Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Arslanın aşırı özgüveni ve çapkınlığı, Elanın başına iş açar.Трудът и кадърността го изтласкват напред, над всички.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Dolazila bi ujutro, a Stuart bi otvarao vrata u svojim nogama čarapama jer je bio budan cijelu noć.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Rupert podigne poklopac škrinje i unutra pronađe tijelo.
Naruto ayrıca Chuunin sınavı boyunca karşılaştığı diğer karakterlere de sırrını açar.Naruto također ima povjerenja u druge likove kao i u one koje je sreo kroz Chunin ispite.
Beyaz çiçekleri nisan-mayıs aylarında açar.Crni jasen cvjeta početkom svibnja.
Sonra diğer kutuyu da açar ve o da aynı şekildedir.Tada ode k drugome i reče isto tako.
Masumlarla savaşıp yolunu açarak Al Mualim'e ulaşır ve onunla kozlarını paylaşır.Altaïr se mora boriti protiv nevinih kako bi došao do Al Mualima i zatim se bori s njim.
Akciğerlere yerleşip zatürreye yol açar.Gnoj pritišće pluća.
Haziran sonu – Temmuz başında çiçek açar.Cvate krajem lipnja, početkom srpnja.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Grčki su ratnici iskočili iz konja i otvorili vrata tako da i ostali Grci mogu ući.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Virus parainfluenze obično uzrokuje upalu nosa, grla i dišnih puteva.
Askerler ateş açarlar.Zapovijedio je paljbu.
Buzdolabına gidip bir bira açar ve 'Of, gerçekten korkunç bir gösteriydi.Vrt je dostupan kroz hladnjak s oznakom "Bezalkoholna piva".
H314 Ciddi cilt yanıklarına ve göz hasarına yol açar.H314 Spôsobuje ťažké poleptanie kože a poškodenie očí.
Michael telefonu açar.Navyše mu Peter nedvíha telefón.
İlkbaharda çiçek açar.Kvety sa objavujú na jar.
Will paketi açar ve içindeki telefonu cevaplar.Béla už prijíma objednávky cez telefón.
Bu durum, tüm rafın devrilmesine yol açar.Táto kontrakcia spôsobí stlačenie celého mechúra.
Bitki toplam 2 veya 3 defa sarı renk çiçek açar.Môže mať jeden až tri žlté kvety.
Buna öfkelenen Kont kılıcını çeker; Cherubino'yu öldüreceğini söyleyerek dolabın kapısını açar.Gróf ukrytého Cherubina objaví a rozkáže mu okamžite opustiť zámok.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Pomocou redukcie sa definujú triedy zložitosti.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Spremembe pri drugi vrsti nato povzročijo nove adaptacije pri prvi.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Tukaj evolucija ene vrste povzroči prilagajanje druge.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Mladiči po 2 tednih odprejo oči.
İkinci sözlü bölümün başlangıcında bir kapıyı açarak sözleri söylemeye başlar.Avtor nam že na začetku pove, da drugo poglavje potuje od besed k besedam.
Elbisedeki bir supabı açarak fazla havanın boşalmasını sağladı ve uzay aracına güçlükle geri döndü.Ker se mu je vesoljska obleka v praznem prostoru napihnila, se je le s težavo vrnil v notranjost.
Bebeklerde iştahı açar ve annenin sütüne çok faydalıdır.Reserpin prehaja v materino mleko in je škodljiv za dojene otroke.
Ama dedesi ona ihanet eder ve ateş açar.Njen oče jo zažgi in ustreli.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Posledica tega je tekmovanje med organizmi za preživetje in razmnožitev.
Çiçekler yapraklardan hemen önce ilkbaharda açar.Cvet se odpira samo zjutraj.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur.Če bi počakali le nekaj sekund bi jim bila morda omogočena varna rešitev.
Bazı türleri, ölümcül hastalıklara yol açar.Posamezne vrste virusa povzročajo specifične bolezni.
Doğal olarak, bu bir tartışmaya yol açar.Projekt je seveda povzročil polemike.
Bu küçük parçacıkların etkisi eroziv ve kumlama benzeri zararlara yol açarlar.Ta oblika omogoča tako dobro sekanje kot tudi rezanje.
Eğilip kutuyu açar.Krožna mišica zapira in odpira odprtino.
Bu birçok ilginç elektrik, manyetik, optic ve mekanik özelliklerin oluşmasına yol açar.Zato imajo nekatere posebne magnetne, električne in mehanske lastnosti.
Çiçekler, türüne bağlı olarak, ilkbahar ya da sonbaharda açar.Sadi se, odvisno od vrste, spomladi ali v času setve.
Arzu edilen güven düzeyini yükseltmek, güven aralığının genişlemesine yol açar.Pogovorna razdalja nam daje občutek varnosti.
Bu reklam filminde McDonald's'ın adının geçmesiyle, McDonald's Gellar'a dava açar.Zaradi reklame je McDonald's vložil tožbo.
Ama Profesör kapıyı kilitleyip dış kapıları açar.Vdela je ključ in odklenila vrata.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Predvsem bele krvničke, v glavnem enojedrne celice povzročajo vnetje.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humani virus parainfluence po navadi povzroči vnetje nosne votline, žrela in sapnic.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Kaune atidaryta pirmoji parduotuvė.
Bu büyük oyun imkanlarına yol açar.Šios taisyklės stipriai praplėtė žaidimo galimybes.
Diğer üyeler kendilerine geldiklerinde bir trambolin açarlar.Jie sąveikauja vieni su kitais per jų susikurtus avatarus.
Haziran sonu – Temmuz başında çiçek açar.Žydi birželio – rugpjūčio mėn. Vaisiai pradeda bręsti liepos mėn. pabaigoje.
İlk eczacılık hayatına Konya'da Halk Eczanesini açarak başladı.Pirmoji savitarnos vaistinė buvo atidaryta farmacininkų mieste Kaune.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Sukelia stiprią psichologinę ir fizinę priklausomybę.
Boyu 5–20 cm civarındadır ve Şubat - Nisan aylarında çiçek açar.Augalas 5-30 cm aukščio, žydi birželio – rugsėjo mėn. Vikiteka
Bu da, Güneş'in her geçen saniye 4,5 milyon ton hafiflemesine yol açar.Kompleksas per metus pagamina virš 4,5 mln. tonų pelenų.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Naktį, arklyje pasislėpę graikai išlindo, nukovė miesto sargybą ir atidarė Trojos vartus graikų kariuomenei.
Pencereyi açar mısın?Gal atidarytum langą?
Perikardit; perikardiyal sürtünmeye yol açar.Luulet ja proosat perioodikas Kalle Kurg.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Siin avati esimene kooperatiivne pood.
Buna sinirlenen kraliçe ateş açar.Silmapilkselt süttis kuningas põlema.
İştahı açar ve insanın ruhsal durumunu düzelterek neşeli olmasını sağlar.Tal on hea huumorimeel ja ta teeb laste meeleolu rõõmsaks.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Selline olukord tekitab sügavat moraalset ja vaimset kahju.
Claude bu şımarıklığa dayanamayıp ateş açar.Aminal õnnestus tulistaja käest relv ära lüüa ja avada vastutuli.
Nisan ayında çiçek açar, meyvesi sonbaharda olgunlaşır.Õied puhkevad suvel ja viljad valmivad sügisel.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Pärast teist nädalat avanevad poegadel silmalaud.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod