Ana içeriğe geç
Sözlük

aça ile cümle

aça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Steroid içeren ajanlar deride incelmeye yol açabileceği için 14 günden fazla kullanılmamalıdır.Midler indeholdende steroider bør ikke anvendes over 14 dage, da de kan forårsage at huden bliver tyndere.
Ne var ki bu durum kızın boğularak ölmesine yol açar.I modsat fald ville personen således lide druknedøden.
Bu durum, örneğin, organizmaların yavaş yavaş aynı boya veya uzunluğa sahip olmasına yol açar.Det vil for eksempel forårsage, at alle organismer langsomt bliver samme højde.
Pnömoni ölüme yol açan en yaygın hastaneden edinilmiş enfeksiyondur.Lungebetændelse er den mest udbredte hospitalsinfektion, der medfører dødsfald.
Adaptasyon, ya yeni bir özelliğin kazanılmasına ya da eski bir atasal özelliğin kaybına yol açar.Tilpasning kan forårsage enten gevinsten af en ny funktion, eller tabet af en nedarvet egenskab.
Bu mutasyonların bazıları da kansere yol açar.Disse mutationer kan forårsage kræft.
Daenerys müttefikleriyle Westeros'a yelken açar.Daenerys forbereder at sætte sejl for Westeros.
Ama sonuç o elini açana kadar belirsizdir.Den bliver ved på denne måde indtil at den ved at framet er blevet modtaget.
Bağışıklık yetersizliği olan bir konakta ise enfeksiyona yol açarlar.I værste fald kan en infektion medføre døden.
Başka bir dava açarak kararı bozdu.Men nu blev sagen optaget fra en anden side.
Birden fazla erkek kavgalara yol açar.I særlige tilfælde wrestler mænd mod kvinder.
Sarımsı beyaz çiçekleri haziran ayında açar.Den blomstrer med lys rosa-hvide blomster i juni.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Ved nattestid kom den græske flåde tilbage, og grækerne i hesten åbnede Trojas porter.
Fakat bu başına garip olaylar açacaktır.Men der begynder at ske noget mærkeligt.
Kahramanımız CJ'i, yeşil giyinmiş olarak görürlerse ona hemen ateş açarlar.Så ser de Cartman udklædt som Scuzzlebutt og begynder at skyde efter ham.
Bu seti açar ve en iyi alımın olduğu modu seçer.Spil de mulige akkordfølger igennem og vurdér hvilken akkordfølge du bedst kan lide.
Bu, tarihteki en çok ölüme yol açan doğal afetlerden biriydi.Jordskælvet er en af de naturkatastrofer, der har krævet flest menneskeliv nogensinde.
Bu kaosa ve kargaşaya yol açar.Fuld af risici og kaos.
Hastalık yapan küf mantarları ise çok çeşitli hastalıklara yol açar.Ubehandlet sukkersyge medfører mange komplikationer.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Lykkeglimt kan direkte mindske smerter.
Sükroz şekerinin fermantasyonuna yol açan enzime "zimnaz" adını verdi.Han navngav enzymet, der fremdrog fermenteringen af sukrose, "zymase".
Kansere de yol açabilir.Kan fremkalde kræft.
Cromwell iki saat süren bir açılış konuşmasıyla bileşimi açar.Cromwell åpnet møtet med en tale som varte i to timer.
Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir."Konsekvensene av å nekte å ta til seg næring skal forklares for fangen av legen.»
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Om natten kryper grekerne ut, åpner byportene og den greske hæren strømmer inn.
Hristiyanların toplanma yerleri, gizli toplantılarının fesata yol açabileceği korkusuyla yıkılmıştır.Kristne forsamlingshus ble ødelagt i frykt for oppvigleri i hemmelige kristne møter.
Arabica'nın tersine düzensiz olarak çiçek açar ve meyvelerinin olgunlaşması için yaklaşık 10-11 ay gerekir.Den blomstrer uregelmessig og det tar rundt 10–11 måneder før frukten blir moden.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack åpner kisten, bare for å oppdage at den er tom.
Bu durum ayakta nasırlaşmaya, ağrıya yol açabilir.Den kan være uvillig til å røre på seg, på grunn av smertene.
Örneğin: "Yukarı çıkar, bir kapıyı açar.1 "Gjør døren høy" Nr.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Noen antidepressiva kan også gi søvnløshet som følge av en stimulerende effekt.
Yarın sabah o mührü açacağım ve cehenneme ineceğim ve onların işini bitireceğim.Morgen avløser natt og etterfølges av formiddag og videre går over i ettermiddag.
Bunun sonucunda duvar incelir, balon gibi şişerek damarın genişlemesine yol açar.Gassen vil i stedet blåse opp vommen som en ballong.
Beyaz ve pembe çiçek açar.Hvite og rosa blomster forekommer også.
Çünkü zeytin bekletilirse fermante olur, bu ise zeytinyağının kalitesinin düşmesine yol açar.Oliven som har ligget lenge å bakken kan føre til at olivenoljen blir av dårligere kvalitet.
Azmi tabutu bulur ve tabutun kapağını açarak Drakula'nın kalbine kazık çakar.De åpner kisten i lasterommet og finner både Mina og Dracula.
Durumu arkadaşlarına açar.Grunnen er statusen overfor vennene hans.
Kuvvetli ısıtma patlamalara yol açabilir.Den høye temperaturen kan skade ventilene.
Aşırı saç dökülmesine yol açabilir.I tillegg gir den visstnok grundigere barbering.
Ek olarak toksikozlar, felçler ve alerjik reaksiyonlara da yol açabilirler.Dette kan føre til forgiftninger og allergiske reaksjoner.
Temmuz-Eylül arası açan çiçekleri geceleri ve her bir çiçeği sadece 1 gece için açar.Den blomstrer fra juli til september, og blomsten er åpen bare åpen få timer om dagen.
“Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam'dır.For dette har ikke kjøtt og blod åpenbart deg, men min Far i himmelen.
Anahtarı bulur ve kelepçeyi açarak arabadan çıkar.Hun slipper unna, tar bilnøklene og kjører av gårde i bilen.
Orta odaklı objektifler: Orta açalı objektiflerdir.Midt på sluttlinjen, står målstengene.
Ev tekrar yere düştüğünde kapıyı açar ve kendisini çok tuhaf bir köyde bulur.Etter at den har stoppet så åpner en ny dør seg og hun går ut i en korridor.
Konserve açacağı, teneke kutuları açmak için kullanılan bir cihazdır.Formel som kan brukes til å åpne låste dører.
Bu durum ozon tabakası'nın tükenmesine yol açabilir.Dette vil ha kapasitet til å håndtere hele gassvolumet.
Harper'la Section, sivillere ateş açan düşmanları öldürür.Simons oppgave er å skyte vaktene.
Röveşatayı yanlış olarak uygulamak ciddi sakatlıklara yol açabilmektedir.Ved feilpiercing kan gjennompiercing lage stygge skader.
Hylocereus sadece geceleri çiçek açar.Hylocereus hanya mekar pada malam hari.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Keadaan ini merupakan masalah umum yang dapat menyebabkan sakit kepala kronis harian.
Bu olayın neden olduğu psikolojik sıkıntı, sonunda Seo Cheon-soo’nun istifasına yol açar.Tekanan batin akibat peristiwa ini akhirnya menyebabkan Seo Cheon-su mengundurkan diri.
Rita anahtarla kutuyu açar ve kutu gürültülü bir şekilde yere düşer.Rita membuka kotak biru tersebut, lalu kotak tersebut jatuh ke lantai dengan bunyi keras.
N. lotus (Mısır beyaz nilüferi) ise gece çiçeğini açar ve sabah kapatırdı.Bunga dari N. lotus mekar pada malam hari dan menguncup di pagi hari.
Bu uyumluluk sorunları ve beklenmedik sonuçlara yol açabilir.Ini dapat menyebabkan masalah kompatibilitas dan hasil yang tidak diharapkan.
İkinci türdeki bu değişimler, daha sonra da birinci türü etkileyerek yeni adaptasyonların oluşmasına yol açar.Perubahan pada spesies ke-dua kemudian menyebabkan kembali adaptasi spesies pertama.
İstediği yere sihirli bir portal açabilir ve suyun üzerinde koşabilir.Dia bisa membuka gerbang dimensi dimanapun dia mau.
Pembe Meyve Bahçesi aynı zamanda Çiçek Açan Kayısı Bahçesi, Mart 1888.Kebun Buah Merah Jambu, juga disebut Kebun Buah dengan Pohon Aprikot Bermekaran, Maret 1888.
Migrene yol açan tek gen bozukluğu nadiren görülür.Jarang ada gangguan-gangguan gen tunggal yang mengakibatkan migrain.
Yara izleri de vücudun görünüşünden rahatsızlık duymaya yol açabilir.Bekas luka juga bisa mengakibatkan gangguan citra tubuh.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
aça ile cümle - Sayfa 43 - aça kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App