Ancak bu tutum bilgeliklerini çürüttükleri insanlar tarafından bir bilge olarak sanılmasına yol açar.そのため賢者の石の力で完全な人間になりたいと強く願っている。
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.不良老人で、入居してた老人ホームで夫婦で入居した老女に手を出し追い出される。
Buna sinirlenen kraliçe ateş açar.火炎を喰らった敵は発火する。
Ama Profesör kapıyı kilitleyip dış kapıları açar.家主がやってきてドアを開ける。
O bir daire gibi bir şey görürse o kurt açabilirsiniz.土砂などを投入する場所に着いたらドアが開けられる。
1976 yılında Tapınaktan kaçan Grace Stoen, 1977’de Tim’e karşı boşanma davası açacaktı.グレースは1976年に人民寺院を脱退し、翌年に夫ティムに対する離婚訴訟を開始した。
( Körü körüne zorlukların üstüne gitmek şanssızlığa yol açar.(コマをつけて運行することは恥とされる。
Özellikle bahar aylarında açan çiçekler dağlarda güzel bir görüntü oluşturmaktadır.春の花が咲く頃の山は特によい。
Ardından boşanma davası açar.その後離婚手続き保留。
Üçüncü dönemde konakta hasara yol açar.今回も3度目として災害に巻き込まれる。
Burun deliklerini kapatıp açabilirler.鼻孔は閉じる事ができる。
Şimdi söyle bakalım seninle nasıl konuşayım ve gönlümü nasıl açayım?"どうやって天下に朕の心を知らしめることができようか」と嘆いた。
Boyu 5–20 cm civarındadır ve Şubat - Nisan aylarında çiçek açar.5-6月に長さ5 cmほどの花を咲かせ、秋には実(ドングリ)が熟す。
Türkiye'de yetişen türü M. coralloides, Mayıs - Temmuz ayları arasında çiçek açar.ノハラアザミ C. tanakae :秋に花を咲かせる。
Hristiyanların toplanma yerleri, gizli toplantılarının fesata yol açabileceği korkusuyla yıkılmıştır.この迫害では、反政府的な秘密集会の恐れがあるとして、キリスト教の集会所が破壊された。
Mayıs ayında çiçek açar.花は5月に咲く。
Bu isim benzerliği bazı karışıklıklara yol açabilir.この名前の並べ方には若干混乱があるようである。
Ancak bir kısım mantar, türleri böcekler ve karıncalar bu türde sorunlara yol açabilmektedirler.鳥と昆虫、それにコウモリにこの能力がある。
Eşiniz 90 saniyede matkapla kaç delik açabilir?ザ・グレート・カブキが60秒間で毒霧を何人に浴びせる事ができるかその数を予想する。
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.这是一个普遍的问题,可能导致慢性日常头痛。
Daha yüksek adaletsizlikler 1'den yüksek Theil endeksine yol açar.较高的不平等程度产生高于1的Theil指数。
Jack Shephard gözlerini açar, yaralı ve nerede olduğunu şaşırmış bir haldedir.傑克·謝潑德(Jack Shephard)張開眼睛,自竹林中甦醒,他渾身受傷,迷惘之中不知自己身在何處。
Yanık, toplamda, çocuklarda ölüme yol açan ilk on beş sebepten birisidir.总体而言,灼伤是导致儿童死亡的前15大主要原因之一。
Bazı durumlarda, kullanıcılar açacakları VOB dosyasını seçebilirler.在某些情况下,用户可以选择其中的VOB文件并将其打开。
Madame Nhu şunu da ekledi: "Pencereyi içeriye ışık ve hava girmesi için açarsın, mermi değil.」瑈夫人也说:「我们打开一个窗口,应该让阳光和空气而不是子弹进来。
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.而它的來源直到第二部才被交代清楚。
Yaralanmasına yol açan ciddi bir kaza yüzünden İngiltere'ye geri dönmek zorunda kaldı.后来,他因负伤不得不返回英国。
Yine de, ona birçok spekülasyona yol açan "en iyi ikinci yatağım" kalıtını bırakmasıyla dikkati çekti.然而他特意提及一点,将“我第二好的床”留给她,这个遗赠物导致了很多猜想。
Her 500 kişiden birinde bu bozukluğa yol açan çekinik bir gen vardır.每500個小孩就會有1個出現多指畸形。
Canine parvovirüs yavru köpeklerde ölüme yol açan enfeksiyona neden olan küçük bir DNA virüsüdür.例如犬小病毒(Canine parvovirus),一种小DNA病毒,其感染是导致幼犬死亡的重要原因。
Bu da çelişkiye yol açar ve Varsayım (X) olarak söylediklerimizin doğru olmadığını gösterir.以上矛盾证明了 假设 (X) 不能成立。
Steroid içeren ajanlar deride incelmeye yol açabileceği için 14 günden fazla kullanılmamalıdır.含类固醇药剂使用不应多于14天,因为它们会使皮肤变簿。
Aşırı saç dökülmesine yol açabilir.因為會壓壞頭髮。
Çözüm göstermez ama kafalarda soru işaretleri açar, yanıtını kendisinin bulmasını sağlar.它不一定提供了答案,却把你引向新的问题。
Yaz boyunca çiçek açar.它們於夏天開花。
Migrene yol açan tek gen bozukluğu nadiren görülür.单基因病导致的偏头痛尚属罕见。
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.花朵由外向內依次開放。
1982'de The Power Plant adlı kendi kulübünü açana dek düzenli olarak orada çaldı.他在那里一直做DJ,直到1982年他成立他自己的俱乐部“The Power Plant”。
Bu savaşta sağ gözünün kör olmasına yol açan bir yara aldı.寅恪悲慟過度,導致右眼失明。
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.连续七个夜晚,叙述者打开了老人的房门,这个过程花了他整整一小时。
Bazı türler ise (örneğin B. fragilis) karın boşluğunda enfeksiyonlara yol açabilen fırsatçı patojenlerdir.有的物种(如B. fragilis)是条件致病抗原,会导致腹膜腔的感染。
Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar.因其形状,又称罄锤塔。
Haziran-Eylül aylarında çiçek açar.七月至九月開花。
Hikâye, bir grup öğrencinin geçmişi değiştirmenin yollarını açan teknolojiyi keşfetmesini anlatmaktadır.故事讲述了一群学生研究和开发可以改变过去的科技。
Hylocereus sadece geceleri çiçek açar.HyperCard一夜爆紅。
İlkbaharda çiçek açar.春秋季开花。
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.1927年,他和勞倫斯參與製冰業務。
Oluşan iktidar boşluğu bir iç savaşa yol açacaktır.因為我們現在的盲目混亂而導致一場內戰。
Aynı dosyaya farklı pencereler açarak dinamik görüntü sağlayabilme.甚至可對同一視窗設置不同的事件掩碼。
Yesenin, son şiiri; "Elveda dost, elveda"yı damarını açarak, kanıyla yazmıştı.诗人死前一天留下了他最后一首诗——《再见,我的朋友,再见》。
Kalp atışının 2 ya da 4 dakikadan uzun süre durması, kalıcı beyin yıkımına yol açar.一個人若停止呼吸二至五分鐘以上,可能會造成腦死現象。
Karşı taraf bunu sınır ihlali olarak görmüş ve ateş açarak cevap vermiştir.根據《搜神記》的記載,說曾遇過火神,並受其指點而免於大火。
Doktor işe başlar ve Rush'in göğsünü açar.霍斯打开了胸口,尝试将查莉推到他胸口中。
Genomda meydana gelen bu değişiklikler, örneğin mısır tanelerinin renginin değişmesine yol açabilir.例如,基因组中的这些变化可导致玉米粒的颜色变化。
Optik siniri hasarı genellikle kalıcı görme kaybına yol açar.链霉素可导致永久性听力丧失。
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.该消息一出,引发游客激烈抢购欲望。
İlk ayak bitince diğer âşık yeni bir ayak açar.当你另一只脚离开地面,挑战即告开始。
Bu da sorunlara yol açabilecekti.但这也可能导致一些麻烦。
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.丽塔独自打开了盒子,镜头被吸进了盒子那黑洞洞的深处。
Benn burada yeniden bir muayenehane açar.從這邊會進行再審。