Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
100'e toplamak hoş bir simetriye yol açar.Suma de 100% conduce și la o frumoasă simetrie.
H318 Ciddi göz hasarına yol açar.H318: Provoacă leziuni oculare grave.
Yaratıcılık: " Ünlü bilimsel bir kuram, örneğin Newton kuramları, yeni araştırma alanları açar...Fecunditate „O mare teorie științifică, precum cea a lui Newton, deschide noi domenii de cercetare...
Ev sahipleri gelirlerini mutfaklarını ödeme yapan halka açarak tamamlayabilirler.Proprietarii își puteau completa veniturile prin deschiderea bucătăriilor către publicul plătitor.
1905 devriminin başarısızlığa düşmesi hayal kırıklığına uğramasına yol açar.În 1905 este decepționat de eșecul revoluției.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Celulele albe din sânge, mai ales celulele mononucleare, generează în principal inflamația.
Eğilip kutuyu açar.De curiozitate, aceasta deschise cutia.
Filler kafalarını kaldırarak ve kulaklarını yanlara açarak daha tehditkâr görünmeye çalışırlar.Elefanții vor încerca să pară mai amenințători prin ridicarea capului și întinderea urechilor.
Bu Nirvana'ya çıkan yolun kapısını açar.Acest drum duce la atingerea nirvanei.
Onun önerisi sonrasında kaptan daha da güneye, antarktik bölgelere doğru yelken açar.La îndemnul său, căpitanul este de acord să navigheze mai la sud spre regiunile antarctice neexplorate.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.O asemenea perspectivă ar însemna pluralism ontologic, fără îndoială de evitat.
Askerler ateş açarlar.Se trag focuri de armă.
Konuşma, yani bahis turları bittiğinde; oyunda kalan tüm oyuncular ellerini açarlar.Nu există nici o salvare; jucători repornind când toate celulele lor sunt înghițite.
Bu durum, grubun Michonne hakkında şüphelenmesine yol açar.Acest lucru îi ridică suspiciuni lui Kimble.
Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açar.Căsătoria lor iminentă nu pare să fi cauzat un scandal mare.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.De obicei, zona infectată este dureroasă.
Mehmene Bânu karşı çıkınca iki hükümdar birbirlerine savaş açarlar.În pofida tumultului care se iscă în rândul regilor, cei doi reușesc să se îndepărteze.
Haziran-Eylül arasında çiçek açar, bunlardan 2-10 tanesi terminal durumlu kurullar halindedir.Cu toate acestea, între 1 și 10 noiembrie, cele două fluxuri sunt egale.
Bazen ağabeyi Caillou'nun başına işler açar.Câteodată el își pierde controlul cu vechiturile lui Kevin.
Kadrus asla zengin olamaz, bir han açar ve kaderi onu kötü işlere sürükler.Lăzărescu nu a avut niciodată nevoie să devină membru, capacitățile sale făcând din el un om indispensabil.
İlkbaharda çiçek açar.Înflorește primăvara.
Sert killi topraklara delikler açarlardı.Pe teren deschis se mișcă greoi.
Deniz Tavuğu'na dönüp sandığı açarlar.Îl ademenesc pe adult cu puiul și se îndreaptă înapoi spre navă.
Optik siniri hasarı genellikle kalıcı görme kaybına yol açar.Acesta este motivul pentru care pierderda vederii laterale conduce deseori la orbire de noapte.
Nisan'dan Haziran'a kadar çiçek açarlar.Inflorește din iunie pana in octombrie.
Bu organizmalar genellikle deri iltihaplanmalarına yol açar.Aceste proiecte de obicei ajung provocând probleme pentru Taz.
Damar duvarlarının çökmesine ve hemoroidin pörsümesine yol açar.Acest lucru duce la colabarea pereților venei și hemoroizii se atrofiază.
Bu büyük oyun imkanlarına yol açar.Acest lucru a contribuit cu succes la atragerea jucătorilor ocazionali.
Olayda yaralanan Ümmühan Hanım da davayı açarak bize çok yardımcı oldu.Soțul victimei este și el rănit încercând să se interpună în scop defensiv.
Mart ayında birçok çiçek açar.În luna martie, multe flori înfloresc.
Mart ayında birçok çiçek açar.În luna martie înfloresc multe flori.
Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.Graba deschide drumul către facerea greșelilor.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Ezen viszonyok életbenmaradási és szaporodási versengéshez vezetnek az élőlények között.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Ebben az esetben az egyik faj evolúciós változása adaptációhoz vezet a másik fajnál.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Ezen adaptációk aztán újból adaptációhoz vezetnek az első fajban.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Erről leszokni igen komoly testi és lelki megterhelést jelent.
Telefonu açar ve telefondaki kişi kimle konuştuğunu sorar ve kısa bir konuşmadan sonra telefonu kapatır.Samantha nem tudván kivel is beszél, rövid beszélgetés után letette a telefont.
Güvenlik memuru yanlarındaki çantayı açar ve Marshal’a niçin 5 silaha ihtiyaç duyduğunu sorar.Mars a biztonsági őrhöz fordulva azt mondja, ezért van szükség öt pisztolyra.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.A gyulladást elsősorban a fehérvérsejtek főként a mononukleáris sejtek – idézik elő.
Buna sinirlenen kraliçe ateş açar.A dühös királynő elkergeti.
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.Az alsó virágok nyílnak először.
Will paketi açar ve içindeki telefonu cevaplar.Ted felveszi a telefont és válaszol a hívónak.
Ölüme yol açar.Halált hordozunk magunkban.
Tam Houyi eve dönmüşken kabı açar ve hapı bulur.Mire sikerül megtalálnia, betörik az ajtaját, a tabletta pedig elgurul.
İki arkadaş bir çare ararken, Hortensio, Verona'dan yeni gelen dostu Petruchio'ya durumu açar.A két fiú Verona felé vágtatva éppen elkerüli Lőrinc barát küldöncét.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.Megerőltető izommunka esetén gyakori az ízületi fájdalom.
Eğilip kutuyu açar.Ezután kinyitja a ládát.
2 ila 4 gün arasında bu çiçek açar.A virágok 1-2 hétig nyílnak.
Derin bir nefes alarak kapıyı açar.Meleg, mély érchanggal nyílik az ajtó.
Bir süre sonra gözünü bir morgda açar...Ezután megnézi magát a tükörben.
Sarımsı beyaz çiçekleri haziran ayında açar.Rózsaszín virágai június-júliusban nyílnak.
Adaptasyon, ya yeni bir özelliğin kazanılmasına ya da eski bir atasal özelliğin kaybına yol açar.A folyamat hozzájárulhat új tulajdonság kialakulásához, de egy ősi jelleg elvesztéséhez is.
Gondvana devoniyen döneminde Rheic Okyansunun küçülmesine yol açarak Euramerika'ya doğru ilerledi.A devon időszakban, Gondwana maga vette az irányt Euramerika felé, így szűkítve a Rheic-óceánt.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.Azonban a lakásba már nem jutott be, közvetlenül a bejárati ajtó előtt másnap kora reggel holtan találták.
Tam Leporello zorla bulduğu kapıyı açıp oradan ayrılmak üzereyken, Zerlina ve Mesetto kapıyı açarlar.Mikor Leporello megpróbál kiszökni, belép Zerlina és Masetto és elkapják.
Bu protein ise embriyoda testosteron ve Anti Müller hormon salgılanmasına yol açar.Érdekes, hogy ez a mutáns fehérje ellenáll a gyomorsavaknak, sőt a hőnek is.
Açar, karşısına başka bir kapı çıkar, onu da açar.Észreveszi, hogy van egy másik ajtó is, és az nyitva van.
İlkbaharda birçok çiçek açar.Tavasszal sok virág nyílik.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Nämä olosuhteet tuottavat eliöiden välistä kilpailua selviytymisestä ja lisääntymisestä.
Bazı mayalar, örneğin Candida albicans insanlarda enfeksiyona yol açar (kandidiyaz).Jotkin tämän ryhmän hiivat, kuten Candida albicans, voivat aiheuttaa ihmiselle tulehduksen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod