Ana içeriğe geç
Sözlük

aça ile cümle

aça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Deniz Tavuğu'na dönüp sandığı açarlar.Ruszył remont dworca w Pile.
Jaeger’in deneyi modern duman dedektörleri için yeni bir yol açan önemli gelişmelerden biriydi.Callender był jednym z pionierów nowoczesnego sposobu jazzowej gry tubie.
Damar duvarlarının çökmesine ve hemoroidin pörsümesine yol açar.Powoduje to zamknięcie ścian naczynia krwionośnego i skurczenie się hemoroidów.
Bu durum Şimon'nun kayıp olup olmadığı konusunu tartışmaya açar.Ciekawam, czy to się już rozstrzygnie, czy jeszcze nie.
Her 500 kişiden birinde bu bozukluğa yol açan çekinik bir gen vardır.Jest 1 z 5 osób, która wie, że Pan Kot to zły kosmita.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Detta är ett vanligt problem som kan leda till kronisk, daglig huvudvärk.
Kum, bazen oyuncunun ilerlemesi için yeni yollar açar.Sand öppnar ibland upp nya vägar för att tillåta spelaren att fortskrida.
Steroid içeren ajanlar deride incelmeye yol açabileceği için 14 günden fazla kullanılmamalıdır.Läkemedel med steroider ska inte användas mer än 14 dagar eftersom de kan orsaka hudförtunning.
Yeni ufuklar açan çalışması On Dokuzuncu Yüzyılda Kadın, 1845'te yayınlandı.Hennes betydelsefulla verk Woman in the Nineteenth Century publicerades 1845.
Bazı filozoflar bu bağlam bağımlılığının, göreceliğe yol açabileceğini söylerler.Vissa filosofer påstår att detta sammanhangsberoende kan leda till relativism.
Bazı fimbriumlar alyuvarlara bağlanıp onların öbekleşmesine (hemaglutinasyona) yol açar.Innehåller enbart serösa celler och utsöndrar omkring en femtedel av saliven.
Çok sayıda zehirli bitki de belirtilere yol açabilir.Ett stort antal giftiga växter kan också ge symptom.
H241 Isıtma yangına veya patlamaya yol açabilir.S41 Undvik inandning av rök vid brand eller explosion.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
Gözlerini hastahanede açan Joel, karşısında Marlene'i görür.Joel vaknar upp på sjukhuset och möts av Marlene.
Temmuz-Eylül arası açan çiçekleri geceleri ve her bir çiçeği sadece 1 gece için açar.Blommorna är strikt nattliga och varje blomma är öppen bara en natt.
Daha sonra dava açan Adler grubu 2,5 milyon $ ödemeye mahkûm etmişti.En federal appelationsdomstol satte ned skadeståndet till 2,5 miljader dollar.
2007'de Bulgaristan, Ürdün, Kenya ve Katar'da iş merkezi açarak küresel konumunu genişletti.Under 2007 förstärkte Regus sin globala position genom att öppna kontorshotell i Bulgarien, Kenya och Qatar.
Askerler ateş açarlar.Militären inledde beskjutningen.
Bu da çok mühim fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açar.Detta sägs även medföra mycket stor fysisk njutning och mental stillhet.
Aynaları ve gizli bölmeleri de açabilir.Den kan också avslöja hemliga dörrar och gömda skatter.
Yaklaşık iki yüzyıl sonra işçiler Barnabas'ın tabutunu açarlar ve Barnabas serbest kalır.200 år senare befrias Barnabas av en slump ur sin grav.
Ayrıca bazı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler de duyarsızlığa yol açabilir.Även vissa mediciner och sjukdomar kan orsaka dålig andedräkt.
Wessel kapıyı açar açmaz suratının ortasından vurulur.När Wessel öppnade sin dörr, sköt Höhler honom i huvudet.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Detta har ibland lett till missförstånd.
Bu durum, sınıflandırılmada zorluklara yol açar.Detta blir ett problem under tiden i klassrummet.
Potomani tehlikeli sonuçlara yol açabilir.ECMO kan medföra riskabla komplikationer.
Modern eczaneleri 5 yıllık eczacılık fakülterinden mezun olarak eczacı unvanı almış kişiler açabilir.Vanligen var sådana tjänster endast öppna för den som erhållit sin doktorsexamen för högst fem år sedan.
Enfeksiyonun olduğu yer genellikle ağrıya yol açar.Det infekterade området är vanligen smärtsamt.
Geceleyin kilitlenen kapıları açar veya tersine açık kapıyı kilitler.Dessa kan sedan omedelbart öppna låsta dörrar till henne.
Ayrıca birden fazla ısırmalarında ciddi yaralanmalara yol açabilirler.De kan i värsta fall leda till skador.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.Det finns tio olika typer av Leptospira som orsakar sjukdom hos människan.
Daha sonra bir benzin istasyonu açacak kazanca ulaşır.Man har även öppnat en bensinstation igen.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Vita blodkroppar, i huvudsak mononukleär(a) celler, är huvudorsaken till att inflammationen uppstår.
Zayıflığı fıtığa yol açabilmektedir.Ödemet kan leda till viktuppgång.
Pnömoni ölüme yol açan en yaygın hastaneden edinilmiş enfeksiyondur.Lunginflammation är den vanligaste sjukhusförvärvade infektionen som leder till döden.
Extensor carpi ulnaris ile beraber çalıştığında adduksiyona yol açar.Handledsadduktionen utförs tillsammans med extensor carpi ulnaris.
Fruktoz sık sık sağlık sorunlarına yol açabildiği iddia edilen bir şekerdir.Snabbmatskonsumtion påstås ofta ha utlöst hälsoproblem.
Paket Andy'e geldiği halde paketi Andy'nin okul arkadaşı Tyler ele geçirir ve gizli bir yerde açar.Kort efter att Andy har kommit till skolan blir den unge pojken Tyler ombedd att lämna ett paket i Andys rum.
Grup çatıdaki adama ateş açar.I tornet sitter skytten.
Mağaranın kapısını açacak formülü söyleyip mağaraya girer.De hittar ingången till en grotta som leder till skatterna.
Güdüler ise davranışlara yol açar.Incitament är något som stimulerar beteende.
Bu boşluklar, kafatasının içinin petekler gibi görünmesine yol açar.Det ser då ut som att knäna buktar inåt.
Afrodit Kronosun göğsünü açar.Chloé klagar över smärta i bröstet.
Ayrıca, Nikon'un Rus Ortodoks Kilisesi'nde önemli bir mezhep bölünmesine yol açan reformlarını destekledi.Det var en del av reformerna för att få den rysk-ortodoxa kyrkan under direkt kontroll.
Yeni sezonu 14 Kasım 2011'de açan oyun, 2011-2012 sezonu boyunca devam etti.Världscupen i backhoppning för damer startade säsongen 2011/2012.
Bu patlamanın dünyayı etkileme olasılığı olduğundan dünyaya bir takım hasarlara yol açacağı öngörülüyor.Med denna försmak om vad som komma skulle tog de världen med storm.
Orta odaklı objektifler: Orta açalı objektiflerdir.Målvaktsområdet är en del av målområdet.
Bölgede bulunan Türklere yapılan baskılar sonucunda Türkiye sınırlarını açarak Türkleri göçe zorlamışlardı.Eldupphöret till trots tvingade amerikanerna irakierna att lämna området den 1 mars.
Birlikte hareket eden bu safha, sonunda genişlemenin durmasına yol açar.Något som får den resande att till slut falla ihop av utmattning.
1969 yılında Milano'da bir meydanda patlayan bir bomba 16 kişinin ölümüne yol açar.2001 En flygolycka i Milano inträffar med 118 omkomna.
Burada bir türün evrimi, diğer türde adaptasyonların oluşmasına yol açar.Detta skapar anpassningar hos en art.
İşçi sınıfı hareketi zafer kazanacak, barış ve sosyalizm yolunu açacaktır.Förtruppen skall leda arbetarklassen och folket mot seger och socialismen.
4 oyuncu aynı kozu açarsa herkes 13 batar.I spel för fyra spelare består varje spelares bas av 13 rutor.
Besin sınırlaması farklı büyüme stratejilerinin evrimleşmesine yol açar (bakınız: r/K seçilim teorisi.Це обмеження призвело до створення бактеріями різних стратегій зростання (див. теорія r/K селекції).
Los Angeles Bölge Savcılığı dört polis memuru hakkında darp ve orantısız güç kullanma suçundan dava açar.Окружний прокурор Лос-Анджелеса звинуватив чотирьох поліцейських в застосуванні надмірної насильства.
Askerler ateş açarlar.Військо почало стріляти.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.Квітки відкриваються лише в сонячну погоду.
Patojenik türlerinden birisi de yaralarda enfeksiyona yol açabilen Staphylococcus aureusdur.Один з патогенних видів — Staphylococcus aureus, який може заражати рани.
Alerjik reaksiyonlara yol açabilir.Можливі алергічні реакції.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
aça ile cümle - Sayfa 37 - aça kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App