açık ile cümle
açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, niçin geç kaldığını ona açıkladı.She explained to him why she was late.
O, toplantı için onu zamanında yapamadığını açıkladı.She made it clear that she couldn't make it in time for the meeting.
O yüzmeye gitmek istediğini açıklığa kavuşturdu.She made it clear that she wanted to go for a swim.
O, üniversiteye gitmek istediğini açıkça ortaya koydu.She made it plain that she wanted to go to college.
O, onunla evlenmek istediğini açıkça belirtti.She made it plain that she wanted to marry him.
Kapıyı açık bıraktığı için o onu azarladı.She scolded him because he left the door open.
Televizyon izlerken ödevini yapmak, bu açıkçası yanlış.Doing your homework while watching TV, that's obviously wrong.
Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me.
Köpeğimi beslerken, kapının açık bırakıldığını fark ettim.When I was feeding my dog, I noticed that the gate had been left open.
O, planın temel amacını açıkladı.He explained the plan's main objective.
Onun olayla ilgili açıklaması sizinki ile uyuyor.Her account of the incident agrees with yours.
Onun sorunla ilgili açıklaması saçmaydı.Her explanation of the problem was nonsense.
Sorunla ilgili açıklaması mantıksızdı.Her explanation of the problem made no sense.
Sanırım ne düşündüğümü açıkça söylememin zamanıdır.I think it's time for me to speak up.
Favori açık kaynak yazılımın nedir?What's your favorite open source software?
O yeterince açık değil midir?Is it not clear enough?
Tom'un açıkça aklında bir sürü şey vardı.Tom clearly had a lot on his mind.
Bu kurallar çok açık değil.These rules are not very clear.
Kabul edilebilir ve kabul edilemez, birbirlerine açıkça karşıttırlar.Acceptable and unacceptable are clearly in opposition to each other.
Tom'un açıklaması çok karmaşık.Tom's explanation was too complicated.
Kapıyı açtığında TV dan başka açık bir şeyi yoktu.When he opened the door he had nothing on but the TV.
Benim bir açıklamaya ihtiyacım yok.I don't need an explanation.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.I don't understand and I'm not used to not understanding. Please explain it once more.
Her şey çok hızlı oldu, gerçekten açıklayamam.It all happened so fast, I can't really explain it.
Muhtemelen bunu nasıl yapacağını bildiğini düşünüyorsun ama bunu bir kez daha açıklayayım.You probably think you know how to do this, but let me explain it once more.
Profesör Brown konuları çok iyi açıklıyor.Professor Brown explains things very well.
Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.This drink's flavor is obviously that of tea.
Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.This drink clearly has the same flavor as tea.
Onun yanlış olduğu açıktır.It's obvious that he's wrong.
O, niçin gelmediği hakkında bir açıklama yaptı.He gave an explanation about why he had been absent.
Suçun belirli ayrıntıları açıklanmadı.Certain details of the crime were not made public.
Onun o konuyla ilgili açıklaması seninkine uyuyor.Her explanation concerning that matter matches yours.
O, konuyu açıkça belirtmiştir.He clearly stated that point.
Çiti Tom'a açık yeşile boyattık.We had Tom paint the fence light green.
Tom açık kapıyı itti.Tom pushed the door open.
Tom açık havayı çok seviyor.Tom loves being outdoors.
Tom pencereyi açık bıraktı.Tom left the window open.
Tom kapıyı açık bıraktı.Tom left the door open.
Tom eleştiriye çok açık değil.Tom isn't very open to criticism.
Tom genellikle anlaşılması kolay açıklamalar yapar.Tom usually gives easy-to-understand explanations.
Tom televizyon açıkken çalışamayacağını anladı.Tom found that he couldn't study with the TV on.
Tom kendini açıkça ifade etti.Tom expressed himself clearly.
Tom planını ayrıntılı olarak açıkladı.Tom explained his plan in detail.
Tom eleştiriye açık değildir.Tom doesn't take criticism well.
Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.Tom doesn't have much interest in outdoor sports.
Onu bana Tom da açıklayamadı.Tom couldn't explain it to me either.
Tom dün istifasını açıkladı.Tom announced his resignation yesterday.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koyma niyetini açıkladı.Tom announced his intention to run for class president.
Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.Tom always tries to keep an open mind.
Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction.
Tom durumu Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'den hoşlanmadığını açıkladı.Tom made it clear that he didn't like Mary.
Tom Mary'yi çok sevmediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't like Mary very much.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom'un Mary ile arası açıktır.Tom is on bad terms with Mary.
Tom Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom, Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom, Mary'e bunun nasıl çalıştığının ayrıntılı açıklamasını verdi.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom Mary'ye kuralları açıkladı.Tom explained the rules to Mary.