Ana içeriğe geç
Sözlük

aça ile cümle

aça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Spremembe pri drugi vrsti nato povzročijo nove adaptacije pri prvi.
Steroid içeren ajanlar deride incelmeye yol açabileceği için 14 günden fazla kullanılmamalıdır.Sredstev, ki vsebujejo steroide, se ne sme uporabljati več kot 14 dni, saj lahko povzročijo tanjšanje kože.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Tukaj evolucija ene vrste povzroči prilagajanje druge.
Bu ölçümlerden yola çıkarak, spirometri yaşlı insanlarda KOAH için aşırı-tanıya yol açabilir.Na podlagi teh meritev bi spirometrija privedla do prekomernega diagnosticiranja KOPB pri starejših.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Mladiči po 2 tednih odprejo oči.
Müzik dünyasının kapılarını bana açan kişi odur.To mu je odprlo vrata na svetovne glasbene odre.
İkinci sözlü bölümün başlangıcında bir kapıyı açarak sözleri söylemeye başlar.Avtor nam že na začetku pove, da drugo poglavje potuje od besed k besedam.
Yaygın kireçlenme, kemik aşınmasına bağlı olarak kronik artrite yol açabilir.Obsežni tofi lahko privedejo do kroničnega artritisa zaradi erozije kosti.
Elbisedeki bir supabı açarak fazla havanın boşalmasını sağladı ve uzay aracına güçlükle geri döndü.Ker se mu je vesoljska obleka v praznem prostoru napihnila, se je le s težavo vrnil v notranjost.
Çok sayıda zehirli bitki de belirtilere yol açabilir.Tudi veliko strupenih rastlin lahko povzroči podobne simptome.
Bebeklerde iştahı açar ve annenin sütüne çok faydalıdır.Reserpin prehaja v materino mleko in je škodljiv za dojene otroke.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Nekateri antidepresivi lahko povzročijo nespečnost zaradi stimulativnega učinkovanja.
Ama dedesi ona ihanet eder ve ateş açar.Njen oče jo zažgi in ustreli.
Bu koşullar, canlılar arasında hayatta kalma ve üremeye dair rekabete yol açar.Posledica tega je tekmovanje med organizmi za preživetje in razmnožitev.
Bunun ise küresel ısınmaya yol açabileceği öngörülmektedir.Takšni dogodki lahko prispevajo h globalnemu segrevanju.
Nisan 1920'de ilk antlaşmaya yol açacak görüşmeler gerçekleştirildi.Aprila leta 1920 se je začela v skupščini razprava o ustavi.
Çiçekler yapraklardan hemen önce ilkbaharda açar.Cvet se odpira samo zjutraj.
Bu da sorunlara yol açabilecekti.To je lahko ublažitev težav.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur.Če bi počakali le nekaj sekund bi jim bila morda omogočena varna rešitev.
Asit yağmurlarına yol açan gazların en önemlisi kükürtdioksittir.Najpomembnejši plin, ki vodi k zakisljevanju je žveplov dioksid.
Bazı türleri, ölümcül hastalıklara yol açar.Posamezne vrste virusa povzročajo specifične bolezni.
HIV (İngilizce: Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü), AIDS'e yol açan virüs.HIV (humani imunodeficientni virus) ali virus humane imunske pomanjkljivosti je povzročitelj aidsa.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.V primeru kroničnega glavobola je po navadi prisotna anamneza kroničnih, vsakodnevnih glavobolov.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.Pri ljudeh lahko bolezen izzove 16 različnih genetskih tipov leptospir Leptospir.
Doğal olarak, bu bir tartışmaya yol açar.Projekt je seveda povzročil polemike.
Bazı enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.Če bolezni ne zdravimo, lahko povzroči hudo škodo.
Bu küçük parçacıkların etkisi eroziv ve kumlama benzeri zararlara yol açarlar.Ta oblika omogoča tako dobro sekanje kot tudi rezanje.
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.Sprva se brani, dokler ji končno ne pade v naročje.
Eğilip kutuyu açar.Krožna mišica zapira in odpira odprtino.
Bu birçok ilginç elektrik, manyetik, optic ve mekanik özelliklerin oluşmasına yol açar.Zato imajo nekatere posebne magnetne, električne in mehanske lastnosti.
Babasına eğer muzaffer olursa dönüşte beyaz bir yelken açacağını söyler.Z očetom se je dogovoril, da bo ob vrnitvi dvignil belo jadro, če bo preživel.
Çiçekler, türüne bağlı olarak, ilkbahar ya da sonbaharda açar.Sadi se, odvisno od vrste, spomladi ali v času setve.
Arzu edilen güven düzeyini yükseltmek, güven aralığının genişlemesine yol açar.Pogovorna razdalja nam daje občutek varnosti.
Kuruluşuna yol açan asıl etmen trajik bir deniz kazasıdır.Povod za popotovanje v fantastični svet je poškodba.
Bu reklam filminde McDonald's'ın adının geçmesiyle, McDonald's Gellar'a dava açar.Zaradi reklame je McDonald's vložil tožbo.
Ama Profesör kapıyı kilitleyip dış kapıları açar.Vdela je ključ in odklenila vrata.
Bu uyumluluk sorunları ve beklenmedik sonuçlara yol açabilir.Za organizacijo lahko predstavlja nepredvidene stroške in škodo .
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Predvsem bele krvničke, v glavnem enojedrne celice povzročajo vnetje.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humani virus parainfluence po navadi povzroči vnetje nosne votline, žrela in sapnic.
Fakat kimseye haber vermemiştir ve babası birkaç dakika önce oğlunun olduğu yere ateş açacaktır.Toda starec je ni poslušal in dejal, da mora iti prižgati luč, saj je njegov mlajši sin Tine na morju.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Kaune atidaryta pirmoji parduotuvė.
Erkeklerin yanında, kadınlarda da orgazma yol açabilir.Beje, orgazmo metu moterys taip pat gali ejakuliuoti.
Ek olarak toksikozlar, felçler ve alerjik reaksiyonlara da yol açabilirler.Jie taip pat gali užmušti bites, vapsvas ir skruzdėles, kurios gali sukelti alergines reakcijas.
Örneğin kar yolları kapattığında kolaylıkla açabilmektedirler.Susidarius ledo dangai, jos paprastai išplaunamos.
Ama onu açamazlar.Jų negalima dėti atverstų.
Bu büyük oyun imkanlarına yol açar.Šios taisyklės stipriai praplėtė žaidimo galimybes.
Diğer üyeler kendilerine geldiklerinde bir trambolin açarlar.Jie sąveikauja vieni su kitais per jų susikurtus avatarus.
Herkes oyuna 3. seviye ve tüm yetenekleri açabilme hakkıyla başlar.Kiekvienas veikėjas pradeda nuo pirmo lygio ir tobulėja žaidimo eigoje rinkdamas patirtį už atliktus veiksmus.
Wesley, tekrar kapıyı açabilecekleri sıcak bir nokta bulur.Vortui tenka dar sykį įrodyti, kad tai jis ištraukė kalaviją.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Tokiu atveju moteriai sueitis gali sukelti skausmą.
Ağzı açan tek çiğneme kasıdır.Tai vienintelis raumuo, plečiantis balso plyšį.
Haziran sonu – Temmuz başında çiçek açar.Žydi birželio – rugpjūčio mėn. Vaisiai pradeda bręsti liepos mėn. pabaigoje.
İlk eczacılık hayatına Konya'da Halk Eczanesini açarak başladı.Pirmoji savitarnos vaistinė buvo atidaryta farmacininkų mieste Kaune.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Sukelia stiprią psichologinę ir fizinę priklausomybę.
Boyu 5–20 cm civarındadır ve Şubat - Nisan aylarında çiçek açar.Augalas 5-30 cm aukščio, žydi birželio – rugsėjo mėn. Vikiteka
Bu da, Güneş'in her geçen saniye 4,5 milyon ton hafiflemesine yol açar.Kompleksas per metus pagamina virš 4,5 mln. tonų pelenų.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Naktį, arklyje pasislėpę graikai išlindo, nukovė miesto sargybą ir atidarė Trojos vartus graikų kariuomenei.
Yani, dilediği devletin savaş gemilerine açabilecektir.Karo laivynams priklauso atitinkamos valstybės karo laivai.
Bu çarpışma, toz ve gazın dışarıya doğru süratle atılmasına yol açan bir şok dalgası oluşturur.Jį sukelia smūgio banga, sukelta išsiveržiančių dujų bei kulkos.
Pencereyi açar mısın?Gal atidarytum langą?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod