Ana içeriğe geç
Sözlük

açmak ile cümle

açmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tom kendi restoranını açmak istedi.أراد توم فتح مطعمه الخاص.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Os relâmpagos provocam a morte a cerca de 60 pessoas por ano.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Isso resulta em cerca de 12 500 mortes por ano desde 2006.
Bu sahneler sonradan Michelangelo'nun Son Hüküm freskine yer açmak için tahrip edilmiştir.Essas obras foram mais tarde destruídas para criar um espaço para o Julgamento Final de Michelangelo.
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.De volta ao apartamento, Betty abre a caixa e desmaia.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.O assunto é motivo de muitas discussões e especulações.
Bu zaman zaman Tuğçe ve Cem arasında gerginliğe yol açmaktadır.Pode amplificar tensão e corrente, até centenas de vezes.
Avusturya Yeni Tünel Açma Yöntemi, 1957 ile 1965 yılları arasında tünel açmak için geliştirilen metottur.O novo método de Tunelamento Austríaco foi desenvolvido entre 1957 e 1965 na Áustria.
İklim değişikliği dünyada biyolojik değişikliklere yol açmaktadır.Uma perspectiva semelhante foi adoptada em relação a mudanças biológicas.
Bunaklıkları başlarına değişik maceralar açmaktadır.O destino os prepara várias separações.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Novas janelas abrem para frente (como a abertura de um aplicativo no iOS).
Yakın çevrede bir buz pateni pisti açmak ve soğutma ünitelerini kullanmaya karar verdiler.Decidiram usar seus equipamentos de refrigeração em excesso para abrir uma pista de gelo nas proximidades.
Kapıyı açmak için kırmak zorundaydık.Tivemos de quebrar a porta.
Kutuyu açmak için daireye döndüklerinde Betty aniden ortadan kaybolur.Als hij terugkomt in de motelkamer blijkt Beth weg te zijn.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dit zorgt voor spanningen in hun relatie.
Bu da sonunda büyük ihtimal hırpalanacağı yanlış anlamalara yol açmaktadır.Dat is het begin van iets wat uiteindelijk verkeerd zal aflopen.
Bu zaman zaman Tuğçe ve Cem arasında gerginliğe yol açmaktadır.Er ontstaat steeds meer jaloezie en spanningen tussen de drie.
Ormanlar ve çayırlar, tarım alanı açmak için yakılmaktadır.Bossen worden hier gekapt of verbrand om plaats te maken voor landbouwgrond.
Ertesi sabah Noel günü, aile salonda bir araya gelmiş, hediyelerini açmaktadır.De volgende ochtend komt de familie naar beneden, om blij de cadeaus uit te pakken.
Klasik etimolojiye göre, Latince aperire (açmak); ağaçların çiçek açmaya başladığı mevsimi ima eder.De kunst is volgens Zeami: oud lijken maar nog steeds de bloem laten bloeien.
Ancak bu durum ilçedeki nüfusun özellikle büyük kentlere gitmesine yol açmaktadır.Hierdoor kan men zich, met name in bepaalde stadsdelen, onveilig voelen.
Bir başka görüşe göre, Nieto kral ve kraliçe için kapıyı açmaktadır.De Nho-Zems roepen wraak te zullen nemen op de perenkoning en koningin.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Er werden grote gietijzeren ramen in de oude (daarvoor vergrote) vensters geplaatst.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Echter betekent dit ook zijn eigen dood.
Evde, parti sırasında Buffy hediyeleri açmaktadır.Podczas uroczystości jubilatka otrzymuje prezenty.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Nad oknem wyrzutowym zamocowano odbijacz łusek (były odbijane do przodu).
Kişi, başkasına dava açmak için bir avukattan yardım alabilir.Sąd może ustanowić dla osoby, której postępowanie dotyczy, adwokata z urzędu.
Genelkurmay, Easterhazy hakkında dava açmak zorunda kaldı.Sąd rejonowy w Kielcach wydał wyrok w sprawie afery starachowickiej.
Ancak iptal davası açmak mümkündür.Wszczęcia postępowania może domagać się tylko państwo postępowania.
Herz dava açmak istedi ancak kaynak bulamadı.Żołnierz zaczął jej szukać, jednak nie mógł znaleźć żadnego źródła.
Bu da yıldızın nispeten sönük görünmesine yol açmaktadır.Nie jest wykluczone, że jest to gwiazda rozbłyskowa.
Işığı açmak ister misin?Chcesz zapalić światło?
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Sjukdomen orsakar ca 12 500 dödsfall varje år (2006).
"Açmak" fiilinde de aynı durum söz konusudur.Det är på liknande sätt med ordet brorsbarn.
Bu durum genç nüfusun dışarıya gitmesine yol açmaktadır.Denna erfarenhet resulterar till att ungdomen/individen tagit sig ut på arbetsmarknaden.
Savaş zamanında, ordunun önünde giderek yol açmak ve köprü yapmakla görevli askerlerdir.Jag går till det land där ovan Soldater, modigt framåt gå
DVD-RW'nin aksine yer açmak için silinmesine gerek kalmadan tekrar yazılabilir.DVD-R-skivor måste avslutas innan den kan spelas upp.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.På så vis försvåras fusk och spekulation.
Bu şöyle bir çelişkiye yol açmaktadır; R=R0 ve R<R0.Це призоводить до суперечності: R=R0 та R<R0.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Через грозу помирає близько 60 людей на рік.
Açmak için en az üç anahtardan iki tanesi gerekir.Для її відкриття слід завершити принаймні дві інші.
Eylül - Ekim ayları arasında görülen kasırgalar bazen büyük yıkımlara yol açmaktadır.З серпня по жовтень вирують урагани, часто виробляють сильні спустошення.
Bu iklim özeliği İlçede aynı anda farklı iklimlerin oluşmasına yol açmaktadır.Гармонія душі веде, в той же час, до щастя.
Soyut resim çalışmaları yapan İlhan İrem zaman zaman kişisel resim sergileri açmaktadır.Ільхан Ірем, який робить твори абстрактного живопису, періодично відкриває персональні виставки живопису.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.V důsledku zasažení bleskem umírá každý rok kolem 60 lidí.
Büyüyünce kendi restaurantını açmak istiyor.Rozhodne se proto otevřít vlastní restauraci.
Toplantının amacı, English Football League'den ayrılmanın yolunu açmaktı.Jeho vystoupení nezabránilo klubu, aby sestoupil do English Football League Championship.
Bunun nedeni uzun namlulu topa ve bunu kullanacak mürettebata yer açmaktı.Vyskytl-li se nějaký problém, musela si s ním posádka poradit sama.
Bir kısmı deriyi delerek galariler açmak suretiyle beslenir.Plž hvězdici kousek po kousku požírá zaživa.
Kişi, başkasına dava açmak için bir avukattan yardım alabilir.Zaměstnanec může dát výpověď z jakéhokoli důvodu.
El açmak için en az 101 sayınız olmalıdır.Pro jejich přijetí byla zapotřebí podpora minimálně 50 poslanců ze 101.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Dohady se vedou i kolem jeho smrti.
Bu sahneler sonradan Michelangelo'nun Son Hüküm freskine yer açmak için tahrip edilmiştir.První tři jmenované výjevy později ustoupily fresce Posledního soudu od Michelangela Buonarottiho.
Riskler insanların gelecekteki hayatlarına negatif etkisi olacağı şeklinde endişeye yol açmaktadır.Další oběti na životech by byly škodlivé pro budoucnost naší věci.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Fulgerul ucide circa 60 de oameni pe an.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.Acest lucru a fost subiectul unor controverse și speculații.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Aceasta duce la circa 12.500 de decese pe an conform datelor din 2006.
II. Bayezid'in doğum tarihi tarihçiler arasında tartışmaya yol açmaktadır.Data controversată a nașterii lui Baiazid al II-lea este argumentată de istorici.
Yakın çevrede bir buz pateni pisti açmak ve soğutma ünitelerini kullanmaya karar verdiler.De îndată, el a poruncit să i se dea o cupă cu apă cu gheață și i-a făcut semn să se așeze.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod