor.Tom eats a plant-based diet.
Tom ağırlık kaldırmaya başladı.Tom started lifting weights.
Tom benden bir buçuk kilo daha ağır.Tom is three pounds heavier than I am.
Kayin, "Cezam kaldıramayacağım kadar ağır" diye karşılık verdi.And Cain said to the Lord: My iniquity is greater than that I may deserve pardon.
Şuan o hastanede ve durumu ağır.Now he is in the hospital in critical condition.
Şimdi iyi, ne çok ağır ne de çok hafif.It's fine now, neither too heavy nor too light.
Mary ağırbaşlı kıyafetler giyiyor.Mary is wearing demure clothes.
Ağırlığını koydu.It was a power move.
Bu buzdolabı çok ağır.This refrigerator is very heavy.
Tom'un ağır bir İskoç aksanı var.Tom has a thick Scottish accent.
Televizyon çok ağır.The TV is really heavy.
Onun fırçası çok ağırıma gitti.I was deeply offended by his scolding.
Hava, ağırlıklı olarak azot ve oksijenden meydana gelir.Air is primarily made up of nitrogen and oxygen.
NATO üyeliğinin bedeli çok ağırdır.NATO membership is very costly.
Suaygırları çok ağırdır.Hippopotamuses are very heavy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod