açım ile cümle
açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Acımız çok büyük.困難是巨大的。
Adınla Çağır Beni, Amerikan yazar André Aciman tarafından 2007 yılında yazılan bir romandır.《以你的名字呼喚我》(英语:Call Me by Your Name)是一部2007年出版的愛情小說,由美國作家安德列·艾席蒙創作。
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.성인 남자 190명, 성인 여자 247명, 어린이 205명이 학살로 살해되었다.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir."원한(怨恨): 억울하고 원통한 일을 당하여 응어리진 마음.
Sadece bunu çok acımasız bir yönetem ile yapıyor" dedi.그는 단지 매우 가혹한 수단으로 그걸 할 뿐이다."
Ama sonra ona acımaya başlar.그러나 그 호의가 후에 그녀를 괴롭힌다.
Ey Allah, bir tanesine bile acıma.(사제) 주여, 우리를 불쌍히 여기소서.
Gemide acımasız kuralları vardır.배에는 할복의 상처가 있었다고 함.
"Esin Acıman".'동양인이라 죄송합니다.'
Çok zalim ve acımasızdır.굉장히 교활하고 잔인하다.
İçinde hiç acıma duygusu hissetmez.하지만 그것에 대해서 어떠한 감정이 들어가 있지 않는다.
Buna rağmen onunla dövüşürken acımasız olabilir.그러나 털갈이를 할때는 골칫거리가 될 수가 있다.
Adınla Çağır Beni, Amerikan yazar André Aciman tarafından 2007 yılında yazılan bir romandır.《그해, 여름 손님》(영어: Call Me by Your Name)은 안드레 애치먼의 2007년 장편 퀴어 로맨스 소설이다.
Toros'dan daha acımasız.토루를 가장 귀찮게 생각한다.
Çok acımasız ve yetenekli bir katildir.매우 성실하고 능력있는 변호사.
Hiçbir acıması yoktur.더 이상의 후회는 없어요.
Halet Efendi kinciliği ve acımasızlığı ile isim yapmıştır.사람들은 그를 세리와 죄인의 친구라 불렀습니다.
Acımsı ve ekşi bir tada sahiptir.거기에는 당시의 철학이나 사상이 담겨있었다.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.247 נשים ו-205 ילדים נהרגו, רק אישה אחת ניצלה.
(Ben açım.)כמה שהוא רעב.")
Ey Allah, bir tanesine bile acıma.תפילת אל מלא רחמים.
Çok iyi ve acımasız bir savaşçıdır.הוא לוחם חזק, אכזרי וקשוח.
Merhamet, acıma duygusudur.אתה רוצה רחמים.
1935 yılında Oberpräsident der Rheinprovinz yapıldı ve acımasız bir yönetici olarak ün kazandı.בשנת 1935 מונה לדרגת "אוברפרזידנט" של מחוז הריין ועשה לעצמו שם של עריץ אכזרי וחזק.
Bu benim açımdan suç değil.אבל אינני פושע בגלל זה.
Protestanlar acımasızca katledildiler.הבנים נרצחו באופן אכזרי.
Gemide acımasız kuralları vardır.В корпуса на корабля има теч.
Bu parlamento bundan sonra "Acımasız Parlamento" olarak anılmıştır.Това заседание остава в историята като „Късия парламент“.
Spike'ın yaraları hala acımaktadır.Скръбта на Помпей била безутешна.
Bu da benim açımdan önemli bir avantajdı.Това беше и основният ми аргумент.
Mantarın tadı acımsı fakat lezzetlidir.Добра ядлива гъба, въпреки липсата на вкус.
Bu yasadan sonra Irak rejimi acımasız bir tasfiye hareketi başlattı.След атаката Саудитска Арабия налага по-суров ислямски закон.
Aşırı savurganlığı, tuhaflığı, ahlaksızlığı ve acımasızlığıyla tanınır, despotluğuyla hatırlanır.Той се оплаква от несправедливостта, жестокостта и неморалното.
André Aciman , (d.Димитър Желев, ас.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.Земеровката е много подвижно животно.
Acımasız ve kurnaz gotik tarzı bir görünüşü olan bayan digimondur.Представлява тъмната, дива и опасна страна на Лейди Гага.
Gemi kaptanının teklifi ilahi geleceği değiştirmekten ziyade ilahi acımayı elde etmeye yöneliktir.Изначалната цел на наподобяването е получаването от кораба на покровителството на Бога.
Ama sonra ona acımaya başlar.Скоро тя започва да изпитва чувства към него.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Тези, които остават са безмилостно избити.
Çok sayıda insanı acımasızca öldürdüler.Većinu su okrutno pobili.
Onların yaşam koşulları acımasız ve hayatları öteki kölelerden daha kısaydı.Njihovi uvjeti života bili su vrlo teški i život tih robova nije bio dug.
Esir alınmış krallara genelde acımasızca davranılırdı.Sa uhvaćenim neprijateljima postupali su veoma okrutno.
Acımsı ve ekşi bir tada sahiptir.Tada se pojavljuje bol i nagluhost.
Yine de, Himmler tarafından verilen Nazi misillemesi acımasızdı.Nakon Himmlerove naredbe, nacistička osveta bila je brutalna.
Bu, modern çağlardaki en ağır ve en acımasız insan buluşu olan ‘Topyekün Savaş’tır.Naša kazna došla je u obliku najkrvoločnijeg i najskupljeg rata modernog vremena."”
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.Opet dobije napadaj panike i opet ga primi dr.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Đurina osveta prema njima bila je okrutna.
Toz örtüsü ve gazın yoğun tabakası, bizim görüş açımızdan merkezi yıldızın doğrudan gelen ışığını engeller.Prašina i plin blokiraju svijetlost zvijezda iza sebe i onemogućavaju naš pogled u dubinu galaksije.
Böyle başıboş dolaşan birinin hiçbir itibarı olmaz: ne saygı görür, ne değer, ona kimse acımaz.U toj mjeri čestiti i časni i u to sigurni da vas se ne bojimo, nikog, ma koliko da vas ima!
Asla acımaz.Nebývajú bolestivé.
Josef Mengele cüceler üstünde de acımasız deneyler yaptı.Josef Mengele sa zaujímal aj o trpaslíkov.
Okçular acımadan saldırdı ona.Reprízoví Bučkovci tvrdo prepadli .
Bizler, acımasız bir dünyanın şartlarını protesto etmek için devrimci bir intihar eylemi gerçekleştirdik.”"Snažím sa nastoliť všeobecný mier v protiváhe k revolúcii."
Esir alınmış krallara genelde acımasızca davranılırdı.Často s väzňami zaobchádzali veľmi brutálne.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Prináša požehnanie na svojich spojencov zatiaľ čo na nepriateľov prináša neľútostný rozsudok smrti.
Hiçbir acıması yoktur.Syn: Žádná škoda.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.Gorgony sa považovali ich za veľmi škaredé.
Alexander Mahone, dizide acımasız karakteriyle göze çarpmaktadır.Alexander Mach pri svojom poslednom slove prejavil ľútosť.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.Utiekol do Spojených Štátov na dva roky.
Çok iyi ve acımasız bir savaşçıdır.Boli to dobrí, ale krutí bojovníci.