açık ile cümle
açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'a hiç açıklama borçlu değilim.I don't owe Tom any explanations.
Sana bir açıklama borçlu değilim.I don't owe you an explanation.
Onu açıklamak için zamanım yok.I don't have time to explain it.
Gerçekten acıktım.I got really hungry.
Sadece gözlerimi açık tutamadım.I just couldn't keep my eyes open.
Sadece geçen gün neden yardım edemediğimi açıklamak istedim.I just wanted to explain why I couldn't help the other day.
Kapıyı açık bıraktım.I left the door unlocked.
Pencereyi açık bıraktım.I left the window open.
Bana bir şey açıklamanı istiyorum.I need you to explain something to me.
Asla evimi açık bırakmam.I never leave my house unlocked.
Kapıyı açtım ve onu Mary için açık tuttum.I opened the door and held it open for Mary.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I'll explain everything later.
Açıkça, umurumda değil.Frankly, I don't care.
Açıkça, Tom gitmek istemedi.Obviously, Tom didn't want to go.
Açıkça, isteyerek yaptın.Obviously, you volunteered.
Bir şey açıklamak zorunda değilsin.You don't have to explain anything.
Onu açıklamana gerek yok.You don't need to explain that.
Işığının açık olduğunu gördüm ve hâlâ uyanık olduğunu biliyordum.I saw your light was on and knew you were still awake.
Diğer makul açıklamanın olmadığını anlıyorum.I see no other possible explanation.
Onu daha iyi açıklamalıydım.I should've explained it better.
Sanırım bunu açıklayabilirim.I think I can explain this.
Sanırım ne olduğunu açıklayabilirim.I think I can explain what's going on.
Sanırım bana bir açıklama borçlusun.I think you owe me an explanation.
Açıklamıyorsun, neden Esperantodan nefret ediyorsun.You don't explain, why do you hate Esperanto.
Biri bunu bana açıklayabilir mi?Could someone explain it to me?
Sen ütüyü açık bıraktın.You left the iron on.
Biri ışıkları açık bıraktı.Somebody left the lights on.
Her zaman açık tutun.Keep clear at all times.
O açıkça yalan söylüyor.He's clearly lying.
Matematik öğretmeni, kısmi türev kavramını açıkladı.The math teacher explained the concept of partial differentiation.
Eğer acıkırsan, buzdolabında yiyecek var.If you get hungry, there's food in the fridge.
Ne demek istediğine dair açık bir fikrim yok.I don't have a clear idea of what you mean.
Pencere açıktı.The window opened.
Kütüphanenin bu bölümü halka açık değil.This portion of the library is off-limits to the public.
Tom onu bana açıkladı fakat onu hâlâ anlayamadım.Tom explained it to me, but I still couldn't understand it.
Tom onu ayrıntılı olarak açıklamasına rağmen onu gerçekten anladığımdan hâlâ emin değilim.Even though Tom explained it in detail, I'm still not sure I really understand it.
Onun açık mavi gözleri var.He has clear blue eyes.
Dükkanlar cumartesi günü açık mı?Are the shops open on Saturday?
Tom'un burada olmak istemediği açıktır.It's quite clear that Tom doesn't want to be here.
Tom neden toplantıya katılmadığını açıklamak istemedi.Tom didn't feel like explaining why he wouldn't attend the meeting.
Onu bir kez daha biraz daha ayrıntılı açıklar mısın?Would you mind explaining that once more in a little more detail?
Onu anlayabilmen için bunu sana açıklamaya çalışıyorum.I'm trying to explain this to you so you can understand it.
Ben tamamen mantıklı bir açıklaması olduğuna eminim.I'm sure there's a perfectly reasonable explanation.
Bunun için mantıklı bir açıklama olduğuna eminim.I'm sure there's a reasonable explanation for this.
Daha sonra bunun hepsini daha ayrıntılı olarak açıklayacağım.I'm going to explain all this in more detail later.
Yarından itibaren, akşam 9.00'a kadar açık kalacağız.Starting tomorrow, we'll stay open until 9:00 p.m.
Nedenlerimi açıklamak için bir fırsat istiyorum.I'd like an opportunity to explain my reasons.
Keşke onu daha iyi açıklayabilsem ama açıklayamıyorum.I wish I could explain it better, but I can't.
Planımı açıklamak için bir fırsat istiyorum.I'd like an opportunity to explain my plan.
Ben mantıklı bir açıklaması olduğundan eminim.I'm sure there's a reasonable explanation.
Tom Mary'ye pencereleri açık tutmasını söyledi.Tom told Mary to keep the windows opened.
Bunu açıklamakta zorlanıyorum.I'm having a hard time explaining this.
Bunu açıklarken zor bir zaman geçiriyorum.I'm having a hard time explaining this.
Seni gördüğümde her şeyi açıklayacağım.I'll explain everything when I see you.
Sen bana açıklamak için bir fırsat verir miydin?Would you give me a chance to explain?
Büyük olasılıkla yakında acıkacağım.I'm probably going to be hungry soon.
Tom, Mary'nin kayıp olduğunu açıkladı.Tom announced that Mary was missing.
Duvarlar açık kahverengiye boyandı.The walls were painted light brown.
Sana kimsenin bilmediği küçük bir sır açıklayacağım.I'll let you in on a little secret.
Durumu Tom'a açıklarım.I'll explain the situation to Tom.