Kemeraltı Şeritçiler Çarşısı’nda dükkân açan aile burada da ticaret yapmayı sürdürdü.入居していたビルである「ちぇるる野毛」の専門店は、営業を継続。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.ただし、1回目の解答が決まるまで、その金額は明かされない。
Yine aynı dönemlerde şehirde çok büyük tahribata yol açan bir yangın çıkmıştır.同時期、町で謎の連続焼死事件が発生。
Geleneklerin temeli, baharı karşılamak için evleri çiçekler ve çiçek açan dallarla süslemektir.この日、ロマの伝統では、彼らの家々に花や、花のついた小枝を飾り、春を迎える。
Özellikle bahar aylarında açan çiçekler dağlarda güzel bir görüntü oluşturmaktadır.春の花が咲く頃の山は特によい。
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.总体而言,灼伤是导致儿童死亡的前15大主要原因之一。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.而它的來源直到第二部才被交代清楚。
Yaralanmasına yol açan ciddi bir kaza yüzünden İngiltere'ye geri dönmek zorunda kaldı.后来,他因负伤不得不返回英国。
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.然而他特意提及一点,将“我第二好的床”留给她,这个遗赠物导致了很多猜想。
Her 500 kişiden birinde bu bozukluğa yol açan çekinik bir gen vardır.每500個小孩就會有1個出現多指畸形。
Canine parvovirüs yavru köpeklerde ölüme yol açan enfeksiyona neden olan küçük bir DNA virüsüdür.例如犬小病毒(Canine parvovirus),一种小DNA病毒,其感染是导致幼犬死亡的重要原因。
Migrene yol açan tek gen bozukluğu nadiren görülür.单基因病导致的偏头痛尚属罕见。
1982'de The Power Plant adlı kendi kulübünü açana dek düzenli olarak orada çaldı.他在那里一直做DJ,直到1982年他成立他自己的俱乐部“The Power Plant”。
Bu savaşta sağ gözünün kör olmasına yol açan bir yara aldı.寅恪悲慟過度,導致右眼失明。
Hikâye, bir grup öğrencinin geçmişi değiştirmenin yollarını açan teknolojiyi keşfetmesini anlatmaktadır.故事讲述了一群学生研究和开发可以改变过去的科技。
Basıldığında, Pen, Microsoft OneNote'ni anında açan eşleştirilmiş Surface PC'ye Bluetooth sinyali gönderir.它有一個物理按鍵,按了可以發送藍牙打開Microsoft OneNote。
Bu özelliği sayesinde birçok insanın ölümüne yol açan eylemlerde bulunmuştur.因為他這樣的行為,吸引了許多的人仿效。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.כמו כן, תכונה זו לא ניתנת להפסקה עד לפתיחת המכשיר.
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.Като цяло при децата изгарянията са сред петнадесетте водещи причини за смърт.
Pnömoni ölüme yol açan en yaygın hastaneden edinilmiş enfeksiyondur.Пневмонията е най-разпространената придобита в болница инфекция, завършваща със смърт.
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.Той отбелязва, че ѝ оставя своето „второ най-добро легло“, фраза, която предизвиква много спорове.
Ester oluşumuna yol açan yoğunlaşma tepkimesine esterleşme denir.Кондензационна реакция за образуване на естер се нарича естерификация.
Müzik dünyasının kapılarını bana açan kişi odur.Това е първата стъпка на групата към световната музикална сцена.
Dyrrhachium'a yelken açan filosu fırtınaya yakalandı ve birçok gemi kaybedildi.Обаче, флота на Жискар, който отплава за Дирахиум попада в буря и губи някои от корабите си.
Alohomora: Kilitleri açan büyü.Alohomora (PC): Čarolija kojom se otključavaju čarobne ključanice.
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.Opekline su općenito među vodećih petnaest razloga smrti kod djece u svijetu.
Pnömoni ölüme yol açan en yaygın hastaneden edinilmiş enfeksiyondur.Pneumonija je najčešća hospitalna infekcija koja dovodi do smrtnog ishoda.
Özellikle tartışmaya yol açan konu, Songhay dillerinin eklenmesidir.Sonsorolski jezik službeni je jezik države Sonsorol .
Düşman ateşi altında, dikenli teller ve diğer düşman engellerini yararak, yol açanlar.Hrabro izazivajući neprijateljske pucnje, marširamo naprijed!
Bu, tarihteki en çok ölüme yol açan doğal afetlerden biriydi.To z nej robí jednu z najnebezpečnejších prírodných katastrof v ľudskej histórii.
Siyah-beyaz ayrımcılığı da çetenin oluşmasına yol açan faktörlerden biridir.Čierno-biele ladenie je jeden zo znakov vďaka ktorým sa dajú identifikovať.
Müzik dünyasının kapılarını bana açan kişi odur.To mu je odprlo vrata na svetovne glasbene odre.
Asit yağmurlarına yol açan gazların en önemlisi kükürtdioksittir.Najpomembnejši plin, ki vodi k zakisljevanju je žveplov dioksid.
HIV (İngilizce: Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), AIDS'e yol açan virüs.HIV (humani imunodeficientni virus) ali virus humane imunske pomanjkljivosti je povzročitelj aidsa.
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.Sprva se brani, dokler ji končno ne pade v naročje.
Kuruluşuna yol açan asıl etmen trajik bir deniz kazasıdır.Povod za popotovanje v fantastični svet je poškodba.
Acanthaster planci mercan polipleri ile beslenir.Trnasta morska zvezda (Acanthaster planci) se prehranjuje s koralnjaki.
Ağzı açan tek çiğneme kasıdır.Tai vienintelis raumuo, plečiantis balso plyšį.
Bu çarpışma, toz ve gazın dışarıya doğru süratle atılmasına yol açan bir şok dalgası oluşturur.Jį sukelia smūgio banga, sukelta išsiveržiančių dujų bei kulkos.
10 yıl önce yeni ufuklar açan bir yolculuktu,... büyük B-15 buzdağını keşfettiğimiz bir yolculuk.10 jaar geleden was een kleine trip, waarbij we die grote ijsberg, B-15, onderzocjhten.
10 yıl önce yeni ufuklar açan bir yolculuktu,... büyük B-15 buzdağını keşfettiğimiz bir yolculuk.전 남극대륙으로 3번의 잠수탐험을 떠났고 우리가 탐험한 곳은 역사상 가장 큰 빙산인,
10 yıl önce yeni ufuklar açan bir yolculuktu,... büyük B-15 buzdağını keşfettiğimiz bir yolculuk.לפני 10 שנים התקיים מסע גורלי, שבו חקרנו את הקרחון הגדול בי-15,
10 yıl önce yeni ufuklar açan bir yolculuktu,... büyük B-15 buzdağını keşfettiğimiz bir yolculuk.منذ عشرة أعوام، كنا في رحلة أولية، حيث إستكشفنا هذا الجبل الجليدي الضخم، بي-15،
10 yıl önce yeni ufuklar açan bir yolculuktu,... büyük B-15 buzdağını keşfettiğimiz bir yolculuk.私たちはB-15と呼ばれる 大きな氷山を探索しました ロス棚氷から崩れ落ちた史上最大の氷山です
1949'da Çin'e bakarsak, komünistler iktidara geliyor, buna yol açan bir iç savaş vardı. ."Корея знаходиться поруч із Китаєм, а що відбувалось там?"
1949'da Çin'e bakarsak, komünistler iktidara geliyor, buna yol açan bir iç savaş vardı. .ولو ذهبت غلى الصين في عام 1949 .. سترى أن الشيوعيون قد تولوا السلطة
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.21世紀の世界経済危機の 経験を踏まえて
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.80년대 레이건 혁명이 규제철폐를 낳았습니다
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Az 1980-as években volt a reagani forradalom, mely szabályzás-mentesítéshez vezetett.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Dans les années 80, nous avons eu la révolution Reagan, aboutissant à la dérégulation.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.En los 80 tuvimos la revolución de Reagan que llevó a la desregulación.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.În anii '80 am avut revoluția lui Regan, care a dus la neintervenționismul statului în economie.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.In den 1980ern hatten wir die Reagan Revolution, die zur Deregulierung führte.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Negli anni '80 abbiamo avuto la rivoluzione di Reagan, che ha portato alla deregolamentazione.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Sekitar 1980 kita mengalami revolusi Reagan, yang berujung pada berbagai deregulasi.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Tijdens de 80er jaren hadden we de Reagan-revolutie die leidde tot deregulatie.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.Vào những năm 1980, chúng ta đã trải qua cuộc cách mạng Reagan dẫn tới việc xóa bỏ điều tiết.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.V osmdesátých letech minulého století proběhla Reaganova revoluce, která vedla k deregulaci.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.W latach 80-tych przeszliśmy rewolucję Reagana, która doprowadziła do deregulacji.
1980lerde deregülasyona yol açan Reagan devrimini yaşadık.В 80-е годы Рейган произвел революционный отказ от госрегулирования экономики.