Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.A área de infecção é geralmente dolorosa.
Xander ise lambayı açar, susmalarını ve uyumak istediğini söyler.Garfield, assim, desliga a televisão e decide ir dormir.
Bu baskı Anadolu'nun batıya doğru hareket etmesine yol açar.Isso induz a OACP inclinar-se para cima.
Buradaki aminoasit dizilimlerindeki farklılıklar, farklı antijen bağlanmasına yol açar.A sua composição de aminoácidos varía para lhes permitir interagir com antígenos muito diferentes.
SAVAK kalabalığa ateş açarak yaklaşık yüz kişinin ölümüne neden oldu (9 Ocak).Uma nuvem ardente matou pelo menos 10 pessoas.
Rupert nihayet sandığın kapağını açar ve cesedi bulur.Rupert levanta a tampa do baú e encontra o corpo dentro.
Bu durum hareket eden parçacığın enerji kaybetmesine yol açar.Isso leva a uma perda de energia das partículas em movimento.
Bu seti açar ve en iyi alımın olduğu modu seçer.Então, coloco-as na parede e seleciono a que me parece mais atraente.
Askerler ateş açarlar.Os preços disparam.
Ölüme yol açar.Até a Morte Nos Fazer Partir.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Essa ambiguidade, por vezes leva à confusão.
Diffusely Adherent E. coli (DAEC), bir yaştan küçük çocuklarda ishale yol açar.DAEC ("Diffusely adherent E.coli"): causa diarreia aquosa em crianças pequenas.
Çoğu kez, bu, dinamonun amplitüdünde bir sönüme yol açar.Na maioria dos casos, tal conduz a uma supressão da amplitude do dínamo.
Böylece, hesaplamalı kaynaklara daha düşük talebe yol açar.Para tal você deve minerar recursos.
Hastalığın oluşum mekanizması kliniğinin de açıklanmasına yol açar.O tratamento depende da causa que provoca este sinal clínico.
Sasha, otobüsün acil çıkış kapısını açarak aylakların birer birer oradan çıkmaya başlayacağını umar.Sasha abre a porta de emergência, com a intenção de permitir que um zumbi saia por vez.
Kolay ganimet imkanı bölgeye çok sayıda Viking savaşçısının akmasına yol açar.As subidas das águas poderia danar numerosos sítios arqueológicos da região.
Bu kaosa ve kargaşaya yol açar.Este encruamento causa fadiga e cavitação.
Aralık 2009’da Hankyung ajansları SM Entertaintmen’e dava açarak gruptan ayrıldı.Eles saíram em 2009, após um mandado de segurança contra SM Entertainment.
Buzdolabına gidip bir bira açar ve 'Of, gerçekten korkunç bir gösteriydi.«Consul lança Cervejeira, uma geladeira para cerveja - Bar do Celso».
Torg da o boyuta giden portalı açar.Kadgar destrói o Dark Portal.
Raphina ve Conor'un ilişkisi çiçek açarken Robert ve Penny'nin evliliği ayrılığa düşer.Isso faz com que a relação entre Paulina e Adrián fique em risco assim como seu futuro casamento.
Nisan'dan Haziran'a kadar çiçek açarlar.Florescem desde abril até junho.
Durumu arkadaşlarına açar.Você briga com seus amigos.
Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.No final, Chaves estoura o Nhonho como se ele fosse um balão.
Sarmaşık formunda olup, yaz aylarında çiçek açar.Requer bastante luminosidade e floresce no verão.
İlk olarak ABD'de yayın yapmaya başlayan Nickelodeon, zamanla dünya genelinde kanallar açarak büyüdü.Boomerang, originalmente criado como um canal a cabo nos Estados Unidos, tem se expandido em todo o mundo.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.De volta à ilha, Jack descobre que o caixão está vazio.
Lezzetli yemek iştah açar.Comida gostosa abre o apetite.
Bu olay Harry ve Cho'nun ayrılmasına yol açar.Dit leidt tot de uiteindelijke breuk tussen Harry en Cho.
Adaptasyon, ya yeni bir özelliğin kazanılmasına ya da eski bir atasal özelliğin kaybına yol açar.Een adaptatie kan zowel de ontwikkeling van een nieuwe eigenschap als het verlies van een oude zijn.
Aynı sesi duyunca McDaniel birden kapıyı açar ve gözlerine inanamaz.Wanneer Charlie terugkomt en de boom ziet, kan hij aanvankelijk zijn ogen niet geloven.
Başına sürekli belalar açar.Heeft voortdurend pech.
Bu kaosa ve kargaşaya yol açar.Ze veroorzaken chaos en vernietiging.
Her yağmurlu dönemin ardından çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 9 ay gerekir.Negen maanden na het planten gaat de plant bloeien en drie maanden later zijn de vruchten plukrijp.
Bu başarıdan kısa bir süre sonra Couture bağımsız bir atölye açarak resim eğitimi vermeye başladı.Na dit succes opende Couture een atelier.
Ancak bu, Robin'in Ted'e karşı hisleri olduğunu anlamasına yol açar.Hierdoor wordt Robin jaloers en zo beseft ze dat ze wel degelijk gevoelens heeft voor Ted.
Café tipi dükkânlar sabahın erken saatlerinde kapılarını açarak kahvaltı servisi yaparlar.De vele cafés daar sluiten pas in de vroege uurtjes hun deuren.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Later die nacht komen de Griekse soldaten tevoorschijn om de poort voor hun kompanen te openen.
Bu durum işsizliğe ve üretim kapasitesinin yetersiz kullanılmasına yol açar.Het project werd afgeschilderd als een nutteloze verspilling van grondstoffen en productiecapaciteit.
Hepatite genellikle A, B, C, D, E virusları yol açar.Het zijn vooral de hepatitisvirussen A, B en C die regelmatig het nieuws halen.
Sınıfsal farklılar birçok problem yaşanmasına yol açar.Het leeftijdsverschil zorgt voor de nodige problemen.
Bu sırada Billy eve telefona açar.Edward neemt meteen de telefoon over.
Jack Shephard gözlerini açar, yaralı ve nerede olduğunu şaşırmış bir haldedir.Jack Shephard ontwaakt gewond en gedesoriënteerd in de jungle.
Çiçekler su üzerinde açar.De planten bloeien onderwater.
Morgan ise kitaba karşı dava açarak başarılı şekilde saldırıyı püskürtür.Get Ready! spande met succes een rechtszaak aan tegen het blad.
Eğilip kutuyu açar.Ik gooi de grens open ...
Bu durum Ben'in Juliet'e olan aşkını açıklmasına yol açar.Het lijkt alsof Justice de liefde van Alissa ontloopt.
Ağustos ayında çiçek açar.De plant bloeit in augustus.
Ucuzluğa yol açar.Zij waarschuwen voor goedkope genade.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Dit zorgt soms voor verwarring.
Uyanınca rüyasındaki gibi gardrobunu açar.Wanneer hij neerstort, ontwaakt hij uit een droom.
Olayda yaralanan Ümmühan Hanım da davayı açarak bize çok yardımcı oldu.Ook de Onze-Lieve-Vrouwekerk raakte bij het geweld zwaar beschadigd.
Kyle, Cartman ve Kenny Mr, Stan’e Facebook'tan hesap açarlar.Kyle, Cartman en Kenny verrassen Stan door een Facebook-profiel voor hem aan te maken.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Ze opent uiteindelijk bij Central Park een nieuw winkeltje.
Mayıs ayında çiçek açar.De vlozegge bloeit in mei.
Bu hastalığa Rickettsia conori yol açar.Deze koortsende ziekte wordt veroorzaakt door de bacterie Rickettsia connorii.
Ağzını açarak besinini suyla birlikte ağzına alır.Bij gevaar spreidt hij zijn bek open.
Gövde uzadıkça da yeni çiçekler açar.Na de bloei blijven de bloemen geopend.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Ze hebben daardoor een grote invloed op de lichamelijke en de geestelijke gezondheid.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod