açım ile cümle
açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ayaklanana ya da isyana kalkışan askerleri ve asileri acımasızca cezalandırmıştır.Trestali sa tak zbabelé alebo vzbúrené jednotky.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Rodrigo pravi: »Moj oče je bil izjemno strog.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Maksimin je sovražil plemstvo in bil neusmiljen do tistih, ki jih je sumil, da spletkarijo proti njemu.
Tarihçiye göre onların infaz yöntemleri çok acımasızcaydı.Zapisal je: Njuni usodi sta bili diametralno nasprotni.
Hiçbir acıması yoktur.Nimajo sočutja.
Fareleri hiç sevmez, onları acımasızca avlar.Škratov ni maral in jih je preganja.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Princ in njegovi pristaši so proti njima naščuvali ljudstvo, da ju je kruto umorilo.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Goljufi so bili ostro kaznovani.
(Ben açım.)(Snežni telefon)
Capitol yönetimi şiddetli ve acımasızdır.Nguema valdymas buvo brutalus ir žiaurus.
Merhamet, acıma duygusudur.Gailestingumo ir užuojautos dievybė.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Kietai laikėsi savo sprendimų ir nerodė gailesčio priešams.
Yakut mitolojisinde, kıskançlığın, düşmanlığın ve acımasızlığın simgesidir.Huičiolių tradiciniame tikėjime susipina šamanizmo, animizmo, magijos elementai.
Yeşil çay tadını andırır biçimde acımsı bir tadı vardır.Ryžių actas – suteikia rūgštų skonį.
Gemide acımasız kuralları vardır.Uostą lanko kruiziniai laivai.
Bundan sonra içinde bir acıma duygusu oluşur.Po kurio laiko įvyksta siaubinga nelaimė.
Hâlâ açım.Aš vis dar alkanas.
Hâlâ açım.Aš vis dar alkana.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.Ta ei olnud enam sõbralik, vaid tige ja õel hunt.
Bu benim açımdan suç değil.Ent see ei õigustaks mind minu enda seisukohast.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Ta ütles kord: "Minu isa kartis oma ema.
Acımasız bir Edebiyat eleştirmenidir.Kirjaoskuse puudumine on kirjaoskamatus.
"'Bu da benim aşka bakış açım'"."Oi mis paradiis see näib".
Merhamet, acıma duygusudur.Kaastunne on emotsioon.
(1) "Ben bu dersin hayatımda, görüş açımı en çok genişleten ders olduğunu düşünüyorum."(1) 저는 이 수업이 제 삶에서 가장 폭넓은 경험 중 하나라고 생각합니다.
Acele et! Çok açım ve susadım!Разбързай се, че съм гладен и жаден!
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!빨리 집들이 하자. 나 배고파 죽겠어!
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!Pohiti no, tako sem lačna da bom umrla od lakote!
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!Pohni si, som taká hladná, že asi umriem!
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!Pospěš si, jsem tak hladová, že asi umřu!!!
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!!תמהרו! אני כל-כך רעבה שאני עלולה למות
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!اسرعي انا جائعه جدا سأموت
Acele et! O kadar açım ki ölebilirim!わーっ!最高だ!
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Muista minun kurjuuttani ja kodittomuuttani, koiruohoa ja myrkkyä.
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Quand je pense à ma détresse et à ma misère, A l`absinthe et au poison;
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Spomni se edinščine moje in tavanja mojega, pelina in grenkega strupa!
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Tänk på mitt elände och min husvillhet, på malörten och giftet!
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Vaak denk ik aan die bitterheid en het lijden, dat U mij hebt toebedeeld!
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Wszakże wspominając na utrapienie moje, i na płacz mój, na piołun, i na żółć.
Acımı, başıboşluğumu, Pelinotuyla ödü anımsa!Zajin. Pamätaj na moje trápenie a na moje blúdenie sem a ta, na palinu a na jed.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Apela à piedade, e apela a uma coisa chamada caridade.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Apeleaza la mila; apeleaza la ceva numit caritate.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Attira compassione e un qualcosa che si chiama carità.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Cela fait appel à la pitié, cela fait appel à quelque chose qui se nomme charité.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Do litości. Przemawia do czegoś co nazywa się miłosierdziem.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Het doet een beroep op medelijden. Het roept liefdadigheid op.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Irgalomért folyamodik, valami olyasmiért folyamodik amit jótékonyságnak hívnak.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.그것은 연민을 호소했고 자선을 호소했습니다.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.llama a la pena, llama a algo llamado caridad.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Penggambaran tersebut menarik belas kasihan; menarik sesuatu yang disebut amal
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Sie appelliert an das Mitleid, sie appelliert an die so genannte Wohltätigkeit.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Απευθύνεται στη λύπηση και σε κάτι που ονομάζεται φιλανθρωπία.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Она взывает к жалости, она взывает к чему-то именуемому благотворительностью.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.Това буди съжаление; като зове към нещо, което наричаме благотворителност.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.הוא מושך רחמים, הוא מושך אל משהו שנקרא צדקה.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.يناشد الشفقة؛ يناشد لشئ يُدعى الصدقة.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.その結果、西洋から見る
Açım acı.Aku lapar - sakit.
Açım acı.Éhes vagyok - a fájdalom.
Açım acı.Estou com fome - na dor.