açıkta ile cümle

açıkta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İntegra'ya herhangi bir cevap verdirmeyip konu açıkta bırakılmıştır.Sie wurde aber von ihm weder gezeichnet noch numerisch berechnet.
Yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.Der große Gewinn der Gottseligkeit die sich genügen läßt.
Bu durumda Mareşal Vasilevski de açıkta kalmış oluyordu.Nur Oberst Poniatowski ... befand sich noch bei ihm ...
Her ten rengii açıktan koyuya doğru sıralanmıştır.Die Farbe müsse jeden Sprung ins Tiefe ausdrücken.
İslam'ın ilk yıllarında kocası ile Muhammed'e açıktan cephe alan kişilerin başındaydı.Zusammen mit seinen Verwandten gehörte er in der Anfangszeit des Islam zu den Feinden von Mohammad.
75. dakikada oyundan çıkana kadar sol açıkta oynadı.Er wurde im Spiel dann nach 75 Minuten für Beister eingewechselt.
Oylama açıktan yapılır.La motion est votée.
Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.Celui-ci le balancera afin de rendre la récolte propice.
İniş iletkenleri 50 mm2 som bakır ve döşeneceği zeminden 5 cm açıkta olacak şekilde olmalıdır.Il sera nécessaire de les semer dans des boîtes à semis à mi- ombre avec 15 cm de terre au moins en dessous.
Yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.Et ils font cela par grande gentillesse (noblesse).
Çöp ve gıda açıkta bırakılmaz.Aucun logement ni nourriture ne sont fournis.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.Motivado por un capricho insano, Nerón envió abiertamente a hombres a incendiar la ciudad.
Tito, Yugoslavya'ya açıktan saldırı olacağı endişesiyle Kominform'un ikinci toplantısına katılmadı.Sin embargo, Tito no asistió a la reunión temiendo que Yugoslavia fuese abiertamente atacada.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Abrir su pecho a alguien.
Ferhat Ağa bundan sonra İstanbul'da beş ay açıkta kaldı.Se esperaba que las fuerzas suecas llegasen a Estonia en cinco días.
Toprak donmuş olduğu için siper kazılamıyor, açıkta savunma yapmak ise olanaksız görünüyordu.Las unidades que conseguían anticongelante descubrían con sorpresa que también se congelaba​.
Lastiklerin kenarları uçuş sırasında uçağın altında açıktadır.Sappiate dove sono ubicate le uscite quando vi sedete in un aereo.
Ferhat Ağa bundan sonra İstanbul'da beş ay açıkta kaldı.Le forze svedesi avevano previsto l'arrivo in Estonia in cinque giorni.
Açıkta kalan oyundan çıkar ve her duruştan sonra da bir sandalye eksiltilir.Тот, кто не успел занять стул, выбывает из игры, после чего один стул также убирается из круга.
Muhammed, Kur'an'ı tebliğ etmeye başlayınca açıktan karşı çıkanlardan birisiydi.Во времена пророка Мухаммада передача Корана осуществлялась главным образом в устной форме.
Bu durumda Mareşal Vasilevski de açıkta kalmış oluyordu.И здесь же командир батальона Мараев заплакал.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Одержим женской грудью.
Oylama açıktan yapılır.Голосование открытое.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.وكنت لا تراه إلا قارئا للقرآن أو مصليا."
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.لعب في مركز الجناح الأيمن، وامتاز بالسرعة والمهارة بالتهديف.
Ayrıca Amerika Açıkta'da üst üste 4 şampiyonluğunu ilan etti.وقالت انها أصبحت امرأة الأمريكية الرابعة للفوز من جميع النواحي.
Mikro etek eğer altına başka bir giysi giyilmediyse poponun alt kısmını açıkta bırakır.بعد الانتهاء من ارتداء الحذاء الجديد، عد إلى غرفة الدرج المخفي.
Kaptan Smith'e ayrılmış yerin dış bölmesi çöktü ve bölmenin içerisi açıkta kaldı.A antepara exterior da cabine do Capitão Smith caiu, mostrando o interior.
Sular hala mahallenin içinden açıkta akmaktadır.As águas são limpas até o bairro da Usina.
2011 yılında Avustralya Açıkta yarı finalde elenmiştir.Em 2009, alcançou a semi-final do Aberto da Austrália.
Gönüllüler ve açıkta olan erkekler kasaba için bir yüzme havuzu inşa ettiler ve kasaba parkını düzenlediler.Vrijwilligers en werklozen bouwden een zwembad en legden een openbaar park aan.
Muhammed, Kur'an'ı tebliğ etmeye başlayınca açıktan karşı çıkanlardan birisiydi.De profeet is gesteld tot uitlegging der openbaringen.
İntegra'ya herhangi bir cevap verdirmeyip konu açıkta bırakılmıştır.Hij geeft echter geen antwoord en denkt (te) lang na.
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.Zo'n helder beeld is duidelijk (distincta) of onduidelijk (confusa).
Oylama açıktan yapılır.Dit is de uitwendige stemming.
Oylama açıktan yapılır.Sprawę poddano pod głosowanie.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.W szalonym kaprysie Neron całkiem otwarcie wysłał swoich ludzi, którzy podpalili miasto.
Sağ açıkta oynayan ve daha çok hızıyla tanınan oyuncu, sık sık Marc Overmars ile karşılaştırılırdı.Znany był ze swojej szybkości i często porównywany Marca Overmarsa.
Açıkta kalan bölümler ise hurdacılar tarafından söküldü.Pozostali zostali przydzieleni w wyniku losowania.
Bir süre açıkta kaldıktan sonra 1867 yılında yeniden hariciye nazırlığına atandı.Do pomysłu próbowano bezskutecznie wrócić w roku 1867.
Futbolcuyken sağ açıkta oynamış, hızı ve çalışkanlığı ile bilinmiştir.W okresie swej gry piłkarskiej wykazywał się bramkostrzelnością, przebojowością, siłą i szybkością.
Bu fotoğrafta Josephine Baker'in göğüsleri açıktadır.Samtidigt idoliserades Josephine Bakers mörka hud.
Başlangıçta, kontralar ABD hükümetinden açıktan mali ve askeri destek aldılar.Därigenom kunde landet börja ta emot militärt och ekonomiskt stöd från USA.
Gönüllüler ve açıkta olan erkekler kasaba için bir yüzme havuzu inşa ettiler ve kasaba parkını düzenlediler.Добровольці та безробітні чоловіки побудували плавальний басейн і схему громадського парку.
Çöp ve gıda açıkta bırakılmaz.Водою та їжею їх не забезпечили.
Ancak Sovyetlerin askerî zayıflığı nedeniyle açıktan yüzleşmek o dönem için imkânsızdı.Можливо, це було через його низку військових невдач на той час.
Erken Orta Çağ Avrupa’nın tek odalı evlerinde binanın en yüksek yerinde açıkta bir ateş olurdu.Rané středověké jednoduché domy měly otevřený oheň pod nejvyšším bodem budovy.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Žena s odhalenou hrudí představuje Pravdu.
Yüksek verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygun iri meyveli çeşittir.A má hradby (záštity) výborné, nedobytné neobvyklé (vzácné).
Toprak donmuş olduğu için siper kazılamıyor, açıkta savunma yapmak ise olanaksız görünüyordu.Vyčkáváním na vrcholu by nikomu nepomohl a akorát by promrzl.
Sağ açıkta oynayan ve daha çok hızıyla tanınan oyuncu, sık sık Marc Overmars ile karşılaştırılırdı.Cunoscut pentru viteza sa si stilul jocului care uneori a fost comparat cu cel al lui Marc Overmars.
Oylama açıktan yapılır.Az ellenőrzés szavazás által történik.
Gençlik yıllarından itibaren sol açıkta oynamaya başladı.Ifjúkorától kezdve közeledett a baloldali mozgalmakhoz.
Çöp ve gıda açıkta bırakılmaz.Luontoon roskia ei tule jättää missään tapauksessa.
Ve açıktan açığa “Norveç, işgal edilmelidir” der.Sen jälkeen on merkintä: "oleskelevat luultavasti Norjassa".
Beş ceset üstüste konularak açıkta bırakıldı ve bir grup insan üzerlerine basıp tükürdü.Ötzin ruumista ja hänellä olleita esineitä on tutkittu hyvin tarkkaan.
Kaptan Smith'e ayrılmış yerin dış bölmesi çöktü ve bölmenin içerisi açıkta kaldı.Το εξωτερικό τοίχωμα του σταθμού του Καπετάνιου Σμιθ κατέρρευσε, εκθέτοντας το εσωτερικό.
Alman solcular ve müslümanlar, İsrail'i açıktan desteklediği için şirketi eleştiriyorlar.Jøder og muslimer har flere gange kritiseret Axel Springer for åbent at støtte Israel.
Ve açıktan açığa “Norveç, işgal edilmelidir” der.«Reikvam: - Håper SV vil være tydelig på at Norge sier stopp».
Tito, Yugoslavya'ya açıktan saldırı olacağı endişesiyle Kominform'un ikinci toplantısına katılmadı.Tito tidak menghadiri pertemuan kedua Kominform, takut bahwa Yugoslavia akan diserang secara terbuka.

İlgili Sayfalar