açmış ile cümle
açmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.As ruas não são executados com leite, nem na primavera que eles abrem-los com ovos frescos.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Az utcák nem fut a tej, sem a tavaszi időben vajon előkészítik őket friss tojás.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Các đường phố không chạy với sữa, cũng không phải trong thời gian mùa xuân làm họ mở chúng với tươi trứng.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.De straten lopen niet met melk, noch in de lente-time hebben ze hen vrij te maken met verse eieren.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Die Straßen nicht mit Milch laufen, noch in der spring-time sie ebnen sie mit frische Eier.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Gaderne ikke køre med mælk, og heller ikke i foråret gang gør de baner dem med friske æg.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Gatorna Kör inte med mjölk, inte heller på våren-tiden gör de bereda dem med färska ägg.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Kadut eivät kulje maidon kanssa, eikä keväällä-aika ne tasoittaa niitä tuoreet munat.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.거리는 우유와 함께 실행되지 않습니다;하거나 봄에 - 시간에 그들은 그들을 포장 할 신선한 계란.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Les rues ne fonctionnent pas avec du lait, ni dans le ressort de temps ils les préparent avec les œufs frais.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Le strade non corrono con il latte, né nella primavera-time non li Pavimenti di le uova fresche.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Na ulicach nie działają z mleka, ani w wiosnę oni utorować im świeżych jaj.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Străzile nu alerga cu lapte; nici în primăvara timp nu le deschide cu ouă proaspete.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Ulice se ne izvajajo z mlekom, niti v spomladanskem času pa so jih utrli z sveža jajca.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.V uliciach nebeží s mliekom, ani na jar čase dělají pripraviť im čerstvé vajcia.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.V ulicích neběží s mlékem, ani na jaře čase dělají připravit jim čerstvá vejce.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Ούτε την άνοιξη χρόνο μήπως να τους προετοιμάσει με φρέσκα αυγά.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Вулиці не працюють з молоком, ні в весняно-часу вони прокладають їх з свіжих яєць.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Улиците не работят с мляко, нито през пролетта време да ги проправи с пресни яйца.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.Улицы не работают с молоком, ни в весенне-времени они прокладывают их с свежих яиц.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.הרחובות לא לרוץ עם חלב, ולא בזמן האביב הם לסלול להם ביצים טריות.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.لا تعمل في الشوارع مع الحليب ، ولا في وقت الربيع أنها لا تمهد لهم البيض الطازج.
Sokaklar süt ile çalışmaz; ne bahar-zaman da onlara açmıştı. taze yumurta.新鮮な卵。 まだ、このにもかかわらず、どこにもすべてのアメリカではより多くの貴族のような発見されません
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Ça donne ça... Nous avons déclaré la guerre au travail, en tant que société, chacun d'entre nous.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Den går såhär -- vi har förklarat krig mot arbete, som samhälle, alla av oss
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Het gaat als volgt -- We hebben de oorlog verklaard aan werk, wij allemaal, als gemeenschap.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Így hangzik - háborút indítottunk a munka ellen társadalomként, mindannyian.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.이런 이야기입니다. 우리 사회 전체와 우리 모두가 일에 대해 전쟁을 선포했습니다.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Nó là thế này Chúng ta đã tuyên chiến với công việc, cả xã hội chúng ta.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Sie lautet folgendermaßen - wir haben der Arbeit den Krieg erklärt, als Gesellschaft, jeder von uns.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Sună cam aşa -- am declarat război muncii, ca societate, noi toţi.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Va así -- le hemos declarado la guerra al trabajo, como sociedad, todos nosotros.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Va in questo modo... noi abbiamo dichiarato guerra al lavoro, come società, tutti noi.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Wypowiedzieliśmy wojnę pracy, Wypowiedzieliśmy wojnę pracy, jako społeczeństwo.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Έχει ως εξής -- έχουμε κηρύξει πόλεμο στην εργασία, ως κοινωνία, όλοι μας.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Она звучит примерно так - Мы объявили войну работе, все мы, как общество.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.Става дума за следното... обявили сме война на работата като общество, всички ние.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.זה הולך ככה - הכרזנו מלחמה על עבודה, כחברה, כולנו.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.وهذا ما يحدث -- لقد أعلنت الحرب على العمل، كمجتمع، لنا جميعاً.
Şöyle bir şey -- emeğe karşı toplum olarak hepimiz savaş açmış durumdayız.私たちの社会は 仕事を 「敵」だと考え始めた これは内戦みたいなものだ
Stravinski ve ailesine evini açmış,스트라빈스키 가족에게 거처를 제공했고,
Stravinski ve ailesine evini açmış,الربيع سترافينسكس وعائلته
Stravinski ve ailesine evini açmış,コクトーが薬物依存から回復するのを手助けし
Taksitlerimi, yani faiz ve anaparayı, direk olarak bana bu konut kredisini açmış olan bankaya ödüyorum.Moje platby smerovali priamo do banky. Moje platby smerovali priamo do banky.
Taksitlerimi, yani faiz ve anaparayı, direk olarak bana bu konut kredisini açmış olan bankaya ödüyorum.Moje platby směřovaly přímo do banky.
Taksitlerimi, yani faiz ve anaparayı, direk olarak bana bu konut kredisini açmış olan bankaya ödüyorum.銀行と行います。 この事は歴史的に、
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.이론은 이렇습니다. 당신이 이미지를 진정 추상화한다면, 즉 슨 표현되지 않는 것들을 위한 여백을 최대한
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.La teoria è che se si astrae un'immagine, in effetti si crea spazio per li non-rappresentabile --
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.W teorii, jeżeli wyabstrahujesz obraz, tworzysz przestrzeń dla tego, czego nie można przedstawić --
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.והתאוריה היתה שאם תפשטו תמונה, אתם באמת, אתם יודעים תפתחו הכי הרבה מקום לבלתי מיוצג --
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.وكانت النظرية تنص على أنك إذا مثلت صورة تجريدياً، فإنك في الحقيقة تفتح مساحة لا محدودة لما لا يمكن عرضه..
Teoriye göre, eğer bir görseli soyutlaştırırsanız temsil edilemeyenlere yer açmış oluyorsunuz.そのものを典型的にではなく 熟知している必要がある それゆえに それらの作品は多くの観衆を引きつけると
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Doufám, že jsem vám otevřel oči, pokud omluvíte tu vizuální hříčku (Smích) s některými tajemstvími pylu.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Dúfam, že som vám otvoril oči, ak dovolíte vizuálnu slovnú hračku, smerom k tajomstvám peľu.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Ik hoop dat ik uw ogen heb geopend, als u me de beeldgrap vergeeft, voor enkele geheimen van stuifmeel.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.J'espère vous avoir ouvert les yeux, pardon pour le jeu de mot visuel, sur une partie des secrets du pollen.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.저는 여러분이 눈을 뜨기를 바랍니다. 만약 여러분이 꽃가루의 비밀에 관한 몇몇 말장난들을 웃어 넘길 수 있다면 말이죠.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Mam nadzieję, że otworzyłem wam oczy, to taki kalambur obrazkowy, na tajemnice pyłków.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Saya harap saya telah membuka mata Anda harap maklum dengan visual triknya, beberapa rahasia serbuk sari.
Umut ediyorum ki gözünüzü tabir yerinde olursa, polenlerin bazı gizemlerine açmışımdır.Sper că v-am deschis ochii, dacă îmi permiteţi gluma vizuală, faţă de unele din secretele polenului.