Ana içeriğe geç
Sözlük

açar ile cümle

açar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ctrl Shift C-konsolu açar.Vivaldi, Konzert C-Dur op.
Sarımsı beyaz çiçekleri haziran ayında açar.Die Duft-Weinrebe blüht im Juni.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack öffnet den Sarg und findet diesen leer vor.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Dies auch aufgrund der einfachen Verfügbarkeit im Klassenraum.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Die bei Geburt blinden Jungtiere öffnen ihre Augen nach etwa zwei Wochen.
1893 yılında İngiltere'nin Londra kentinde ilk şubesini açar.Im Jahr 1896 eröffnete er sein erstes Geschäft in New York City.
Kim bir an adama baktı, sonra kollarını açarak ona doğru koştu.Da lief er auf sie zu, und sobald sie ihn kommen sah, sprang sie ihm geradewegs in die Arme.
Buzdolabına gidip bir bira açar ve 'Of, gerçekten korkunç bir gösteriydi.Er diente vermutlich als Kühl- und Vorratskammer und später als Bierkeller.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Dies kann bisweilen zu Verwechslungen führen.
Ortada kalan korsanlar, ortak çıkarları için birleşirler ve tüm devletlere savaş açarlar.Die Piraten kommen an Land und nehmen die ganze Gesellschaft als Geiseln.
Üç yıl önce ölenleri bile diriltir, körlerin gözünü açar.Drei Jahre später wird er sein Augenlicht ganz verlieren und fortan der Blinde genannt werden.
Tuor Ulmo'nun Huzursuzluğunu fark eder ve gemisi Eärrámë ile yanına Idril'i alarak Batıya yelken açar.Tuor selbst liebt das Meer und fährt, als er alt wird, mit Idril in den Westen.
Kürtaj fetusun ölümüne yol açar.Dies führt zu Erstickungsanfällen bis zum Tod.
Kont kapıya gelir ve kilitli kapının açılmasını ister ve Kontes biraz gönülsüzlükle ona kapıyı açar.Der Graf gibt ihm ihren Zimmerschlüssel und fordert ihn auf, die Tür leise zu öffnen.
Rolando sonra balkonun kapısını açar ve orada Lida'yı görür.Auf das Klopfen von Rolando öffnet Arrigo die Tür, Lida verbirgt sich auf dem Balkon.
Hylocereus sadece geceleri çiçek açar.Die Blüten duften nachts nach Hyazinthen.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Maßnahmen zur Prävention von Stürzen bei älteren Menschen, die zuhause leben.
Askerler ateş açarlar.Die Polizisten schießen.
Çiçekler kuruyup dökülür ancak sapı kalır ve her yıl aynı saptan tekrar çiçek açar.Die Linde ist mittlerweile fast völlig hohl, dennoch grünt und blüht sie jedes Jahr aufs Neue.
Eğilip kutuyu açar.Den Käfig öffnen.
Bir er kasaturasıyla ağzını açar ve göğsüne bastırarak gırtlağına bakar.Sie führen eine Hand zum Mund und scheinen an etwas zu knabbern.
Beyaz olarak çiçek açar ve çiçeklenme zamanı Nisan'dan Mayıs'a kadardır.Die Blüten sind proterandrisch, Blütezeit ist im Mai bis August.
Bir süre sonra gözünü bir morgda açar...StV zu dieser Zeit ein Dorn im Auge.
Alex o arada kapıyı açar.Im Gegenzug verspricht dieser Simon, die Tür zu öffnen.
Ölüme yol açar.Diese brächten den Tod.
İlkbaharda çiçek açar.Im Frühjahr blühen Frühlingsblumen.
Onun önerisi sonrasında kaptan daha da güneye, antarktik bölgelere doğru yelken açar.Das Schiff verschlägt es immer weiter südlich, bis es in die Antarktis gerät.
İsyan edenler oracıkta bir yadigar sarığı açarak kendilerine bayrak dahi yapmışlardı.Die inneren Wälle waren mit dem Aushub der Gräben aufgeschüttet worden und dienten als Wehrgang.
Ne var ki yan bantlardan birinin kısmen süzülmesi alıcıda sorunlara yol açar.Jedoch ergeben sich aufgrund der teilweise herrschenden Erdrutsch-Gefahr entlang der Strecke Probleme.
Açar mısınız lütfen?Pouvez-vous ouvrir, s'il vous plaît ?
Bir kitap açarsan, o senin ruhunu açar.Ouvre un livre, et ça ouvre ton âme.
Eğer bu kapıyı açarsanız, bahçeye ulaşacaksınız.Si vous ouvrez cette porte, vous accéderez au jardin.
1977: Gine Pazar Kadın İsyanı ekonomide devletin rolünün azalmasına yol açar.1977 : Révolte des Femmes du Marché en Guinée conduit à une baisse du rôle de l'État dans l'économie.
Bu sırada Billy eve telefona açar.Pendant ce temps, Karen téléphone à Billy.
Paris gözünü bir Yunan sahilinde açar ve Helene, Menelaos'un karısı, onu bulur.Pâris échoue sur une plage de la côte grecque où Hélène, la femme de Ménélas, le trouve à bout de force.
Rektör Üniversite Senatosu toplantısında açar.Le recteur conduit la réunion du Sénat de l'Université.
1998'de Augusto Pinochet'ye karşı insan hakları ihlalinden ilk davayı açar.1998 : début de l'affaire Augusto Pinochet en Europe.
Stokes, onlara kilisesinin kapılarını açar.Criaulé, nous vous demandons vos portes ouvrir.
Mehmene Bânu karşı çıkınca iki hükümdar birbirlerine savaş açarlar.Juste avant la mort de l'Empereur, deux groupes s'opposent afin de gouverner.
Ardından Brooke Davis ile beraber Karen's Cafe'i yeniden açarlar.Elle rouvrira avec Brooke le Karen's café.
Yüksek ücretler ayyaşlık ve cinsel zevklere düşkünlük gibi durumlara yol açar.Ainsi, on le voit se livrer à l’ivrognerie et aux plaisirs sexuels.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.Craignez Allah et parlez avec droiture afin qu'il améliore vos actions et vous pardonne vos péchés.
Bunun üzerine Jack, Gwen ve Ianto, Hub'ı yeniden açarlar.Jack, Gwen et Ianto survivent.
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.Les fleurs se courbent vers le bas à mesure qu'elles s'ouvrent.
Kapıcı kapıyı açar ve Macbeth onları kralın odasına götürür.Le portier les introduit, et Macduff découvre le corps du roi.
Nisan ve mayıs aylarında açar.Aux mois d'avril et de mai.
Michael telefonu açar.Jean-Paul interrompt l'appel téléphonique.
Hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi.Le parti le justifie par des problèmes administratifs.
Birkaç dakika sonra bodrumun kapısını açar ve alarm çalmauya başlar.Cependant, à la minute où il ouvre la porte de la cave, l'alarme se déclenche.
Eğilip kutuyu açar.Secouer, puis immobiliser la boîte.
Max gözünü hastanede açar.Jack garde un œil sur la vidéo.
Uyanınca rüyasındaki gibi gardrobunu açar.Après son acte Penthésilée se réveille comme d'un rêve.
Kambur soytarı evinin sokak kapısını açarak içeri girer ve kızı Gilda orada bulunmaktadır.Il ouvre sa porte et se trouve accueilli par sa fille Gilda.
Kapıdan çıktıklarında, Doc tekrar gözlerini açar; ölmemiştir.Après leur départ, Doc rouvre les yeux.
Bazen ağabeyi Caillou'nun başına işler açar.Il prête fréquemment sa voiture à Kyle.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Ce qui a donc eu parfois pour effet de créer des confusions.
Karşı taraf bunu sınır ihlali olarak görmüş ve ateş açarak cevap vermiştir.Il en fut bientôt le maître et le livra aux flammes.
Anahtarı bulur ve kelepçeyi açarak arabadan çıkar.Il sort de la voiture et ramasse la clé de la voiture.
Bu gruptaki ilaçlar kan damarlarının genişletilmesi ve kan hacminin düşürülmesine yol açar.Cette méthode d’abattage permet le drainage efficace du sang et sa séparation de la viande.
Ardından boşanma davası açar.De même, elle va entamer la procédure de divorce.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod