açın ile cümle
açın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Acını hayal edemiyorum.I can't imagine your pain.
Lütfen, ağzınızı açın.Please, open your mouth!
Dünyada acından ölen çocuklar olduğu için tabağındaki tüm yiyeceği ye.Eat all the food on your plate because there are starving children in the world.
Kanal dördü açın.Turn on channel four.
Fransızcam acınacak hâlde.My French is pathetic.
Kitaplarınızı açın.Open your books.
Tom'a biraz yer açın.Give Tom some room.
Biraz müzik açın.Put on some music.
Bakış açına hepimiz ilgi duyardık.We'd all be interested in your point of view.
Burada bize biraz yer açın.Give us some room here.
Döndüğünüzde bana bir telefon açın.Give me a call when you get back.
Çaydanlığı açın.Put the kettle on.
Kitaplarınızda sayfa yüzü açın.Open your books to page one hundred.
Şimdi acın var mı?Are you in pain now?
Hey, kapıyı açın.Hey, open the door.
O sizin bakış açınıza bağlı olabilir.That might depend on your point of view.
Engelli insanlar acınmaya katlanamaz.Disabled people can't stand being pitied.
Sanırım bakış açınızı kaybettiniz.I think you've lost your perspective.
Acına son verebilirim.I can end your suffering.
Kitabınızda sayfa dokuzu açın.Open your book on page nine.
Kitabınızın dokuzuncu sayfasını açın.Open your book on page nine.
Devam edin ve onu açın.Go ahead and open it up.
Ben senin acını paylaşıyorum.I share your grief.
Gözlerinizi açın, millet!Open your eyes, people!
O kapıları açın.Open those doors!
Bana gelince, ben sizin bakış açınıza itiraz etmiyorum.As for me, I don't object to your point of view.
Kızlar, gözlerinizi açın, evlilik bir at satın almak değildir.Girls, open your eyes, marriage isn't buying a horse.
Bize bakış açını verebilir misin?Can you give us your point of view?
Soldaki dolabı açın. O, şişelerin olduğu yerde.Open the cupboard on the left. That's where the bottles are.
Göğsü açın.Open the chest.
Lütfen bagajı açın.Please open the trunk.
Bakış açınızı takdir ediyorum.I appreciate your point of view.
Kitaplarınızı çıkarın ve 42. sayfayı açın.Take out your books and open them at page 42.
Kitaplarınızın 42. sayfasını açın.Open your books at page 42.
Kitaplarınızın 30. sayfasını açın.Open your books to page 30.
Evlilik hayattaki bakış açınızı nasıl değiştirdi?How has marriage changed your perspective in life?
Senin acın beni eğlendiriyor.Your suffering amuses me.
Acınacak koşullarda yaşıyorlar.They live in deplorable conditions.
Tom bana acınacak halde olduğunu söyledi.Tom told me that he was miserable.
Karanlık oluyor. Lütfen ışığı benim için açın.It's getting dark. Please turn on the light for me.
Lütfen bir pencere açın.Please open a window.
Bütün pencereleri açın.Open all the windows.
Lütfen radyoyu kapatın ve televizyonu açın.Please turn off the radio and turn on the TV.
Fırını açın.Open the oven.
Hava kararıyor. Lütfen ışığı açın.It's getting dark. Please turn on the light.
Acını görmelerine izin verme.Never let them see you bleed.
Kapıyı açın. Bu Tom.Open the door. It's Tom.
Zihninizi yeni bilgilere açın.Open your mind to new knowledge.
Yolu açın.Clear the way.
Radyoyu kapatmamın senin açından bir sakıncası var mı?Would you mind if I turned the radio off?
Radyoyu kapatmamda senin açından bir sakınca var mı?Would you mind if I turned the radio off?
Buyurun siz açın.Open it.
Kullanıcılarda, uygulamayı açınız ve diğer üyelerin anında nerede olduğunu görebilirsiniz.Users can open the app and see where other members are instantly.
Bu noktada, Bizans filosunun acınası durumu vahim sonuçlar doğurdu.At this point, the sorry state of the Byzantine fleet had dire consequences.
Sizin bir bakış açınız varsa, oyunu yorumlarsınız." demiştir.And if you look for it as you are, then expect it now".
Gerçekleşmeyen beklenti ve umutlarla hüznün, acının ortaya çıkışını yaşıyoruz.We have become dissatisfied with hope and fear as a way of life.
Öyleyse yaşam, can sıkıntısı ile acının arasında sallanarak gidip gelendir.To settle the dispute, a fight to the death is ordered between Uhtred and Steapa.
Acınmaktan nefret ederim.Ik heb een hekel aan wachten.
Bir gün üstâdıyla sohbet ederken kapı çalar, ancak Cevad kapıyı açınca kimseyi göremez.When his doorbell rings, he opens the door but doesn't see anyone.
Doktor kısa süre sonra acının geçeceğini söyler.The doctor soon finds out the reason.