Ana içeriğe geç
Sözlük

aça ile cümle

aça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yüksek ücretler ayyaşlık ve cinsel zevklere düşkünlük gibi durumlara yol açar.Ainsi, on le voit se livrer à l’ivrognerie et aux plaisirs sexuels.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.Craignez Allah et parlez avec droiture afin qu'il améliore vos actions et vous pardonne vos péchés.
Bunun yanında suda çok iyi çözülmektedir ve keskin öksürüğe yol açan bir kokusu vardır.Il est de plus insoluble dans l'eau, et dégage une odeur proche d'un antiseptique.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Certains antidépresseurs peuvent favoriser l'insomnie à cause de leurs effets stimulants.
Örneğin kar yolları kapattığında kolaylıkla açabilmektedirler.Ces dernières finissent par laisser la place aux rochers nus éventuellement recouverts de neige.
Bunun üzerine Jack, Gwen ve Ianto, Hub'ı yeniden açarlar.Jack, Gwen et Ianto survivent.
Çiçekler aşağıdan başlayarak açarlar.Les fleurs se courbent vers le bas à mesure qu'elles s'ouvrent.
Kapıcı kapıyı açar ve Macbeth onları kralın odasına götürür.Le portier les introduit, et Macduff découvre le corps du roi.
Nisan ve mayıs aylarında açar.Aux mois d'avril et de mai.
Bu durum Sneevliet’in Hollanda’yı terk etme ve Hollanda sömürgelerine gitme kararı almasına yol açacaktır.Déçu par leur attitude, Sneevliet quitta les Pays-Bas pour les Indes néerlandaises.
Bu koloni de Atina'nın başına yeni sorunlar açacaktır.Celui-ci tente une nouvelle attaque contre Athènes.
Michael telefonu açar.Jean-Paul interrompt l'appel téléphonique.
Hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi.Le parti le justifie par des problèmes administratifs.
Bu ölüme yol açan yaşlanma prosesi senesens olarak adlandırır.Ce processus est appelé vieillissement.
Birkaç dakika sonra bodrumun kapısını açar ve alarm çalmauya başlar.Cependant, à la minute où il ouvre la porte de la cave, l'alarme se déclenche.
Eğilip kutuyu açar.Secouer, puis immobiliser la boîte.
Aynaları ve gizli bölmeleri de açabilir.Donc, je puis vous ouvrir des tiroirs secrets.
Kuvvetli ısıtma patlamalara yol açabilir.Une température élevée pourrait brûler les feuilles.
Max gözünü hastanede açar.Jack garde un œil sur la vidéo.
Uyanınca rüyasındaki gibi gardrobunu açar.Après son acte Penthésilée se réveille comme d'un rêve.
Kambur soytarı evinin sokak kapısını açarak içeri girer ve kızı Gilda orada bulunmaktadır.Il ouvre sa porte et se trouve accueilli par sa fille Gilda.
Kapıdan çıktıklarında, Doc tekrar gözlerini açar; ölmemiştir.Après leur départ, Doc rouvre les yeux.
Bazen ağabeyi Caillou'nun başına işler açar.Il prête fréquemment sa voiture à Kyle.
Bu da bazen karışıklığa yol açar.Ce qui a donc eu parfois pour effet de créer des confusions.
Karşı taraf bunu sınır ihlali olarak görmüş ve ateş açarak cevap vermiştir.Il en fut bientôt le maître et le livra aux flammes.
Anahtarı bulur ve kelepçeyi açarak arabadan çıkar.Il sort de la voiture et ramasse la clé de la voiture.
WWE'den 2005 Mayıs'ta ayrıldı ve kendisinin eğitim okulunu açacağını söyledi.Il quitte la WWE en 2005 et annonce qu'il arrête sa carrière de catcheur.
Örneğin, Tarım için ormansızlaşma zoonotik hastalıkların ortaya çıkmasına yol açabilir.Elles peuvent être par exemple induites par un dysfonctionnement des organes génitaux de la vache.
Bu değişiklik, daha sonra Ekim anayasası'na yol açacak değişimlerin başlangıcı oldu.Pour certains, elle représente le changement que promettait le Printemps arabe.
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Elle lui dit de venir la voir lorsqu'il se réveillera.
Bu gruptaki ilaçlar kan damarlarının genişletilmesi ve kan hacminin düşürülmesine yol açar.Cette méthode d’abattage permet le drainage efficace du sang et sa séparation de la viande.
Zayıflığı fıtığa yol açabilmektedir.Sa faiblesse entraîne la sécheresse.
Ardından boşanma davası açar.De même, elle va entamer la procédure de divorce.
Genellikle güç gerektiren ikincil önbellek, yalnızca erişilen bölümü açan bir erişim yöntemi kullanır.Délayer est souvent nécessaire avant d'aborder une section plus difficile d'une voie.
Bu özelliği sayesinde birçok insanın ölümüne yol açan eylemlerde bulunmuştur.C'est là qu'il a entrepris des expérimentations humaines qui ont entraîné la mort de nombreuses victimes.
Yine de bazı eleştirmenlere göre Yaşayan Ölülerin Gecesi çığır açan bir filmdi.Ses voisins indiquent avoir entendu des hurlements pendant la nuit.
Başkası bu saati açarsa saatte depolanan anıları alır.Et chacun qui regarderait l’horloge penserait désormais aux princes.
Ama onu açamazlar.Ne Pas Ouvrir.
Şaşırır; çuvalı açar ve ağır yaralı ama daha ölmemiş olan kızını görür.Surprise et furieuse, elle poignarda la malheureuse qui succomba à ses blessures.
Ağzını açarak besinini suyla birlikte ağzına alır.On s'en rince la bouche avec de l'eau.
Elektrik tesisatçıları adlarına bir iş yeri açar ve elektrikli cihazlar da satabilirler.Aéropostale dispose de concurrents qui vendent des produits similaires.
Avrupa'da baharda ilk çiçek açan ağaçlardandır, çoğunlukla Şubat ortasında görülürler.Elles figurent parmi les premières vivaces à fleurir au printemps, souvent dès la mi-avril.
Yaralanmasına yol açan ciddi bir kaza yüzünden İngiltere'ye geri dönmek zorunda kaldı.Il rentre en France gravement blessé par une chute survenue sur le chantier.
Bu demektir ki sezgiye dayanan çıkarımlar uygun olmayan kararlara yol açabilir.La bonne qualité des décisions prises permettant seulement de retarder l'inévitable.
Başına sürekli belalar açar.Elle créait des ennuis sans arrêt.
Bazı türleri, ölümcül hastalıklara yol açar.D'autres sont anéantis par de funestes maladies.
Temmuz-Eylül arası açan çiçekleri geceleri ve her bir çiçeği sadece 1 gece için açar.De mai à fin septembre, mais chaque fleur ne vit qu'une journée.
Bu nedenle onun yaşadığını tahmin ettiği evi bombalattırır ve yakınlarının ölümüne yol açar.Il espère ainsi adoucir le choc qu'allait causer sa mort à sa famille.
Bunun ise küresel ısınmaya yol açabileceği öngörülmektedir.Il veut démontrer que les hommes peuvent survivre au réchauffement climatique.
Şarkıyı tekrar açar ve artık tetikleyici devrede değildir.Elle veut faire des chansons plus matures et ne supporte plus les tubes commerciaux.
Oldukça abartılı olan bu acı korkusu, anksiyeteye yol açabilir.L'affect isolé peut conduire à de l'angoisse.
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.Pendant sept nuits, il ouvre la porte de la chambre du vieil homme, action qui lui prend une bonne heure.
Bunun sonucunda biriken subletal hasarlar hücrenin ölümüne yol açar.C'est cette substance qui, en empêchant les échanges, entraîne la mort de la cellule.
Bu anlık yansımalar turistlerin sevinç nidaları çıkarmalarına yol açar.L’annonce de ces résultats stables rassure les investisseurs.
Dragon Age Legends oyunu Dragon Age II içindeki öğelerin kilidini açacaktır.On retrouve ce type de magie dans Dragon Age II.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.Chaque matin elle lui apportait un pain à la porte.
Son çare olarak bir dükkân açarlar.Ils ouvrent un magasin de fruits.
Geyiğin kalbinde tıpkı daha önce Carl'ın vurulmasına yol açan geyiğinki gibi bir delik vardır.Le cœur du cerf a été transpercé par une balle, tout comme celle qui a touché Carl.
Fiziksel zarar: Yazılım kusurları fiziksel zararlara yol açabilir.Hérédité : les attaques de panique pourraient être héréditaires.
Kullanıcılar video yükleyebilir, blog açabilir veya forum oluşturabilirler.Chacun peut devenir son rédacteur en chef en confectionnant un site ou un blog.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod