Başkası bu saati açarsa saatte depolanan anıları alır.Et chacun qui regarderait l’horloge penserait désormais aux princes.
Şaşırır; çuvalı açar ve ağır yaralı ama daha ölmemiş olan kızını görür.Surprise et furieuse, elle poignarda la malheureuse qui succomba à ses blessures.
Ağzını açarak besinini suyla birlikte ağzına alır.On s'en rince la bouche avec de l'eau.
Elektrik tesisatçıları adlarına bir iş yeri açar ve elektrikli cihazlar da satabilirler.Aéropostale dispose de concurrents qui vendent des produits similaires.
Başına sürekli belalar açar.Elle créait des ennuis sans arrêt.
Bazı türleri, ölümcül hastalıklara yol açar.D'autres sont anéantis par de funestes maladies.
Temmuz-Eylül arası açan çiçekleri geceleri ve her bir çiçeği sadece 1 gece için açar.De mai à fin septembre, mais chaque fleur ne vit qu'une journée.
Bu nedenle onun yaşadığını tahmin ettiği evi bombalattırır ve yakınlarının ölümüne yol açar.Il espère ainsi adoucir le choc qu'allait causer sa mort à sa famille.
Şarkıyı tekrar açar ve artık tetikleyici devrede değildir.Elle veut faire des chansons plus matures et ne supporte plus les tubes commerciaux.
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.Pendant sept nuits, il ouvre la porte de la chambre du vieil homme, action qui lui prend une bonne heure.
Bunun sonucunda biriken subletal hasarlar hücrenin ölümüne yol açar.C'est cette substance qui, en empêchant les échanges, entraîne la mort de la cellule.
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.L’annonce de ces résultats stables rassure les investisseurs.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.Chaque matin elle lui apportait un pain à la porte.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Ils ouvrent un magasin de fruits.
Ayrıca düzenbazlar kilitli kapıları açar ve sinsice adam öldürebilme yeteneğine sahiptirler.On a même proposé d'enfermer les chiens enragés et de les laisser mourir d'une mort lente.
Radyoyu açarsam sizi rahatsız eder miyim?¿No le molesta si enciendo la radio?
Pencereyi açar mısın?¿Puedes abrir la ventana?
Çantayı açar mısın?¿Puedes abrir el bolso?
Elma ağaçları ilkbaharda çiçek açar.Los manzanos florecen en la primavera.
Noel kaktüsümüz her zaman ekimin ortasında çiçek açar.Nuestro cactus de navidad siempre florece a mediados de octubre.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Yo llegaba por la mañana y Stuart abría la puerta en calcetines —porque había estado despierto toda la noche—.
H318 Ciddi göz hasarına yol açar.H318: Provoca lesiones oculares graves.
Bu UDP yerine TCP kullanılmasına yol açar.Esto conduce a la utilización de TCP en su lugar.
Kyle, Cartman ve Kenny Mr, Stan’e Facebook'tan hesap açarlar.Kyle, Cartman y Kenny sorprenden a Stan mediante la creación de una cuenta Facebook para él.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Esto a veces lleva a confusión.
Valizi açar; kız kardeşinin resmini içinde bulur ve yakın silah arkadaşının Alvaro olduğunu anlar.Abre la valija, encuentra el retrato de su hermana, y se da cuenta de la verdadera identidad de Álvaro.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.En la isla, Jack abre el ataúd para encontrar que está vacío y furiosamente lo destruye.
Kapıyı Bayan Spencer açar.Ayudará a Lady Puerta.
Çiçekler su üzerinde açar.Donde las flores se convierten en agua.
Askerler ateş açarlar.Los soldados sólo saben disparar.
Enzimin dizisine bağlanması DNA'da şekilsel bir değişime yol açar, DNA 50° bükülür.La unión de la enzima induce un cambio conformacional en el ADN, doblándolo aproximadamente 50°.
DNA'ya bağlanırlar ve gen transkripsiyonunun artması veya azalmasına yol açarlar.Se unen al ADN y ayudan a iniciar un programa de transcripción genética aumentado o disminuido.
Bu durum jetin içinde dengesizliğe yol açar ve bundan kaçınılmalıdır.Esto provoca inestabilidades en el chorro y se debe evitar.
“Zina fakirliğe yol açar.”«Una legendaria venganza contra la miseria».
M271 otoyolu kent merkezini batıdaki limanlara açar.La autopista M271 une la M27 con el puerto del oeste y el centro de la ciudad.
Sıcaklığın artırılması genelde reaksiyon hızında artışa yol açar.Los aumentos de temperatura generalmente provocan un incremento de la velocidad de reacción.
Bu kaosa ve kargaşaya yol açar.Déjate llevar por el Caos y la furia.
Bitki toplam 2 veya 3 defa sarı renk çiçek açar.Las inflorescencias cuentan con dos o cuatro flores de color amarillo.
Köylüler kendi imkânlarıyla sondaj kuyusu açarak arazilerini sulamaktadırlar.Si los hombres escupen en el suelo, se escupen a sí mismos .
Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların davranış bozukluklarına yol açar.A veces, cambios de conducta —cuando aparecen, afectan principalmente a los niños.
Yaprak ihtiyaca göre bu delikleri açar veya kapatır.Es decir, si se cierra el fuelle o se abre.
Olayda yaralanan Ümmühan Hanım da davayı açarak bize çok yardımcı oldu.También la señora Ümmühan, que sigue herida, ha sido de gran ayuda para la apertura del proceso.
Ne var ki yan bantlardan birinin kısmen süzülmesi alıcıda sorunlara yol açar.La presencia de un gran pez en los alrededores le causará bastantes problemas.
İmparator Dušan, yeni ticaret yolları açarak devletin ekonomisini geliştirmiştir.El emperador Dušan abrió nuevas rutas comerciales y fortaleció la economía del estado.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Adosada a ella, se disponía la casa de las mujeres emparedadas.
Kene keliserleri ile deriyi açar ve hipostomunu deriden içeri sokar.Lo agarraremos por las bolas y le patearemos el trasero sin respiro.
Sonra diğer kutuyu da açar ve o da aynı şekildedir.El presbiterio es rectangular y está cubierto del mismo modo.
Bu nötronlar, dört adet çekirdek tarafından yakalanırlar ve bunların parçalanmasına yol açarlar.Los cachorros tendrán que lanzarla cuatro sandías para derrotarla.
Uzun zaman sonra gözlerini açar ve G-Man'i karşısında konuşurken bulur.Posteriormente queda atrapado en un ascensor y verá por única vez a G-Man.
Bu mRNA'nın translasyonu Ig μ ağır zincir proteinin üretilmesine yol açar.La traducción de este mARN produce la cadena pesada de la proteína Ig μ.
Ellen kendi omzundaki cismi çıkarır ve onunla kelepçesini açar.Data abre su propio pecho y toma el auricular.
Her yağmurlu dönemin ardından çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 9 ay gerekir.Florece irregularmente, y todas las flores tardan en cuajar hasta 11 meses y producen granos ovales.
Benn burada yeniden bir muayenehane açar.Quiere recrear una indagación.
Bağışıklık yetersizliği olan bir konakta ise enfeksiyona yol açarlar.Desempeña algún papel en la inmunidad ya que se inflama rápidamente con las infecciones.
Hastalık yapan küf mantarları ise çok çeşitli hastalıklara yol açar.Si bien son perros saludables presentan tendencia a ciertas enfermedades.
Eğilip kutuyu açar.Abrir y cerrar la caja.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.El paciente generalmente localiza bien el punto que genera el dolor.
Torg da o boyuta giden portalı açar.Anubis lo posee y cruza el Portal.
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.Martin cierra la puerta de la cocina y se oye un ruido en ésta.
Şarkıyı tekrar açar ve artık tetikleyici devrede değildir.Es más grande y ya no juega.