açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom oyunun kurallarını Mary'ye açıkladı.Tom explained the rules of the game to Mary.
Tom planını Mary'ye açıkladı.Tom explained his plan to Mary.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom ve Mary acıkmış gibi görünmüyor.Tom and Mary don't seem to be hungry.
Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying through her teeth.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Kapıyı açık bırak.Leave the door open.
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Ona kuralları açıkladım.I explained the rules to her.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Onu diskodan hiçbir açıklama olmadan dışarı attılar.They kicked him out of the disco without any explanation.
Otellerin çoğu tüm yıl boyunca açıktır.Most of the hotels are open all year round.
Bu durumu bana açıklayamadı.She wasn't able to explain this situation to me.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Ondan neden hoşlanmadığını açıklayabilir misin?Can you explain why you dislike him?
TV'yi açık bırakma.Don't leave the TV on.
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Bunu nasıl açıklarsın?How do you explain this?
Onu bana açıkla.Explain it to me.
Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
O açıklanmamış olanlar arasında.She is among those unaccounted for.
Tom'un açıklaması inandırıcı geldi.Tom's explanation sounded convincing.
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.Tom wanted to give Mary a chance to explain why she hadn't yet done the work.
Tom bilmeceyi nasıl çözeceğini Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain to Mary how to solve the puzzle.
Tom biraz acıkmaya başladı.Tom started to get a little hungry.
Tom bazen ağzı açık çiğner.Tom sometimes chews with his mouth open.
Tom penceresi açık uyur.Tom sleeps with his window open.
Saat 2.30'a kadar niçin işi bitirtmek zorunda olduğumuzu Tom gayet net açıkladı.Tom made it quite clear why we had to have the job finished by 2:30.
Tom bütün gece suyu açık bıraktı.Tom left the water running all night.
Tom bütün gece televizyonu açık bıraktı.Tom left the TV on all night.
Tom, bütün gece ışıkları açık bıraktı.Tom left the lights on all night.
Tom çok uykulu ve neredeyse gözlerini açık tutamıyor.Tom is very sleepy and can hardly keep his eyes open.
Tom niçin geç kaldığını açıklaması gerektiğini hissetti.Tom felt that he needed to explain why he was late.
Tom bir açıklamayı hak ettiğini hissetti.Tom felt that he deserved an explanation.
Tom neden geç kaldığını açıkladı.Tom explained why he was late.
Tom sistemi Mary'ye açıkladıTom explained the system to Mary.
Tom takvimi Mary'ye açıkladı.Tom explained the schedule to Mary.
Tom, kararının nedenlerini açıkladı.Tom explained the reasons for his decision.
Tom Mary'ye geç kalma nedeni açıkladı.Tom explained the reason he was late to Mary.
Tom Mary'ye projenin amacını açıkladı.Tom explained the purpose of the project to Mary.
Tom Mary'ye projeyi açıkladı.Tom explained the project to Mary.
Tom Mary'ye planı açıkladı.Tom explained the plan to Mary.
Tom Mary'ye koşulları açıkladı.Tom explained the circumstances to Mary.
Tom onu Mary'ye çok dikkatli bir şekilde açıkladı.Tom explained it to Mary very carefully.
Tom sistemin nasıl çalıştığını açıkladı.Tom explained how the system worked.
Tom pusunun nasıl çalıştığını açıkladı.Tom explained how the ambush would work.
Tom onu tamamen anlamadı. Onu ona tekrar açıklar mısın?Tom doesn't quite get it. Could you explain it to him again?
Tom onu nasıl açıklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to explain it.
Tom bana kendini açıklamak zorunda değildir.Tom doesn't have to explain himself to me.
Tom ne istediğini açıkça belirtmedi.Tom didn't specify what he wanted.
Tom bir açıklama talep etti.Tom demanded an explanation.
Tom Mary'nin ne söylediğini açıkça dinlemiyordu.Tom clearly wasn't listening to what Mary was saying.
Tom ne söylediğimi açıkça yanlış anladı.Tom clearly misunderstood what I said.
Tom grubumuza katılmayı açıkça istemedi.Tom clearly isn't interested in joining our group.
Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.Tom clearly doesn't understand French very well.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını açıkladı.Tom announced his candidacy for class president.
Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves the toilet seat up.
Mary diş macununun kapağını açık bıraktığında, bu Tom'u kızdırıyor.It irritates Tom when Mary leaves the cap off the toothpaste.
İlgili Sayfalar