açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış.Tom was clearly disappointed.
Açıkçası bir tür yanlış anlama var.There's obviously been some sort of misunderstanding.
Tom dikkatlice açık kapıyı itti ve odaya girdi.Tom cautiously pushed the door open and entered the room.
Tom Mary'nin açıklamasına bir saniyede inanmaz.Tom doesn't buy Mary's explanation for a second.
Açıklamaya gerek yok.There's no need to explain.
Açıklamaya hacet yok.There's no need to explain.
Dün gece kapıyı açık bıraktın mı?Did you leave the door open last night?
Bu açıkça Tom'un sorumluluğu.It's clearly Tom's responsibility.
O zaten açık mı?Is it already open?
Zaten açık.It's already open.
Tom açıkça bitkin.Tom is obviously exhausted.
Tom açık kapıyı itip içeriye baktı.Tom pushed the door open and looked inside.
Tom'un burada mutlu olmadığı oldukça açık görünüyor.It seems fairly obvious that Tom isn't happy here.
Tom yapacak bir açıklaması olduğunu biliyor.Tom knows that he's got some explaining to do.
Tom giderken ön kapıyı açık bıraktı.Tom left the front door open when he left.
Tom ne olduğunu açıklamak için iyi bir yol düşünemedi.Tom couldn't think of a good way to explain what had happened.
Pencereyi açık bırakmamalıydın.Tom shouldn't have left the window open.
Tom, neden bir zaman kaybı olacağını açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain why it would be a waste of time.
Tom açık kalplidir.Tom wears his heart on his sleeve.
Açıkçası Tom, kimseye olanlardan bahsetmedi.Obviously, Tom hasn't told anyone about what happened.
Bunu Tom'a nasıl açıklayacaksın?How are you going to explain that to Tom?
Açıkladığım gibi, Tom Boston'a gitmeyecek.As I've just explained, Tom won't be going to Boston.
Açıkça, onların hakkında endişelenecekleri daha önemli şeyleri var.Clearly, they have more important things to worry about.
Ne olduğunu bana açıklayabilir misiniz?Could you explain to me what happened?
Tom'un Mary'yi sevdiği çok açık.It's very obvious that Tom likes Mary.
Tom bir şey hakkında açıkça üzgün.Tom is clearly upset about something.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma söz veriyorum.I promise I'll explain everything later.
Tom'un artık Mary'den hoşlanmadığı açık.It's obvious Tom doesn't like Mary anymore.
Bu bilgi henüz açıklanmadı.This information hasn't been made public yet.
Açıkça burada bir yanlış anlaşılma vardı.There's clearly been a misunderstanding here.
Köşede 24 saat açık olan küçük bir dükkan var.There's a small shop on the corner that is open 24 hours a day.
Tom açıkçası onu şimdi rahatsız etmemizi istemiyor.Tom obviously doesn't want us bothering him right now.
Daha önce hiç bu kadar acıktığımı sanmıyorum.I don't think I have ever been this hungry before.
Çok acıklıydı, neredeyse ağlıyordum.It was so touching, I almost cried.
Bir açıklama ister misiniz?Would you like an explanation?
Bunu Clara'ya açık bir şekilde açıklayın!Declare it clearly to Clara.
Bunu Clara'ya açık bir şekilde açıkla!Declare it clearly to Clara.
Tom genellikle ışıklar açıkken uyur.Tom usually sleeps with the lights on.
Önerilere açık mısın?Are you open for suggestions?
Tom'a ne olduğu hakkında hiçbir açıklama yok.There's no explanation for what happened to Tom.
Daha sonra ne olduğunu açıkla.Describe what happened next.
Ne olduğunu açıkladım.I explained what happened.
Ne olduğunu asla açıklayamayacağım.I'll never be able to explain what happened.
Tom iflas ettiğini açıkladı.Tom declared himself bankrupt.
Neden kapı açık?Why is the door open?
Ben acıktım.I've gotten hungry.
Bu nasıl olabileceğini bana açıklayın.Explain to me how that could happen.
Ne olduğunu açıklayayım.Let me explain what's happened.
Ne olduğu oldukça açıktı.It was pretty clear what was happening.
Belki Tom burada ne olduğunu açıklayabilir.Maybe Tom can explain what happened here.
Tom odamı açık maviye boyamamı önerdi.Tom suggested that I paint my room a light blue.
Ne demek istediğimi açıklamak için Tom bana şans vermedi.Tom didn't give me a chance to explain what I meant.
Açıkça, Tom bunu almıyor.Clearly, Tom isn't buying it.
Tom, Mary'ye neden yeni bir araba satın almaya ihtiyacı olduğunu açıkladı.Tom explained to Mary why he needed to buy a new car.
Sadece bana bir açıklama yap.Just give me an explanation.
Bana bir açıklama şansı ver.Give me a chance to explain.
Bana bir açıklama yapar mısın?Can you give me an explanation?
Bir açık büfeye gidelim ve büyük bir akşam yemeği yiyelim.Let's go to an all-you-can-eat place and have a big dinner.
Tom'un henüz ikna olmadığı açıktır.It's clear that Tom is not yet convinced.
Komşularımdan biri aradı ve pencerelerimden birini açık bıraktığımı söyledi.One of my neighbors called and said I left one of my windows open.
İlgili Sayfalar