Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Önleyici tedbirler alınmazsa büyük kayıplara yol açar.Door onkundig gebruik kan men echter tegen grote verliezen aanlopen.
Rickettsia insanların yanı sıra bitkilerde de hastalıklara yol açar.Ook bij planten komen door rickettsiae veroorzaakte ziekten voor.
Böylece güzergâhı açar ve otobüsteki yolcularla beraber Doktor'a tekrar katılır.De gast moet geduld hebben tot de bus met de gasten terugkomt.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.De meeste bloemen openen zich bij zonsopgang.
Raoul'un silahından çıkan ses tüm yeraltı mahzeninin yıkılmasına yol açar.Grievous' organen vatten vlam, waardoor de Generaal van binnenuit vernietigd werd.
Onun önerisi sonrasında kaptan daha da güneye, antarktik bölgelere doğru yelken açar.Tijdens de trek trekken ze verder naar het zuiden langs de oostelijke kust.
Işığı açar mısın?Wil je het licht aandoen?
Pencereyi açar mısınız?Wilt u het raam openen?
Ucuzluğa yol açar.Powoduje pocenie się.
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.Siedem nocy z rzędu otwiera on drzwi do pokoju starego człowieka, za każdym razem zajmuje mu to pełną godzinę.
Kürtaj fetusun ölümüne yol açar.Nowotwory te prowadzą do przedwczesnej śmierci.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.I odwrotnie: zmiany zachodzące w drugim gatunku wywołują powstawanie nowych cech adaptacyjnych u pierwszego.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Ewolucja jednego gatunku powoduje w takim układzie adaptację drugiego.
Berlin’de küçük bir dükkân açarak tütün ticareti ile uğraştı.W Dublinie otworzył sklep z tytoniem.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Prowadzi to niekiedy do nieporozumień.
Hastalık yapan küf mantarları ise çok çeşitli hastalıklara yol açar.Większość orek żyjących w niewoli cierpi na różnego rodzaju choroby.
Kashima onu serbest bıraktığında Namazu çırpınmaya başlar ve büyük depremlere yol açar.Kiedy Kashima traci czujność, namazu miota się, powodując gwałtowne trzęsienia ziemi.
H314 Ciddi cilt yanıklarına ve göz hasarına yol açar.R41 Ryzyko poważnego uszkodzenia oczu.
Adaptasyon, ya yeni bir özelliğin kazanılmasına ya da eski bir atasal özelliğin kaybına yol açar.Adaptacją może być zarówno wytworzenie się nowej cechy, jak też utrata cechy ancestralnej.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.Utwór traktuje o pośpiechu, którego należy unikać.
Kambur soytarı evinin sokak kapısını açarak içeri girer ve kızı Gilda orada bulunmaktadır.Wtem otwierają się drzwi książęcej komnaty i wybiega z nich Gilda.
Brian oturup mektubu açar.Ryan idzie na plażę i odkrywa list.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Wywołuje to też silne uzależnienie psychiczne i fizyczne.
Daha sonra şarkıyı açar ve Spike'ın tetikleyicisi devreye girer.W końcu udaje się odeprzeć atak i drużyna Spike przybywa z odsieczą.
Bu durum, örneğin, organizmaların yavaş yavaş aynı boya veya uzunluğa sahip olmasına yol açar.Między innymi włosy na zawsze będą miały tą samą długość itd.
Bu da Çince isimlerin yazılışında karışıklıklara yol açar.Podobnym zaskoczeniem mogą być chińskie nazwy firm zagranicznych.
Yesenin, son şiiri; "Elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı.W ostatnim z napisanych tu wierszy: „Przed odlotem” – poetka żegnała się z Gusinem.
Bu kaosa ve kargaşaya yol açar.Panował tam bałagan i chaos.
Ardından boşanma davası açar.Tak więc ogłasza rozwód.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra işçiler Barnabas'ın tabutunu açarlar ve Barnabas serbest kalır.Dwa wieki później Barnabas zostaje przypadkowo uwolniony ze swojego grobowca.
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.Kwiaty otwierają się od dołu do góry.
Hayatının son yıllarında ise Bayezid Cami avlusunda bir ufak dükkân açarak remilcilik, muskacılık yapmıştır.W ostatnich latach swego życia poświęcił się sprzedaży płyt w prowadzonym przez siebie niewielkim sklepie.
İlkbaharda çiçek açar.Kwiaty Kwitną wiosną.
1980'de Wilde bir giyim mağazası açarak işletmecilik yapmıştır.W latach osiemdziesiątych uruchomiono fabrykę produkującej bieliznę.
Soğan olarak dikilen bu bitki, Şubat ayı sonu veya Mart ayı başında çiçek açar.Rozmnaża się przez siew owoców pod koniec marca lub na początku kwietnia.
( Yeteneklerinin fark edilmemesi, kişide üzüntü, çevresindekilerdeyse kayba yol açar. )(W wolnym tłumaczeniu: Nie ma co się śmiać z cudzych upadków patrząc uważnie pod swoje nogi.
Askerler ateş açarlar.Żandarmi otwarli ogień.
Tesseract gezegenler arası bir kapı açar ve kapıdan Loki girer.Tesseract nagle się uaktywnia i otwiera portal, dzięki któremu Loki pojawia się na Ziemi.
Kıymık merakla mektubu açar.Łętowska zlekceważyła list.
Kapıdan çıktıklarında, Doc tekrar gözlerini açar; ölmemiştir.Po wejściu do domostwa drzwi zamykają się za nim i nie chcą się już otworzyć.
Deniz Tavuğu'na dönüp sandığı açarlar.Ruszył remont dworca w Pile.
Damar duvarlarının çökmesine ve hemoroidin pörsümesine yol açar.Powoduje to zamknięcie ścian naczynia krwionośnego i skurczenie się hemoroidów.
Bu durum Şimon'nun kayıp olup olmadığı konusunu tartışmaya açar.Ciekawam, czy to się już rozstrzygnie, czy jeszcze nie.
Kum, bazen oyuncunun ilerlemesi için yeni yollar açar.Sand öppnar ibland upp nya vägar för att tillåta spelaren att fortskrida.
Bazı fimbriumlar alyuvarlara bağlanıp onların öbekleşmesine (hemaglutinasyona) yol açar.Innehåller enbart serösa celler och utsöndrar omkring en femtedel av saliven.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
Temmuz-Eylül arası açan çiçekleri geceleri ve her bir çiçeği sadece 1 gece için açar.Blommorna är strikt nattliga och varje blomma är öppen bara en natt.
2007'de Bulgaristan, Ürdün, Kenya ve Katar'da iş merkezi açarak küresel konumunu genişletti.Under 2007 förstärkte Regus sin globala position genom att öppna kontorshotell i Bulgarien, Kenya och Qatar.
Askerler ateş açarlar.Militären inledde beskjutningen.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Detta sägs även medföra mycket stor fysisk njutning och mental stillhet.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra işçiler Barnabas'ın tabutunu açarlar ve Barnabas serbest kalır.200 år senare befrias Barnabas av en slump ur sin grav.
Wessel kapıyı açar açmaz suratının ortasından vurulur.När Wessel öppnade sin dörr, sköt Höhler honom i huvudet.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Detta har ibland lett till missförstånd.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Detta blir ett problem under tiden i klassrummet.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.Det infekterade området är vanligen smärtsamt.
Geceleyin kilitlenen kapıları açar veya tersine açık kapıyı kilitler.Dessa kan sedan omedelbart öppna låsta dörrar till henne.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Vita blodkroppar, i huvudsak mononukleär(a) celler, är huvudorsaken till att inflammationen uppstår.
Extensor carpi ulnaris ile beraber çalıştığında adduksiyona yol açar.Handledsadduktionen utförs tillsammans med extensor carpi ulnaris.
Paket Andy'e geldiği halde paketi Andy'nin okul arkadaşı Tyler ele geçirir ve gizli bir yerde açar.Kort efter att Andy har kommit till skolan blir den unge pojken Tyler ombedd att lämna ett paket i Andys rum.
Grup çatıdaki adama ateş açar.I tornet sitter skytten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod