açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tanık onun adını açıkladı.The witness stated his name.
O, olayı ayrıntılı olarak açıkladı.He described the incident in detail.
Mağaza geceleri de açıktır.The store is also open at night.
Geri döndüğümde size onu nasıl kullanacağınızı açıklayacağım.I'll explain to you how to use it when I come back.
Komşularım bana zaten Björk'ün kim olduğunu açıkladılar.My neighbours have already explained to me who Björk is.
Bir veri yapısının tüm bileşenleri varsayılan olarak herkese açıktır.All the elements of a data structure are public by default.
O fikri açıkça reddetti.He flatly rejected that idea.
Mağaza gece de açıktır.The store also opens at night.
Açıkçası, bu bir kişinin işi olamaz. Tatoeba'nın işbirlikçi olmasının nedeni budur.Obviously, this cannot be the work of one person. This is why Tatoeba is collaborative.
Biraz daha açık olur musun?Could you be more specific?
O, onu bana açıkladı.He explained it to me.
Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow.
O, işkence acısı altında bile bilgileri açıklamadı.He didn't divulge the information, not even under pain of torture.
İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.We need a clear definition of the concept of human rights.
Açık televizyonla, derslerini nasıl aklında tutabilirsin?With the T.V. on, how can you keep your mind on your studies?
O, babasına açık bir referans taşıyordu. Bu, annesini ağlattı.He bore an unmistakable reference to his father. It made his mother cry.
Mantık açıkça senin güçlü noktandır.Logic is obviously your strong point.
Onların yapıp yapmadığı açık değildi.It was not clear whether they had done or not.
Işıklar açık değil.The lights aren't on.
Tom'un açıklaması çok ayrıntılı.Tom's explanation is very elaborate.
Kazaya neyin sebep olduğu hala açık değil.It is still unclear what caused the accident.
İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.It's clear that there's a rather strong disagreement between the two.
Kapıyı açık bırakır mısın, lütfen?Would you leave the door open, please?
Nerede gece geç saatlere kadar açık olan bir eczane olduğunu biliyor musunuz?Would you know where there is a pharmacy that is open till late?
Bilimsel yöntem, ölçülebilir belirsizlikleri açıklar.The scientific method accounts for measurable uncertainties.
Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
Dükkanlar pazartesiden cumartesiye kadar açık.Shops are open from Monday to Saturday.
Onu nasıl açıklayabilirsin?How to explain it?
Bazıları savaşı kimin kazandığını umursamadığını açıkça söyledi.Some said openly that they did not care who won the war.
Onlar bunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu söylediler.They said it was a clear violation of international law.
Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
Açıkça konuşamadı.He could not speak clearly.
O, resmi açıkça gördü.He saw the picture clearly.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.It seemed clear the Senate would reject the treaty.
Bunun bir yalan olduğu çok açık!It's so obvious that it's a lie!
Gerçekler açık değildir.The facts are not clear.
Açıklama neydi?What was the explanation?
Cumming halka açık bir toplantıya çağırdı.Cumming called a public meeting.
On Temmuzda, veto açıklandı.On July tenth, the veto was announced.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Gerçekler uzun yıllar boyunca açıklanmadı.The facts did not become public for many years.
Katolikler dinlerini açıkça gözlemleyemedi.Catholics could not openly observe their religion.
Mümkün olduğu kadar açıkça kendini ifade et.Express yourself as clearly as possible.
Lütfen beni Ho Chi Minh Açık Üniversitesi'ne götürün!Please lead me to Ho Chi Minh Open University!
O, cümlenin kelime anlamını açıkladı.He explained the literal meaning of the sentence.
Max Julia'ya onun veda partisine neden gelemediğini açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to her farewell party.
Max neden veda partisine gelemediğini Julia'ya açıkladı.Max explained to Julia why he could not come to his farewell party.
Sebep açıktır.The reason is clear.
Sebep açık.The reason is clear.
Tom'un açıklaması özenle hazırlanmış.Tom's explanation is very elaborate.
Çok kısa bir uyarı veya açıklama akıllı bir kişi için yeterlidir.A very brief warning or explanation is enough for an intelligent person.
Ben açık açık konuşurum.I call a fig a fig, a spade a spade.
İlginç. Ne demek istediğini açıklayabilir misiniz?Interesting. Could you explain what you mean?
Bayan Ana altıncı testi açıklar.Mrs. Ana explains the sixth test.
O, ona bir açıklama için baskı yapmadı.She didn't press him for an explanation.
O, ona bulmacayı nasıl çözeceğini açıkladı.She explained to him how to solve the puzzle.
O, ona onu niçin ziyaret edemediğini açıkladı.She explained to him why she couldn't visit him.
O, ona onun ebeveynlerini niçin sevmediğini açıkladı.She explained to him why she didn't like his parents.
O, partiye niçin geç kaldığını ona açıkladı.She explained to him why she was late for his party.
İlgili Sayfalar