Ana içeriğe geç
Sözlük

aç ile cümle

aç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun kapıyı açık tutma alışkanlığı var.He has a habit of keeping the door open.
O, nasıl kaçtığını açıklamak durumunda kaldı.He gave an account of how he had escaped.
O, açık ara farkla en mantıklıdır.He is by far the most sensible.
Niçin gelmediğine dair bir açıklama yapmadı.He gave no explanation why he had been absent.
O açlıktan öldüğü için bir parça tost yedi.He swallowed a piece of toast because he was starving.
O, yalnız olduğu anda mektubu açtı.The moment he was alone, he opened the letter.
Onun aç bir görünümü vardı.He had a hungry look.
O aç görünüyordu.He appeared hungry.
O, Fransızca ve açıkça görülüyor ki İngilizce konuşabilir.He can speak French, and obviously English.
Bir tekneyi yapma sürecini açıkladı.He explained the process of building a boat.
O, açılışı tamamladı.He finished the opening.
O, Mary'ye neden onun doğum günü için geç kaldığını açıkladı.He explained to Mary why he was late for her birthday party.
O benim mektuplarımı açmaya nasıl cüret eder!How dare he open my letters!
O, radyoyu açtı.He turned on the radio.
Sade, basit açıklamalar yapar.He gives plain, simple explanations.
O, çekmeceyi açtı ve bir mektup çıkardı.He opened the drawer, and took out a letter.
O, ne olduğunu tam olarak açıkladı.He described exactly what happened.
Onlar evlerine doğru yelken açtılar.They began to sail to their home.
O, nasıl ateş yakacağını açıkladı.He explained how to make a fire.
O, açılış törenine çok sayıda misafir davet etmeyi planlayacak.He will figure on inviting a lot of guests to the opening ceremony.
O hislerini açığa vurmaya eğilimlidir.He is apt to give vent to his feelings.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
O, tartışmaya açık kişi türü değildir.He is not the kind of person who is open to discussion.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
Mali açıdan bağımsız oldu.He became financially independent.
O planını hem oğluma hem de bana açıkladı.He explained his plan both to my son and to me.
O, neye karar verildiğini uzun uzadıya açıkladı.He explained at length what had been decided.
Kilitli kapıyı açmayı boş yere denedi.He tried in vain to open the locked door.
Anahtarını buldu ve kapıyı açtı.He found his key and opened the door.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
Ağzını kocaman açtı.He opened his mouth wide.
Aceleyle, kapıyı açık bıraktı.In haste, he left the door open.
Bir profesyonele göre, bugünkü oyunda kendisiyle ilgili garip bir açıklama yaptı.For a professional, he gave a poor account of himself in today's game.
Bir dergi açtığında, genellikle ilk olarak burcunu okur.When he opens a magazine, he will usually read his horoscope first.
O, kendini açıkça ifade etti.He expressed himself clearly.
Parası olmadığını bana açıkladı.He explained to me that he had no money.
Makinenin nasıl kullanılacağını bana açıkladı.He explained to me how to use the machine.
O bana kapıyı açmamı rica etti.He asked me to open the door.
O, kuralı bana açıkladı.He explained the rule to me.
Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.He told me to leave the window open.
Bir açıklama için bana baktı.He looked at me for an explanation.
Önerimi açıkça reddetti.He rejected my offer flatly.
Açıklamamdan tatmin olmuş görünüyordu.He seems satisfied with my explanation.
Açıklamamdan memnun görünüyordu.He looked satisfied with my explanation.
Niçin yağmur yağdığını oğluma açıkladı.He explained to my son why it rains.
O, sırrımı açığa çıkardı.He disclosed my secret.
O, içeri girmemi açıkça reddetti.He flatly refused to let me in.
Teklifimizi açıkca geri çevirdi.He flatly turned down our request.
Kısa bir kaza açıklaması yaptı.He gave a short account of the accident.
O gerçekleri ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the facts at length.
Açgözlülüğünün esiri oldu.He let his greed get the better of him.
O, ülkesi açısından düşünüyor.He thinks in terms of his own country.
Bana hapishanede olduğunu açıkladı.He disclosed to me that he had been in prison.
O, ne gördüğünü detaylı olarak açıkladı.He explained in detail what he had seen.
Planlarını ayrıntılı olarak açıkladı.He explained his plans in detail.
O, fikirlerini öğrencilere açıklayamadı.He couldn't get his ideas across to the students.
O, onun tuhaf davranışı için özel bir açıklama yapmadı.He offered no specific explanation for his strange behavior.
O, durumunu bana açıkladı.He explained his position to me.
O, oldukça açık sözlü bir kişidir.He is an extremely frank person.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod