Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Maßnahmen zur Prävention von Stürzen bei älteren Menschen, die zuhause leben.
Ayrıca kendilerine ait özel iş yerleri de açabilirler.Sie können sich auch für Betriebsfremde öffnen.
H270 Yangına yol açabilir veya yangını şiddetlendirebilir; oksitleyici.H270 Kann Brand verursachen oder verstärken; Oxidationsmittel.
Sistemde arping uygulamalarinin her ikisine birden sahip olmak anlaşmazlığa yol açabilir.Beide arping-Implementierungen auf einem System eingerichtet zu haben kann zu Konflikten führen.
Fakat yeniden kullanılma işlemi ağırlıksal sorunlara yol açabilmektedir.Die Wiederzunahme von Gewicht kann zu einem ernsthaften Problem für den Betroffenen werden.
Ike Kasırgası (İngilizce telaffuz: ), 2008'de Küba ve ABD'de zarara yol açan büyük bir kasırga.Hurrikan Gustav (2008), ein starker Hurrikan, der vor allem Haiti, Kuba und Louisiana schwer schädigte.
Askerler ateş açarlar.Die Polizisten schießen.
Ancak Coop kapıyı rahatlıkla açabilecek kadar kötüdür.Ewald wiederum konnte die Tür problemlos öffnen.
Bu olayın İngiliz İç Savaşının çıkmasına yol açan kıvılcımlarından olduğu belirtilir.Dieses Ereignis gilt als einer der Auslöser des Englischen Bürgerkriegs.
Bu da sorunlara yol açabilecekti.Dies führte auch zu Schwierigkeiten.
Çiçekler kuruyup dökülür ancak sapı kalır ve her yıl aynı saptan tekrar çiçek açar.Die Linde ist mittlerweile fast völlig hohl, dennoch grünt und blüht sie jedes Jahr aufs Neue.
Eğilip kutuyu açar.Den Käfig öffnen.
Bir er kasaturasıyla ağzını açar ve göğsüne bastırarak gırtlağına bakar.Sie führen eine Hand zum Mund und scheinen an etwas zu knabbern.
Bunun ise küresel ısınmaya yol açabileceği öngörülmektedir.Diese Entwicklung hängt sicherlich mit der globalen Erwärmung zusammen.
İsimdeki kısaltmaları açalım.In der Kurzbezeichnung.
Beyaz olarak çiçek açar ve çiçeklenme zamanı Nisan'dan Mayıs'a kadardır.Die Blüten sind proterandrisch, Blütezeit ist im Mai bis August.
Örneğin kar yolları kapattığında kolaylıkla açabilmektedirler.Während der Schneeschmelze können Bäche den Weg versperren.
Tedavi öncelikle bu soruna yol açan kaynağın ortadan kaldırılması ile olur.Die Therapie muss den auslösenden Grund ausschalten.
Haziran-Temmuz aylarında açan çiçekler tek tek ya da 2-3 tanesi bir arada bulunur.Die im Dezember blühenden Blüten stehen einzeln oder zu zweit.
Bir süre sonra gözünü bir morgda açar...StV zu dieser Zeit ein Dorn im Auge.
Alex o arada kapıyı açar.Im Gegenzug verspricht dieser Simon, die Tür zu öffnen.
Bu yaygın bir problemdir ve kronik günlük baş ağrısına yol açabilir.Diese sind vermutlich eine häufige Ursache für chronische Beckenschmerzen.
Ölüme yol açar.Diese brächten den Tod.
Bununla birlikte, sonuç olarak hanedanın çökmesine yol açan Suudi ailesi içindeki iç çekişmeler de devam etti.Hinzu kam bei den Frauen der Gaußfamilie schreckliches Heimweh, das sie bei ihren Kuraufenthalten quälte.
İlkbaharda çiçek açar.Im Frühjahr blühen Frühlingsblumen.
Sonra da surlardan ilerleyip şehir kapılarini açacaklardı.Dennoch fordert er, man solle vor die Stadt ziehen und die Tore öffnen.
1947'de kişisel sergisini açan ilk Kıbrıslı Türk ressam oldu.Im Jahre 1947 war er der erste zyperntürkische Maler, der eine eigene Kunstausstellung eröffnete.
Onun önerisi sonrasında kaptan daha da güneye, antarktik bölgelere doğru yelken açar.Das Schiff verschlägt es immer weiter südlich, bis es in die Antarktis gerät.
Doğmamış çocukta hasara yol açabilir.Auch ein ungeborenes Kind kann in seiner Gesundheit geschädigt werden.
İsyan edenler oracıkta bir yadigar sarığı açarak kendilerine bayrak dahi yapmışlardı.Die inneren Wälle waren mit dem Aushub der Gräben aufgeschüttet worden und dienten als Wehrgang.
Ölümünden birkaç ay önce kabuğunda, öldürücü bir enfeksiyona yol açan bir çatlak oluşmuştur.Einige Monate vor seinem Tod bekam sein Panzer einen Riss, was zu einer tödlichen Infektion führte.
Geri geldiğinde ona kucak açacaklarını söyler.Als sie wieder zu sich kommt, gibt sie ihm einen innigen Kuss.
Ne var ki yan bantlardan birinin kısmen süzülmesi alıcıda sorunlara yol açar.Jedoch ergeben sich aufgrund der teilweise herrschenden Erdrutsch-Gefahr entlang der Strecke Probleme.
11 Eylül saldırıları'na yol açan planlara karıştığını Nisan 2006'da itiraf etmiştir.Jones nimmt für sich in Anspruch, im Juli 2001 die Anschläge vom 11. September 2001 prognostiziert zu haben.
Sözünüzü kestiğim için affedin ama pencereyi açabilirsiniz.Pardonnez-moi de vous interrompre, mais pourriez-vous ouvrir la fenêtre.
Bu, daha ciddi sorunlara yol açabilirdi.Cela pourrait créer de sérieux problèmes.
Açar mısınız lütfen?Pouvez-vous ouvrir, s'il vous plaît ?
Bir kitap açarsan, o senin ruhunu açar.Ouvre un livre, et ça ouvre ton âme.
Laleler yakında çiçek açacaklar.Les tulipes fleuriront bientôt.
Bana kapıyı açabilir misin?Peux-tu m'ouvrir la porte ?
Kapıyı açamıyorum.Je ne peux pas ouvrir la porte.
Bir banka hesabı açacağım.Je vais ouvrir un compte bancaire.
Eğer bu kapıyı açarsanız, bahçeye ulaşacaksınız.Si vous ouvrez cette porte, vous accéderez au jardin.
Hava gerçekten çok sıcak, gidip klimayı açacağım.Il fait tellement chaud que je vais mettre en marche l'air conditionné.
Basınç farkından dolayı, odanın kapısını açabilmesi yarım saat sürdü.En raison de la différence de pression, il fallut une demi-heure pour ouvrir la porte de la chambre.
Bunun üzerine böyle bir merkezi açabilmesi için gereken etholoji diplomasını almıştır.Elle obtient un diplôme d'éthologie, indispensable pour ouvrir un tel centre.
1977: Gine Pazar Kadın İsyanı ekonomide devletin rolünün azalmasına yol açar.1977 : Révolte des Femmes du Marché en Guinée conduit à une baisse du rôle de l'État dans l'économie.
Bu uyumluluk sorunları ve beklenmedik sonuçlara yol açabilir.Cela peut entraîner des problèmes de compatibilité et des résultats inattendus.
Ev boşaltıldı ve evin kontrolü orayı 1949'da açan Edgar Allan Poe Topluluğuna verildi.La maison est épargnée et confiée à la Société Edgar Allan Poe, qui l'a ouverte en 1949.
Bu sırada Billy eve telefona açar.Pendant ce temps, Karen téléphone à Billy.
Paris gözünü bir Yunan sahilinde açar ve Helene, Menelaos'un karısı, onu bulur.Pâris échoue sur une plage de la côte grecque où Hélène, la femme de Ménélas, le trouve à bout de force.
Sadece 1 gece duran ve gece açançiçekleri bulunur.N'y va que de nuit avec mille précautions.
Rektör Üniversite Senatosu toplantısında açar.Le recteur conduit la réunion du Sénat de l'Université.
1998'de Augusto Pinochet'ye karşı insan hakları ihlalinden ilk davayı açar.1998 : début de l'affaire Augusto Pinochet en Europe.
Stokes, onlara kilisesinin kapılarını açar.Criaulé, nous vous demandons vos portes ouvrir.
“Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam'dır.Ce n’est pas à des hommes que tu as menti, mais à Dieu."
Mehmene Bânu karşı çıkınca iki hükümdar birbirlerine savaş açarlar.Juste avant la mort de l'Empereur, deux groupes s'opposent afin de gouverner.
Klebsiella pneumonia da bazen solunum yolu enfeksiyonuna yol açabilir.L'espèce Klebsiella pneumoniae est parfois responsable d'infections respiratoires.
Yarın sabah o mührü açacağım ve cehenneme ineceğim ve onların işini bitireceğim.Je vais attaquer demain matin et on verra où on en est.
Ardından Brooke Davis ile beraber Karen's Cafe'i yeniden açarlar.Elle rouvrira avec Brooke le Karen's café.