Ben Tatoeba'da haftalık olarak oturum açarım.I log into Tatoeba weekly.
İnce hatalar bazı zamanlar büyük problemlere yol açar.Tiny mistakes can sometimes lead to big trouble.
Bu çiçekler diğerlerinden daha erken çiçek açar.These flowers bloom earlier than the others do.
Genellikle eve varır varmaz televizyonu açar mısın?Do you usually turn on the TV as soon as you get home?
Roket patlama kutlamaları açar.The rocket blast opens the celebrations.
Kontrolsüz bir yaşam sefalete yol açar.An uncontrolled life leads to misery.
Ben kapıyı açarken bunu tutmanı istiyorum.I want you to hold this while I open the door.
Lütfen gözlerini açar mısın?Can you open your eyes, please?
Savaş hoşgörüsüzlüğe, hoşgörüsüzlük ise savaşa yol açar.War leads to intolerance; intolerance leads to war.
Ailemiz Noel arifesinde hediyeleri açar.Our family opens gifts on Christmas Eve.
O açıklamayı açar mısın?Can you explain that statement?
Dosyayı nasıl açarım?How do I open a file?
Tom'un yerinde olsam onlara dava açarım.If I were Tom, I'd sue them.
Bir sevginin ölümü bir başkasına yol açar.The death of one love gives way to another.
Bu pencereyi nasıl açarım?How do I open this window?
Jaluzileri açar mısınız lütfen?Could you please open the blinds?
Lütfen klimayı açar mısın?Could you please turn on the air conditioner?
Lütfen ısıyı açar mısın?Could you please turn up the heat?
Panjurları açar mısın?Could you open the blinds?
Tom her zaman televizyonu evin her tarafında duyabilecek bir sesle açar.Tom always turns the TV on at a volume that can be heard throughout the entire house.
Çalışkanlık çoğunlukla başarıya yol açar.Diligence often leads to success.
Lütfen benim için kapıyı açar mısın?Will you please open the door for me?
Bu kutuyu nasıl açarsın?How do you open this box?
Kapıyı açarken zorluk yaşadım.I had trouble opening the door.
Işıkları açarsam sorun olur mu?Is it OK if I turn on the lights?
Şeftali ağaçları genellikle ilkbaharda çiçek açar.Peach trees typically bloom in spring.
Çok fazla güven, ihanete yol açar.Too much confidence leads to treachery.
Televizyonu açar açmaz sigorta attı.No sooner had he turned on the TV than the fuse blew.
İlkbaharda birçok çiçek açar.Many flowers bloom in the spring.
Bazı çiçekler ilkbaharda çiçek açarken, bazıları da sonbaharda açar.Some flowers bloom in spring, while others bloom in autumn.
"Fi dijital dizilerin yolunu açar"."Fi dijital dizilerin yolunu açar".
Grey, Ana'ya BDSM dünyasını açar.Grey introduces Ana to the world of BDSM.
Bu gereklilik uzay ve zaman için Lorentz dönüşümlerine yol açar.That requirement leads to the Lorentz transformation for space and time.
Eğer oyuncu "Nightmare" gecesini tamamlarsa hile menüsünün kilidini açar.If the player completes the "Nightmare" night, they will unlock the cheat menu.
1977: Gine Pazar Kadın İsyanı ekonomide devletin rolünün azalmasına yol açar.1977: The Market Women's Revolt in Guinea leads to a lessening of the state's role in the economy.
Arama düğmesi bir Bing arama ekranı açar.The search button opens up a Bing search screen.
Kum, bazen oyuncunun ilerlemesi için yeni yollar açar.Sand sometimes opens up new paths to allow players to progress.
Yaratıcılık: " Ünlü bilimsel bir kuram, örneğin Newton kuramları, yeni araştırma alanları açar...Fecundity: "A great scientific theory, like Newton's, opens up new areas of research….
100'e toplamak hoş bir simetriye yol açar.Adding up to 100 leads to a nice symmetry.
Aslında bunu hiç istemez fakat sandığı açar, içinde bir günlük vardır.Actually she does not want it, but she opens it, there is a diary in it.
Cromwell iki saat süren bir açılış konuşmasıyla bileşimi açar.Cromwell opened proceedings with a speech around two hours long.
Bu "öteki evrenlerin" destek verebilecek diğer brane'ler olduğu ihtimalini açar.This opens up the possibility that there are other branes which could support other universes.
I. Dünya Savaşının başlaması Céline’in birliğinde bir hareketliliğe yol açar.The beginning of the First World War brought action to Céline's unit.
Calc", Windows Hesap Makinesi'ni açar.For example, "!calc" opens the Windows Calculator.
Filler kafalarını kaldırarak ve kulaklarını yanlara açarak daha tehditkâr görünmeye çalışırlar.Elephants will try to appear more threatening by raising their heads and spreading their ears.
Ev sahipleri gelirlerini mutfaklarını ödeme yapan halka açarak tamamlayabilirler.Landlords could supplement their income by opening their kitchen to the paying public.
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.Higher inequalities yield Theil indices above 1.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.So when you enter houses, greet your people with a salutation from Allah, blessed (and) goodly.
Bu UDP yerine TCP kullanılmasına yol açar.This leads to the use of TCP instead.
Her maçtan önce diz çöker, kollarımı açar ve dua ederim." demiştir.Before every game I kneel, I open my arms and pray ...
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Primarily white blood cells, mainly mononuclear cells, generate the inflammation.
Bu birçok ilginç elektrik, manyetik, optic ve mekanik özelliklerin oluşmasına yol açar.This causes many interesting electrical, magnetic, optical, and mechanical properties.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Rupert lifts the lid of the chest and finds the body inside.
Marco 30’lu yaşlarına gelince birikimlerini sakladığı kutuları açar.When Marco turns 30, he opens the boxes he kept in the attic.
Bitkilerin kimyasal ayrışmaları her zaman karbondioksit salınımına yol açar.The chemical aspects of plant decomposition always involve the release of carbon dioxide.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.This causes instabilities in the jet and must be avoided.
Enzimin dizisine bağlanması DNA'da şekilsel bir değişime yol açar, DNA 50° bükülür.Binding of the enzyme induces a conformational change in the DNA, bending it by about 50°.
1980'de Wilde bir giyim mağazası açarak işletmecilik yapmıştır.In 1980, Wilde opened a clothing store.
Spike ve Xander sandığı alarak oradan uzaklaşırlar, gittiklerinde ise Doc gözlerini açar.Spike and Xander grab the chest out of the fire and leave; once they are gone, Doc opens his eyes.
Zihin objeyi de açarak tamamen yoğun bir farkındalık içerisindedir.Meditation stokes in him a deep empathy with the whole of creation.