Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Güdüler ise davranışlara yol açar.Incitament är något som stimulerar beteende.
Bu boşluklar, kafatasının içinin petekler gibi görünmesine yol açar.Det ser då ut som att knäna buktar inåt.
Afrodit Kronosun göğsünü açar.Chloé klagar över smärta i bröstet.
Bölgede bulunan Türklere yapılan baskılar sonucunda Türkiye sınırlarını açarak Türkleri göçe zorlamışlardı.Eldupphöret till trots tvingade amerikanerna irakierna att lämna området den 1 mars.
Birlikte hareket eden bu safha, sonunda genişlemenin durmasına yol açar.Något som får den resande att till slut falla ihop av utmattning.
1969 yılında Milano'da bir meydanda patlayan bir bomba 16 kişinin ölümüne yol açar.2001 En flygolycka i Milano inträffar med 118 omkomna.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Detta skapar anpassningar hos en art.
4 oyuncu aynı kozu açarsa herkes 13 batar.I spel för fyra spelare består varje spelares bas av 13 rutor.
Besin sınırlaması farklı büyüme stratejilerinin evrimleşmesine yol açar (bakınız: r/K seçilim teorisi.Це обмеження призвело до створення бактеріями різних стратегій зростання (див. теорія r/K селекції).
Los Angeles Bölge Savcılığı dört polis memuru hakkında darp ve orantısız güç kullanma suçundan dava açar.Окружний прокурор Лос-Анджелеса звинуватив чотирьох поліцейських в застосуванні надмірної насильства.
Askerler ateş açarlar.Військо почало стріляти.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.Квітки відкриваються лише в сонячну погоду.
Arslanın aşırı özgüveni ve çapkınlığı, Elanın başına iş açar.Гордість і марнославство йдуть рука об руку.
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.У 1927 році він та Лоренс увійшли у льодовиробничу галузь із власною льодовою фабрикою.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Така конкуренція може зменшувати виживання і плодючість тварин.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Тревор розкопує могилу і знаходить в ній тіло Бреда.
Grup ise Rick'e cevaben Rick'in grubunun bulunduğu bara ateş açarlar.Волтер стріляє, як йому здалося, у Ріко.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Заховані в ньому греки вночі вийшли назовні та відкрили браму міста зсередини, впустивши свою армію.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Інколи це викликає розпач.
Örneğin: "Yukarı çıkar, bir kapıyı açar.Наприклад, вона може написати: «Будь ласка, машина, відкрий вікно».
Sanjay telefonu açar.Солом'яні дзвони
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.Голова сподівається, що Куляби стануть тепер більш привабливими для туристів.
İblis Dawn'ın karnında tırnağıyla bir yara açar.Несподівано він ранить Родана в шию.
Aynı zamanda kabuslardan alışık olduğumuz bir baş dönmesi ve çarpık görme hissine kapılmamıza yol açar.Важко уявити, якою сумішшю заздрості і презирства на нас будуть дивитися нові покоління.
Bu başarısız idare yöntemleri protektoranın önünü açar.Це запобігає непотрібному зносу протектора.
Ne var ki yan bantlardan birinin kısmen süzülmesi alıcıda sorunlara yol açar.Просто якийсь довільний тензор зі сторони може тільки ускладнити задачу.
Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar.Його також описують як збирача душ.
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.Антоніо піднімає будку підйомним краном і опускає в річку Мойку.
Kuzey Kutbu'ndan gelen hava kütlesi şiddetli soğuklara yol açar.Надходження з півночі арктичного повітря супроводжується сильними морозами.
Kollarını gepgeniş açarak daha da sarktı.За її словами, він занадто розпустив руки.
H317 Alerjik cilt reaksiyonlarına yol açar.H317: Může vyvolat alergickou kožní reakci.
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.Květy rozkvétají odspodu.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.Květy se obvykle otevírají jen za slunečného počasí.
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.V roce 1927 otevřel s Lawrencem ledárnu.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Společně si otevřeli butik.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Lidský virus parainfluenzy má obvykle za následek zánět nosu, krku a dýchacích cest.
Dişler arasındaki fazladan yiyeceğin diş etine baskı yapmayacak şekilde çıkması için yol açarlar.Tím se zabrání nežádoucím pohybům zubu.
Şarkıyı tekrar açar ve artık tetikleyici devrede değildir.Stále zpívá, avšak už ne ve sboru.
Rakibin bacağını açarak kasığına doğru tek ya da iki bacağıyla da yapılan hareket.Při shybu si pomáhejte jednou nebo oběma nohama při pohybu nahoru.
Uzaklaşan levhalar ise yeni okyanus kabuğunun oluşmasına yol açarlar.Propadlina je místo, kde můžeme sledovat vznik nového oceánu.
Sürekli Harry'le rekabet eder ve kıskançlığı başına sürekli işler açar.Žárlila na něj, protože Harry trávil veškerý čas s ním.
Gövde uzadıkça da yeni çiçekler açar.Po odstranění odkvetlých květů rostou nové květy.
Bu durum Ben'in Juliet'e olan aşkını açıklmasına yol açar.Cítí se vinna za to, co Julianovi provedla.
İlkbaharda mavi küçük çiçekler açar.Kvete v létě modrými souměrnými květy.
Nisan'dan Haziran'a kadar çiçek açarlar.Kvetou od dubna do června.
Damar duvarlarının çökmesine ve hemoroidin pörsümesine yol açar.To způsobí zborcení cévních stěn a následné seschnutí hemoroidu.
Araca yapılan %20'lik fazla yükleme lastik ömrünün %30 kısalmasına yol açar.Při 40% nabití je životnost zhruba 3x delší.
Kolay ganimet imkanı bölgeye çok sayıda Viking savaşçısının akmasına yol açar.Zdravé stromy takto dokáží odolat náletu mnoha kůrovců.
Bu sırada Billy eve telefona açar.Mezitím Kate zavolá na mobil dr.
Sonra diğer kutuyu da açar ve o da aynı şekildedir.Ten otevře rakev a i on se vyznává.
Nisan ayında çiçek açar, meyvesi sonbaharda olgunlaşır.Kvetou od dubna, plody dozrávají na podzim.
9. Beyaz Kale yine merdiveni çıkmaya başlar ve şaha ateş açar.TŘETÍ DEVÍTKA: Odlož zbraň do křoví a vystup na vysoký kopec.
Üçüncü dönemde konakta hasara yol açar.Ve třetí etapě se vytvořilo náledí.
Yaz boyunca çiçek açar.Kvetou po celé léto.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.Vyprazdňování je většinou spojeno s bolestí.
Çiçekler yapraklarla birlikte açar.Květy rozkvétají dostředivě.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Řekové v noci vyskákali ven, otevřeli zevnitř městské brány a dali znamení vojskům.
Bu mutasyonların bazıları da kansere yol açar.Některé mohou způsobovat také rakovinu.
Çok zehirlidir, haziran ayında çiçek açar, çiçekleri beyaz olur.Kvete v červnu, květy nejsou vonné.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Veneam acolo dimineața și Stuart răspundea la ușă în ciorapi - de parcă ar fi fost treaz toată noaptea.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
açar ile cümle - Sayfa 17 - açar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App