Bu etik midir, onu kapatıp açmak?Este moral sa il tot conectezi si deconectezi?
Bu etik midir, onu kapatıp açmak?스위치를 껐다 켜는 것이 윤리적일까요?
Bu etik midir, onu kapatıp açmak?Seria ético liga-lo e desliga-lo?
Bu etik midir, onu kapatıp açmak?Этично ли выключать его и включать?
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Astfel ca ceea ce mi-as dori astazi este sa purtam un fel de discutie.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Aujourd'hui, je voudrais donc avoir un genre de discussion.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Dlatego chciałbym dzisiaj to przedyskutować.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Dnes bych tedy rád zkusil něco jako diskuzi.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Dus wat ik vandaag wil doen is iets van een discussie voeren.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Jadi yang ingin saya lakukan hari ini adalah mengadakan sebuah diskusi.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.그래서 오늘 제가 하고자 하는 것은 토론을 한번 가져보는 것입니다.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Por isso, o que eu gostaria de fazer hoje era ter uma espécie de discussão.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Quindi ciò che vorrei fare oggi è tenere una sorta di discussione.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Så det, jeg gerne vil gøre i dag, er at have noget af en diskussion.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Szóval ma azt szeretném csinálni, van egyfajta vitám.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Así que lo que me gustaría hacer hoy es discutir un poco.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Vậy điều tôi muốn làm hôm nay đó là có một cuộc thảo luận nho nhỏ.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Was ich heute machen möchte ist eine Art von Diskussion.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Σήμερα λοιπόν θα ήθελα να κάνουμε ένα είδος συζήτησης.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Онова, което бих искал днес, е да има нещо като дискусия.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.Сегодня я хотел бы организовать нечто типа диспута.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.אז מה שאני ארצה לעשות היום הוא לנהל סוג מסויים של דיון.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.لذا فما أريد فعله اليوم هو أن نحصل على شئ للنقاش.
Bugün burada, bir tartışma açmak istiyorum.議論をしてみたいと思う まず最初に
Bugün konuşmamı, size Chris Stevens isimli bir Amerikalı'dan bahsederek açmak istiyorum.Ich möchte heute beginnen, indem ich euch von einem Amerikaner Namens Chris Stevens erzähle.
Bugün konuşmamı, size Chris Stevens isimli bir Amerikalı'dan bahsederek açmak istiyorum.저는 오늘 크리스 스티븐스라는 미국인에 대한 말씀을 먼저 드리려고 합니다.
Bugün konuşmamı, size Chris Stevens isimli bir Amerikalı'dan bahsederek açmak istiyorum.Me gustaría empezar hoy hablándoles de un americano llamado Chris Stevens.
Bugün konuşmamı, size Chris Stevens isimli bir Amerikalı'dan bahsederek açmak istiyorum.اود ان ابدأ حديثي اليوم باخباركم عن شخص امريكي يدعى كريس ستيفنز.
Bugün konuşmamı, size Chris Stevens isimli bir Amerikalı'dan bahsederek açmak istiyorum.クリスは カリフォルニア州の グラスバレーという町に生まれました
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Acesta este produsul descompunerii rocilor, în care organismele sunt ocupate să își facă loc.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Es el resultado de la descomposición de la piedra, que los organismos ocupadamente consumen.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Es ist ein Zerfallsprodukt des Felsgesteins, durch den sich die Organismen emsig durchfressen.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Het is het afbraakproduct van het moedergesteente, waar organismen hun weg door vreten.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Il s'agit du produit de décomposition de la roche, dans lequel les organismes mâchonnent leur chemin.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Je to dôsledok porúch v podloží, ktorým sa predierajú organizmy.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.이건 유기체들이 계속 우적우적 씹어 먹어서 부서져 나간 기반암의 산물입니다.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Produkt rozpadu skały macierzystej, przez którą przegryzają się te organizmy.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Това е продуктът от разлагане на основата, през която организмите зи проправят път чрез дъвкане.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Это продукт распада коренной породы, в котором неутомимые организмы прогрызают себе дорогу.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.הוא תוצאה של תהליך כרסום של הסלע שהאורגניזמים הללו מכרסמים את דרכם בו
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.فهي نتاج تفتت الطبقة الأساسية ، بسبب كل تلك الكائنات التي تحاول شق طريقها.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.捕食した結果です 岩盤から鉄とマンガンの成分を 取り出し酸化させます
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Anna et Johan arrivent bientôt dans un parc national situé juste à l'extérieur de Bruxelles.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Den fräna doften orsakas av upp till 40 olika kemikalier som avges från gödseln som traktorn sprider.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Den krasse lugt skyldes de hele 40 forskellige kemiske stoffer, der udsendes fra gyllen. Ammoniak (NH
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.En poco tiempo, Anna y Johan entran en el parque nacional situado a las afueras de Bruselas.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Este cheiro nauseabundo é causado por quarenta substâncias químicas diferentes emitidas pelo adubo. O amoníaco
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Oster vonj povzroča nič manj kot 40 različnih kemijskih substanc, ki jih oddaja gnoj. Amoniak (NH
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Pian Anna ja Johan saapuvat aivan Brysselin ulkopuolella sijaitsevaan luonnonpuistoon.
Bu konser sırasında açmak için vardır.Il doit s'ouvrir pendant le concert.
Bu konser sırasında açmak için vardır.Nó có để mở trong buổi biểu diễn.
Bu konser sırasında açmak için vardır.Tem que abrir durante o show.
Bu konser sırasında açmak için vardır.Tiene que abrir durante el concierto.
Bu konser sırasında açmak için vardır.יש לפתוח במהלך הקונצרט.
Bu konser sırasında açmak için vardır.انها لفتح خلال الحفل.
Bu konser sırasında açmak için vardır.なぜでしょうか?それは楽しいだろう。
Bunun yerine onlara kapılar açmak istemez miyiz?Czemu zamiast tego nie otworzyć przed nimi drzwi?
Bunun yerine onlara kapılar açmak istemez miyiz?Est-ce que nous ne voulons pas plutôt leur ouvrir des portes ?
Bunun yerine onlara kapılar açmak istemez miyiz?그러지 않고 아이들에 좀 더 많은 기회를 줄 수는 없는 걸까요?
Bunun yerine onlara kapılar açmak istemez miyiz?Não quereremos antes abrir-lhes portas?