açım ile cümle
açım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yörünge son derece eksantriktir (e=0,07) ve bizim bakış açımızdan yörünge eğikliği 72,0° yi bulur.L'orbita è relativamente eccentrica (e=0,07) ed è inclinata rispetto alla nostra visuale di 72,0°.
Onların yaşam koşulları acımasız ve hayatları öteki kölelerden daha kısaydı.Le loro condizioni di vita e di lavoro non erano molto diverse da quelle degli schiavi.
Landa, amansız ve acımasız, son derece zeki, ancak gerektiğinde büyüleyici ve kibardır.Landa è crudele, molto intelligente, deciso e spietato ma quando serve, educato e affascinante.
Çok zalim ve acımasızdır.È crudo e brutale.
Buna rağmen onunla dövüşürken acımasız olabilir.Per ottenere i suoi obiettivi può dimostrarsi spietato.
Trajik bir geçmişi vardır ve acımasızdır.È una storia tragica, bellissima e crudele.
Böyle başıboş dolaşan birinin hiçbir itibarı olmaz: ne saygı görür, ne değer, ona kimse acımaz.Ti senti quasi in imbarazzo che qualcuno sia così importante, che senza di lui (o lei) ti senta inutile.
Tacitus'a göre Poppaea, hırslı ve acımasız birisidir.Secondo Tacito, Poppea era ambiziosa e senza scrupoli.
Gemide acımasız kuralları vardır.In mare ha abitudini epipelagiche.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Questi abbandonò dunque il convento, irritato e offeso.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.L'uomo è un animale che esita.
Merhamet, acıma duygusudur.Passione della compassione.
Çok sayıda insanı acımasızca öldürdüler.Sono, infatti, molti i partigiani brutalmente uccisi.
Acımsı olan ve yenilmeyen kabuğu, oldukça incedir ve kolayca soyulur.Il suo animo forgiato e temprato non è facile da sconfiggere.
Yaşlılık acımasızdır.Старость безжалостна.
Bu benim bakış açım.Это моя точка зрения.
Doğa acımasızdır.Природа жестока.
Dünya acımasız.Мир жесток.
Sadece zavallı karıma acımalısın.Можно только пожалеть мою бедную жену.
O kadar açım ki, bir fili bile yiyebilirim.Я такой голодный, что слона мог бы съесть.
Hayat bütün öğrencilerini öldüren çok acımasız bir öğretmendir.Жизнь — жестокий учитель, убивающий всех своих учеников.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.Всего погибли 247 женщин и 205 детей.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.Он был верным, но грубоватым другом и жестоким но честным врагом.
Bu aile çok acımasızdır.Эти люди оказываются очень жестокими.
Ban Prijezda, Bosna Kilisesi’ne acımasızca saldırdı.Приезда принялся жестоко искоренять боснийскую церковь.
Acımasız başarıları ona (Ἀλβανιτοκτόνος) "Arnavut katili" (Αλβανοκτόνος, Albanoktonos) unvanını kazandırdı.За свою безжалостность он получил эпитет «Убийца албанцев» (Αλβανοκτόνος, Albanoktonos).
Protestanlar acımasızca katledildiler.Арестованные подвергнуты жестокому истязанию.
Çok acımasız ve yetenekli bir katildir.На самом деле она является безжалостной и изобретательной убийцей.
Gemide acımasız kuralları vardır.До корабля доносятся дикие вопли.
Oakland'da iki büyük aile amansız-acımasız bir savaşın içindedir.В Бишкуле находится 2 памятника погибшим в Великой Отечественной войне.
Acımasızdır ve düşmanlarını ateşle yakmasıyla bilinir.Он утверждал, что сжигал своих врагов адским огнём.
Tarihçiye göre onların infaz yöntemleri çok acımasızcaydı.Судебные доказательства установили, что убийства были очень жестокими.
Bu, modern çağlardaki en ağır ve en acımasız insan buluşu olan ‘Topyekün Savaş’tır.Мы получили своё наказание в самой кровопролитной и дорогостоящей войне современности.
Hayat bu zorlu, sert ve acımasız dünyaya doğmuştur ama yaşama sıkı sıkıya sarılır.Один слышит мир насыщенным и ассоциативно перегруженным, а для меня это очень тяжко.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Эвергет же, напротив, был деятелен, жесток и своенравен.
Erdemli Justine'e tanrı bile acımamışken, Juliette on yıl daha zenginlik ve mutluluk içinde yaşamını sürdürür.У нас никогда нет сомнений в том, что Джулия Робертс будет жить долго и счастливо.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Очень враждебны по отношению к чужеземцам.
Hiçbir acıması yoktur.У меня нет сожалений.
Seni sevenlere karşı acımasızsın... sözleriyle açıklar.Застенчива, боится незнакомцев, пытающихся с ней поговорить.
Tanrının insanlardan uzak ve acımasız tasviri de bu kaynağa atfedilir.Всезнающий и всемогущий Господь стоит за этим движением.
Cad Bane'in en iyi adamıdır.Acımasız ve merhametsiz biridir.Дэвид Лейтон — правая рука Бэббита, жестокий и безжалостный человек.
Kendi belirsizliğini itiraf eden Joker, şehre şiddeti getiren acımasız bir komedyendir.إن الجوكر الذى اعترف بغموضه هو مُهرج قاسي يشيع العنف في المدينة.
En genç ve acımasız cadı budur.إنها العلامة الأكثر شبابية وعنفوانية.
Belde, adını kasaba meydanında bulunan ve tadı acımsı olan su çeşmesinden almaktadır.سُميت قرية عين السهلة بهذا الاسم نسبةً لعين الماء الموجودة فيها التي تمتاز بمذاق جميل وسهل.
Stella Aciman, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1953 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.ولدت ستيلا أكيمان لعائلة يهودية عام 1953 في إسطنبول.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.كانت دولته رحمه الله ثلاثة أعوام.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.كان هناك 245 امرأة و 207 طفلا من بينهم.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.تصرف كوزيمو طيلة حياته بوحشية ضد أولئك الذين حاولوا معارضة خططه.
Tadı acımsıdır.التذوق الحسي.
Tadı acımsı ve aromatiktir.التذوق الحسي والتابو.
Bu benim açımdan suç değil.أنا آسف لكن هذه ليست غلطتنا..
Son derece acımasız ve kibirli birisidir.و هو رجل مغرور وحاد الطباع.
Okçular acımadan saldırdı ona.أذنابها مستطيلة أخاذة.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.تجنب اساليب العقاب والاساءة .
Kamp yöneticileri burada propagandayı, acımasızlığı ve kitlesel imhayı örtbas etmek için kullandı.هنا استخدمت سلطات المخيم الدعاية لتغطية الأعمال الوحشية والقتل الجماعي.
Bizim açımızdan kesinleşti, seçime parti olarak gideceğiz.سوف يتعرفون علينا بمرور الوقت، وينضمون إلى صفوفنا.
Orijinal märzen biralar "koyu kahverengi, güçlü gövdeli ve acımtırak" olarak tanımlanmıştır.تم وصف الأسود الحجرية المستخدمة في النصب بأنها "الرموز التقليدية للشجاعة والقوة والكبرياء".
Ben açım.أنا جائع.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.O abandono de um animal é um ato cruel e degradante.
"'Bu da benim aşka bakış açım'".Essa é minha visão da ostentação."