açıklar ile cümle
açıklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kıyı açıklarındaki denizciler de şiddetli depremi hissettiklerini bildirdi. [3] [4]Sailors off the coasts reported feeling the strong earthquake as well.[18][19]
Jung gündemini belirler ve yöntemini açıklar.Jung sets out his agenda and explains his method.
Onu daha ayrıntılı açıklar mısın?Könntest du das genauer erklären?
İlk kısım Üç fizikçi birbirlerine aslında deli olmadıklarını açıklar.1. Teil: Die drei Physiker geben gegenüber ihren Mitbewohnern zu, dass sie in Wahrheit nicht verrückt sind.
Posa, Karlos’a Eboli’nin ihanetini haber verir ve kendini arkadaşı için feda edeceği yeni planını açıklar.Posa berichtet Karlos vom Verrat der Eboli und enthüllt ihm seinen neuen Plan, sich für den Freund zu opfern.
Bu sırada asıl Kontes de ortaya çıkar ve gerçek hüviyetini hemen açıklar.Doch dann erscheint die richtige Gräfin und klärt alles auf.
Daha az sıklıkla da olsa Azorların ve Kanarya Adaları'nın açıklarında da görülürler.Weniger oft wurde er östlich der Azoren und den kanarischen Inseln gesichtet.
6 Mart - Herald of Free Enteprise adlı feribot Belçika'nın Zeebrugge Limanı açıklarında battı.6. März: Das Fährschiff Herald of Free Enterprise (Großbritannien) kentert vor dem Hafen von Zeebrugge.
Bu da Tereyağının neden sarı renkte olduğunu açıklar.Das führt dazu, dass die Butter eine gelbe Farbe annimmt.
Turandot Prens'in ismini bildiğini açıklar: "İsmi... aşkdır."Turandot verkündet seinen Namen: „Liebe“.
Margo, Orlando'ya dönme niyeti olmadığını ve kendini bulmak için kaçtığı açıklar.Eduardo meint, ihnen bliebe wohl nicht anderes übrig, als zu fliehen.
Fritz duygularını açıklar ve ikisi de aşklarını itiraf ederler.Franziskus eilt zu ihr und beide gestehen sich ihre Liebe.
Kamu harcamaları kısılarak bütçe açıkları daraltılmıştır.Übersteigen die Ausgaben die Einnahmen, ist der Naturhaushalt gestört.
Michael Dummet bunu “bivalens prensibi” terimiyle açıklar.David Parnas prägte das 'Geheimnisprinzip'.
En sonunda savaşa katılmak üzere evden ayrılacağını halasına açıklar.Er möge doch bitte aus der Schlacht heimkehren.
Müşterek sebepler olaylar arasındaki bağımlılık ilişkisini açıklar.Die Determinante beschreibt die Abhängigkeit zwischen Attributen einer Relation.
Kurul ölen kadının hamile olduğunu açıklar ve Christian bunu önceden bildiğini beyan eder.Deshalb verlässt sie die Party vorzeitig, was Christian falsch versteht.
Sonra Kont o öğleden sonraki programı açıklar.Heute heißt die Sendung Mein Nachmittag.
Gerektiği zaman dini sorunlarla ilgili görüşlerini fetva yayınlayarak açıklardı.Bei Bedarf verfasst er auch Sondergutachten zu rentenpolitischen Fragestellungen.
Bunu Donna'nın annesi Sylvia (Jacqueline King) ve büyükbabası Wilfred Mott'a (Bernard Cribbins) açıklar.Ihr Großvater ist Wilfred Mott (Bernard Cribbins OBE).
Kassapa: Yüce Gotama o halde bana acıyı açıklar mısınız lütfen?Kassapa: So möge mir der Erhabene das Leiden darlegen, möge es mir verkünden.
Mora'nın güneybatı ucundaki Gallo Burnu'nun açıklarında iki dev Donanma karşı karşıya geldi.Schließlich sichtete Prien im äußersten Nordosten der Bucht zwei große Kriegsschiffe.
Kendi açıklarını da kapatmaya çalışmaktadır.Sie verschließt ihre wahren Gefühle ebenfalls.
Bundan sonra da Paris kendi kimliğini açıklar.Am folgenden Tag erkundet sie Paris auf eigene Faust.
Bu hareketler, kızın konumunu söz olmadan açıklar.Die Indizien scheinen ausnahmslos gegen die Mutter des Mädchens zu sprechen.
Seni sevenlere karşı acımasızsın... sözleriyle açıklar.Ich bin das Raubtier, das dich mit seinen Wörtern reißt.
Eğriboz açıklarındaki fırtınada da 200 gemi daha kaybedilmiştir.Durch die Umgestaltung gingen im Hauptschiff 200 Sitzplätze verloren.
Sorunun özü bu." şeklinde açıklar.«Blick am Abend»: So sieht das Blatt aus.
Olumlu, olumsuz, genel ve özel önermeler arasındaki ilişkileri açıklar.So unterscheidet man zwischen aktiven, integrierten und negativen Auszeichnungen.
Birinci ve ikinci kitap astronomik varsayımları ve matematiksel yöntemleri açıklar.Im ersten Buch werden die Grundzüge der physischen und mathematisch-astronomischen Erdkunde dargestellt.
Hoşnutsuzluğunu açıklar mısın?Peux-tu expliquer ton mécontentement ?
Intel, bildirilen güvenlik açıklarına resmi bir açıklama ile yanıt verdi.Intel a répondu aux vulnérabilités de sécurité avec une déclaration officielle.
Darbeyle başa geçen geçici yönetim en geç Aralık 2002 tarihinde yeni seçimlerin yapılacağını açıklar.L'Acte déclare que des nouvelles élections auront lieu au plus tard en décembre 2002.
Bu prensip elektronun birçok özelliğini açıklar.Ce principe explique beaucoup de propriétés des électrons.
Dawn da ona niyetini açıklar.Diavolo explique alors son plan.
Alfio ise karşılık olarak daha bu sabah erkenden Turiddu'yu evi yakınlarında gördüğünü açıklar.Alfio s’étonne car il a vu Turiddu, ce matin, près de chez lui.
Hurley mağaralardakilere Ethan'ın uçak manifestosunda olmadığını açıklar.Mais Hurley découvre que le nom d'Ethan ne se trouvait pas sur la liste des passagers.
Aynı gün Bandırma açıklarında altı küçük çektirmeyi batırmayı başardı.Cette même année, elle réalise le Cheval à six têtes, petit.
8 Şubat 1916'da Beyrut açıklarında Fransız zırhlı kruvazörü Amiral Charney'i batırmıştır.Le 11 février 1916, le U 21 coule le croiseur cuirassé français Amiral Charner.
Bu durum onların bir yıldız tapınıcısı olduğunu açıklar.Mais je comprends que tu es une étoile.
Brown ona durumu açıklar.Burns lui explique la situation.
Kızın kütüphanedekileri kurtarması gerektiğini açıklar.Il fait tout pour essayer de sauver les gens présents dans la bibliothèque.
Ölüm anında Laertes Hamlet ile uzlaşır ve Claudius'un cani kumpasını açıklar.Dans ses derniers moments, Laërte se réconcilie avec Hamlet et révèle le complot meurtrier de Claudius.
Kutsal bilge Narada Mayavati'ye Rati olduğunu, çocuğun Kama olduğunu ve ona bakması gerektiğini açıklar.Le sage divin Narada révèle alors à Mayavati qu'elle est Rati et l'enfant Kâma, et qu'elle doit l'élever.
Eğer Tanrı, iyilik ve sevgiyse, beni Tanrıya inandırın." sözleriyle açıklar.Et Dieu est Omniscient et Indulgent. » « Ils te demandent ce qui a été décrété.
Fakat Hanna eğer tekrar evlenirse miras şartlarına göre eski kocasından kalan serveti kaybedeceğini açıklar.De plus, si Hermina se remariait, elle perdait sa rente annuelle ainsi que tous les autres bénéfices.
Birinci yasa başlangıç ve son durumlardaki değişimin simetrik olduğunu açıklar.Le premier chapitre aborde le moment où le milliardaire change définitivement d'identité.
6 Mart - Herald of Free Enteprise adlı feribot Belçika'nın Zeebrugge Limanı açıklarında battı.6 mars, Belgique : le ferry britannique Herald of free enterprise chavire dans le port de Zeebruges.
Bilgi hakkında güvenilirlik açıkları temin eder ve sızma testleri gayretlerinde yardımcı olur.Il facilite le décompte des électrons et aide à vérifier leur conservation.
Jüri, karara vardıktan sonra duruşma salonuna döner ve kararı açıklar.À l’issue de la délibération, le jury revient dans la salle d’audience.
Terim, av hayvanlarının adaptasyonlarını açıklar.Il s'agit de l'adaptation de son roman Les Animaux dénaturés.
İlk kısım Üç fizikçi birbirlerine aslında deli olmadıklarını açıklar.De plus, les trois vecteurs ne sont pas mutuellement orthogonaux.
1941 - Çanakkale açıklarında bir Fransız ticaret gemisi torpillenerek batırıldı.Jusqu'en 1959, il commandait un bateau lance-torpilles rapide.
Bunun üzerine Asker de sevdiği kıza her şeyi açıklar.Le prince indique alors une jeune fille qui lui plaît.
İl, açıklarında, kendisine bağlı adalara sahiptir.Il décide de se rendre sur place, à une répétition, afin de juger par lui-même.
Rowell bunu şöyle açıklar: "Bir sahneyi izlerken, bir diğerini de dinleriz. ...Como Rowell dice: «Aunque oímos una escena, estamos observando otra.
Bu, iki kahverengi saçlı ebeveynin neden sarı saçlı bir çocuk üretebileceğini açıklar.Esto explica porqué dos padres, ambos de pelo marrón, pueden tener un hijo rubio.
Sahne 3: Miller'in evi Mıller kızına Rodolfo'nun kim olduğunu açıklar.Escena 3: Casa de Miller Miller le dice a su hija quién es Rodolfo en realidad.
Alfio ise karşılık olarak daha bu sabah erkenden Turiddu'yu evi yakınlarında gördüğünü açıklar.Alfio replica que vio a Turiddu por la mañana cerca de su casa.
1-8, 10-12 bölümler, Türkler ve Peçeneklere karşı imparatorluk politikasını açıklar.Los capítulos 1-8 y 10-12 explican la política imperial hacia los pechenegos y turcos.