açık ile cümle

açık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Gökyüzü açık.The sky is clear.
Bu açık bir gün.It's a clear day.
"Olduğun yerde yağmur yağıyor mu? " " Hava açık. ""Is it raining where you are?" "It's clear."
Açıkça konuşun.Speak clearly.
Açık konuş.Speak clearly.
Affedersiniz. Süpermarket açık mı?Excuse me. Is the supermarket open?
Onu yüksek sesle açıkça söyleyin.Say it clearly in a loud voice.
Daha açık bir renk tercih ederim.I prefer a lighter color.
Çok acıkmıştım eve geldiğimde.I was pretty hungry when I got home.
Onun zengin olduğu açık.It's clear that he's rich.
Açıkça onun annesi bağırmaya başladı.Evidently her mother started screaming.
Jessie bu şeyleri açıkça konuşmaz.Jessie does not speak of these things openly.
Banka sekizden ikiye kadar açık kalır.The bank stays open from eight until two.
Kitabevi açıktır.The bookstore is open.
Nöbetçi eczane pazar sabahı açıktır.The duty chemist is open on Sunday morning.
Kuyumcu açık.The jewelry store is open.
Pencere açık.The window is open.
Diplomatik ve askeri stratejimiz açıkça çelişki içindeydi.Our diplomacy and our military strategy were clearly in contradiction.
Tatoeba açık kaynaklıdır.Tatoeba is open source.
Onu size açıklardım, ancak beyniniz patlardı.I'd explain it to you, but your brain would explode.
Tatoeba açık kaynak yazılımdır.Tatoeba is open source software.
Lütfen neden gelemediğini açıkla.Please explain why you can't come.
Sebeplerini bize açıkladı.She explained her reasons to us.
Hiçbir şey açıklanamaz.Nothing can be explained.
Twitter, açık kaynağı sever.Twitter loves open source.
Müze sabah 9'dan itibaren açıktır.The museum is open from 9 a.m.
Açık bir havada birisi buradan Fuji Dağını görebilir.In clear weather one can see Mount Fuji from here.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
Açıkçası, o adamdan hoşlanmıyorum.Frankly, I don't like that man.
Tom her zaman öfkesini açıkça gösterir.Takeda always shows his anger openly.
Bunu sizin için açıklayacağım.I will explain it for you.
Gerçekten kendinizi oldukça açık ifade ettiniz.You really expressed yourself quite clearly.
Bu konuda pek haklı değilsin. Açıklamama izin ver.You aren't quite right about that — let me explain.
Size bunu açıklayacağım.I'll explain it to you.
Süpermarket pazartesiden cumartesiye kadar açıktır.The supermarket is open Monday through Saturday.
O açıklamaya inanıyor musun?Do you buy that explanation?
Açıkçası, canım, umurumda değil.Frankly, my dear, I don't give a damn.
O, açıkça kırkın üzerinde.She is clearly over forty.
Gökyüzü açık olmayacak.The skies won't be clear.
Hava açık olmayacak.It won't clear up.
Ben bir özür istemiyorum. Ben bir açıklama istiyorum.I don't want an apology. I want an explanation.
Ek açıklamalar katmayın.Don't add annotations.
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Bana bunu açıklayabilir misin?Can you explain it to me?
Sana açıklamak çok uzun sürer.It would take too long to explain to you.
Sana bütün durumu açıklamama izin ver ve daha iyi anlayabileceksin.Let me explain the whole situation to you and you'll be able to understand better.
Bu nasıl açıklanır?How is this explained?
Hadi, bunu ona tekrar açıklamak zorundasın.Come on, you have to explain it again to him.
Kuralları bana açıklayabilir misin?Would you please explain the rules to me?
Bu mağaza pazar günleri açık mı?Is this store open on Sundays?
Onu ne kadar çok açıklarsan, onu o kadar çok anlamam.The more you explain it, the more I don't understand it.
Bir örnek buna açıklık getirmeli.An example should make this clear.
Öğretmen kısa bir açıklama yaptı.The teacher gave a brief explanation.
Benim açıklamam açık mıdır?Is my explanation clear?
Açık hava pazarları yerel çiftliklerde yetiştirilen gıdaları satar.Open-air markets sell food grown on local farms.
Temanın ana fikri açık değil.The main idea of the plot is not clear.
Açık hava marketinde taze ürün satılmaktadır.Fresh produce is sold at an open-air market.
Tom problemleri hakkında açıktı.Tom was open about his problems.
Patron açık bir kişidir.The boss is an open person.
Buyrun, kapı açık.Come in, the door's open.
İlgili Sayfalar