açım ile cümle
açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Korku, şaşkınlık ve en acımasız..Fear, surprise, and a most ruthless...
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.It appeals to pity. It appeals to something called charity.
Şöyle düşünüyorum: "şimdi bağlandı, çözüldü, kadın acımasızca bana ulaştı, şimdi çözüldü, bağlandı."I think that the "now tied up, tied down, mistress cruel approaches me, now tied down, it's up."
Allah affetsin O'na (Trablus'a) acımayan keskin nişancılarıMay god forgive the sniper that has pity for her
Ama, bir mücadeleci ve araştırmacı olarak, benim farklı bir bakış açım var.But as a campaigner and investigator,
Açımız işte bu.This is the angle right over here.
Böyle devam edersek gerçekleşecek. açımız buraya uçakla geldikIf we continue, it'll happen again. How many of us flew here?
Eğer buradaki açımız x+y ise, o zaman buradaki mor renkle çizdiğim açı nedir? .This angle is also x+y.
Asıl beni şaşkına çeviren ise, beni daha görmeden önce bana acıma duygusu beslemeseydi.She had felt sorry for me even before she saw me.
Çünkü benim bakış açımdan, bu hareket tamamen aynıdır.Because from my frame of reference, it looks completely identical
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.From my perspective, we live on a fragile island of life, in a universe of possibilities.
Çocuklar bazen acımasız olabilir.And kids can be cruel.
- Bana kimsenin acımasını istemiyorum.-I don't want anyone's pity.
Tabi ki acıma belirir o küçük kızın çizdiklerinde gördüğünüzden.Pathos appears obviously as part of what you just saw in that little girl's drawing.
Fakat bakış açımızdaki bu değişiklik adaletsizliğe karşı toleransımızı çok büyük ölçüde düşürür.But that same shift in perspective leads us to have less tolerance than ever for injustice.
Genel Sekreter eşkıyaya karşı çok acımasızdır.The Grand Secretary fears those bandits
Acımasız olmaya çalışmıyorsunuz.And just understand, you're not trying to be mean.
Peki bakış açımız neden böyle?So why do we think this way?
Bu bizim açımızdan oldukça mantıklı.That kind of makes sense to us.
Acımasız planları açıkça ortadaydı.Their grim plans were evident.
Yaz sonunda, anneannemden daha da acımasız olmuştum.And by the end of that summer I was more ruthless than my grandmother.
Zamanla bir adam gerçeği gördü ve bu adaya bakış açımızdan çok daha fazlasını değiştirdiIn time, one man saw the truth and changed much more than just our view of these islands
İnsanlar bu adalara ayak bastıklarından beri,onlara bakış açımız da değiştiSince people first came to these islands our understanding of them has changed too
Onun cesedini orkların acımasız eğlenceleri için bırakamayız.We would not leave his body for the cruel sport of orcs.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Even now they move relentlessly toward the northernmost villages of the Dúnedain.
Gölge büyüyor, acımasız orduları bize doğru gelsede.The Shadow grows longer, and its cruel arm reaches ever toward us.
Benim güvenliğe bakış açım oldukça gerçekçi.I have a very relativistic view of security.
Biz dünya çapında karşı oldukları için yekpare ve acımasız bir hizip tarafından.Oxford Graduate Downing Street Banker UK Conservative Party Leader
Kesinlikle acımıyor!It doesn't hurt at all!
Gördün mü?!<br />Artık hiç acımıyor, değil mi?You see? It doesn't hurt at all, does it now?
Mailiniz var. (Mail: Açım!)Well, you've got mail.
Bu durumda açımız bir dar açı.So in this situation right over here, our angle, the angle in our
Buradaki KKA'da açımız bir dar açı.SSA, the angle was acute. This is an acute angle right over here.
Okçular acımadan saldırdı ona. Düşmanca savurdular oklarını üzerine.The archers have severely grieved him, shot at him, and persecute him:
Acımayacaksınız: Cana can, göze göz, dişe diş, ele el, ayağa ayak.››Your eyes shall not pity: life for life, eye for eye, tooth for tooth, hand for hand, foot for foot.
kadının elini keseceksiniz; ona acımayacaksınız.then you shall cut off her hand, your eye shall have no pity.
‹‹Bunu yaptığı ve acımadığı için kuzuya karşılık dört katını ödemeli.››He shall restore the lamb fourfold, because he did this thing, and because he had no pity!"
‹‹Keşke üzüntüm tartılabilse, Acım teraziye konabilseydi!"Oh that my anguish were weighed, and all my calamity laid in the balances!
‹‹Konuşsam bile acım dinmez, Sussam ne değişir?"Though I speak, my grief is not subsided. Though I forbear, what am I eased?
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.For it hurls at him, and does not spare, as he flees away from his hand.
Bana acımasız davranıyor, Bileğinin gücüyle beni eziyorsun.You have turned to be cruel to me. With the might of your hand you persecute me.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;I have seen the wicked in great power, spreading himself like a green tree in its native soil.
Düşmek üzereyim, Acım hep içimde.For I am ready to fall. My pain is continually before me.
Dilimi tutup sustum, Hep kaçındım konuşmaktan, yararı olsa bile. Acım alevlendi,I was mute with silence. I held my peace, even from good. My sorrow was stirred.
Tanrı unuttu mu acımayı? Sevecenliğinin yerini öfke mi aldı?›› _iSelaHas God forgotten to be gracious? Has he, in anger, withheld his compassion?" Selah.
Çünkü kıskançlık kocanın öfkesini azdırır, Öç alırken acımasız olur.For jealousy arouses the fury of the husband. He won't spare in the day of vengeance.
Kötü kişi ancak başkaldırmaya eğilimlidir, Ona gönderilecek ulak acımasız olacaktır.An evil man seeks only rebellion; therefore a cruel messenger shall be sent against him.
Kötünün can attığı kötülüktür, Hiç kimseye acımaz.The soul of the wicked desires evil; his neighbor finds no mercy in his eyes.
Bundan ötürü güçlü uluslar seni onurlandıracak, Acımasız ulusların kentleri senden korkacak.Therefore a strong people will glorify you. A city of awesome nations will fear you.
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Remember my affliction and my misery, the wormwood and the gall.
Öfkeyle örtünüp bizi kovaladın, Acımadan öldürdün.You have covered with anger and pursued us; you have killed, you have not pitied.
Acımayacağım çocuklarına, Çünkü onlar zina çocuklarıdır.Indeed, on her children I will have no mercy; for they are children of unfaithfulness;
Ağlarını durmadan boşaltmaya, Ulusları acımasızca öldürmeye devam edecekler mi?Will he therefore continually empty his net, and kill the nations without mercy?
Başkaldıran, yozlaşan, acımasız kentin vay haline!Woe to her who is rebellious and polluted, the oppressing city!
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Shouldn't you also have had mercy on your fellow servant, even as I had mercy on you?'
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.A man who disregards Moses' law dies without compassion on the word of two or three witnesses.
Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve acımadır.This is a concession from your Lord and a kindness.
O, rahmet etmeyi kendi üstüne yazmış(acımayı kendisine prensip edinmiş)tir.He has prescribed grace for Himself.
Acımanla bizi o inkarcı toplumdan kurtar.And deliver us by Your grace from a people who do not believe."
Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan ziyana uğrayanlardan olurum!"If You do not forgive me and have mercy on me I shall be among those who perish."