açım ile cümle

açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Mektubu Kate'in elinden alarak kendisine acımamasını ve gitmesini söyler.He snatches the letter from Kate and tells her not to feel sorry for him and to leave.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.It has made him needy, greedy and grim.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.She does not feel any pity in her heart.
Ama sonra ona acımaya başlar.They begin to bully him mercilessly.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Maximinus hated the nobility and was ruthless towards those he suspected of plotting against him.
Çok sayıda insanı acımasızca öldürdüler.Several people were brutally killed.
Haydutlar çoğunlukla acımasız ve kendi çetelerinden olmayanlara karşı düşmandırlar.Bandits are ruthless and generally hostile to anyone not in their gang.
Tadı acımsıdır.Manglietia aromatica.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Brown said, "My father was very displeased.
Tadı acımsı ve aromatiktir.Parfume et Aromes.
Acımı daha aza indiriyor," dedi.It just causes more pain to the family", she said.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.In religious matters, the Mongols were extremely tolerant.
Buna rağmen onunla dövüşürken acımasız olabilir.At the same time, he could be ruthless when crossed.
Kasabanın acımasızca ve yavaş yavaş çöküşünün bir sembolü de kasabanın sinemasıdır.It is also a quiet and peaceful nature walk in the midst of the city.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.They pass silently over his imprudent romances.
19:13 Hakim, kişi fakir diye ona acımamalı Lev.19:13 A judge must not have mercy on the poor man at the trial — Lev.
Orijinal märzen biralar "koyu kahverengi, güçlü gövdeli ve acımtırak" olarak tanımlanmıştır.The original Märzen was described as "dark brown, full-bodied, and bitter".
Stella Aciman, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1953 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.Stella Aciman was born in a Jewish family, in 1953 in Istanbul.
Gemide acımasız kuralları vardır.There is a barrel vault in the nave.
Sevginin nasıl acıma duygusuna dönüşebileceğini görüyoruz bu ilişkide.It’s about how pride can lose you love.
Tanrı fikrini değiştirmemektedir; acımaktadır.And God Changed His Mind.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.He becomes increasingly embarrassed by, jealous of, and cruel about Rose's relationship with Jack.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.He tried to be an example for his friends and fought against the enemy forces.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.The exhibit then traveled the United States for three years.
Acımız çok büyük."Acımız Büyük".
Bulgarlar yavaşça geri çekilmeye başlamadan önce Bizans saldırısı acımasız ve uzun değildi.The Byzantine attack was fierce and it was not long before the Bulgarians began slowly to retreat.
Fakat "Acımasız Parlamento"'ya olan kini bitmemişti."Unregulated" capitalism ended.
Capitol yönetimi şiddetli ve acımasızdır.This empire remains harsh and barbaric.
O da aynı şekilde acımasızdır.That's Fearless too.
"Kendini varoluşun acımasızlığından korumak için klişe sözleri" kullanır.She uses "clichés to insulate from the harshness of existence".
Namibya Hükûmeti, Himba çocukları için seyyar okullar açımıştır.Noah gave the priestly garments, which he had inherited from Adam, to Shem.
Hemen, şimdi kadınlara acımasızca yapılan işkenceyi durdurun.Stop Violence Against Women.
Hiçbir acıması yoktur.No Pain Whatsoever.
Toros'dan daha acımasız.Far wealthier than des Grieux.
Bu benim açımdan suç değil.Not by our fault.
Ona acımayacak, sevecenlik göstermeyecek, onu korumayacaksın.I come to protect, not to injure you.
22:26 Hakim, katile veya saldırgana acımamalı Deut.22:26 A judge must not pity the murderer or assaulter at the trial — Deut.
Protestanlar acımasızca katledildiler.The Freedom Riders were brutally beaten.
Direnenler acımasızca imha edilecektir.”We hope the perpetrators will be properly punished."
Tahmin edersiniz ki Kürtlere, Ermenilere, Rumlara karşı yeni bir bakış açım oldu.You see now that I am looking at Kurds, Armenians, Greeks with a different eye.
Açım da.I am hungry too.
Bir 30 yıl daha sizinle birlikteyim.. Benim açımdan bir sorun yok, hiç olmadı da..I'll stay for another 30 years, no problem what so ever.
-Anne ben acim!Mom, I'm hungry!
Bu nedenle saglıga bakış açımızı tamamen gözden geçirmek durumundayız.Therefore we're to rethink the whole way we look at health.
Ki bu benim açımdan iyi bir şeydi. Çünkü basında çıkan fotoğraflarda ben de görünüyordum.That was fortunate for me, because in most press photos
O kadar açım ki ölebilirim!I'm so hungry that I might die!
Eldeki civarında sadece benim acıma heyecanlandırdı.Near at hand they only excited my pity.
Peki buradaki açımız nedir?It is an angle below the horizontal. So what is this angle right over here?
Karadaki o son hızımız 29.03m/s ve açımız yatay bileşenin altında 79.8 derece. -The entire vector, and we know what that vector is.
Peki acımasızca hayvanları öldürenlere ne diyelim?And what about they kill with cruality the animals?
Fakat konuya girmeden önce, bakış açımın iyimser olduğunu belirtmek istiyorum.But before I dive into those I want to admit that I am an optimist.
Bazılarımız sadece acımızı paylaşan bir Tanrı'ya inanabileceğine ikna oldu.Some have concluded that we can only believe in a God who shares our pain.
Acımasız avcı imajını kullanmak istemedim.I didn't want to go with this ruthless predator image.
Üzgünüm, bu acımasızdı.Sorry, that was mean.
Baba acımasız, vahşi bir adam gibi, sibilants dışarı iterek, ileriye doğru bastırdı.The father relentlessly pressed forward, pushing out sibilants, like a wild man.
İyi aile çocukları acımasız gardiyanlara dönüştü. Sağlıklı çocuklar hasta oldu.Nice boys became brutal guards, healthy kids got sick.
Açım ben.I'm hungry.
Dickon, yüzünde tuhaf bir, neredeyse acımaktı, görünüm ile onu izledi.Dickon followed her with a queer, almost pitying, look on his face.
CFB'de 90 derecelik bir açımız var.You have a 90 degree angle here at CFB
Ben açım.I'm hungry.

İlgili Sayfalar