Tom açıkçası olanlar tarafından harap edildi.Tom was obviously devastated by what happened.
Tom açıkçası hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously disappointed.
Tom açıkçası bizim burada olacağımızı beklemiyordu.Tom was obviously not expecting us to be here.
Tom açıkçası etkilenmemişti.Tom was obviously not impressed.
Tom açıkçası mutsuzdu.Tom was obviously unhappy.
Tom acı içinde bağırıyordu.Tom was screaming in pain.
Mary üstü açılabilir kırmızı spor arabasıyla uzaklaşırken Tom izledi.Tom watched as Mary drove away in her red convertible sports car.
Tom acı içinde kıvrandı.Tom was racked with pain.
Arkada acil bir çıkış var.There's an emergency exit in the rear.
Tom'un geç kalacağı oldukça açıktır.It's quite clear that Tom is going to be late.
Mağaza yarın müşteriler için açık olmayacak.The shop won't be open for clients tomorrow.
Yeni restoran geçen hafta açıldı.The new restaurant opened last week.
Sadece bir açıklama var.There's only one explanation.
Bunun tek bir makul açıklaması var.There's only one possible explanation.
Tom açıkça Star Trek'in bir hayranı.Tom is obviously a fan of Star Trek.
Birkaç şeyi açıklamam gerekiyor.I need to explain a few things.
Araştırmanın sonuçları uygun zamanda açıklanacak.The results of the survey will be announced at the appropriate time.
Resmi iş asla acil değildir.Official business is never urgent.
Bunun için bir bilimsel açıklama olmalı.There must be a scientific explanation for this.
Açıkçası başka bir yol yoktu.There was obviously no other way.
Acı dayanılmaz.The pain is excruciating.
Tom aşırı acı içinde.Tom is in extreme pain.
Tom'un gözleri şaşkınlıkla açıldı.Tom's eyes widened in surprise.
Açık mavi bir elbise giyiyor.She is wearing a light blue outfit.
Ben açım. Peki ya sen?I'm hungry. What about you?
Ertesi sabah herhangi bir açıklama yapmadan ortadan kayboldu.The next morning, he vanished without any explanation.
Yeni sorular sorulacak ve yeni tartışmalar açılacak.New questions will be asked and new debates will unfold.
Bütün yolculara nedeni açıklandı.All the passengers are accounted for.
Justin'in evi polis tarafından basıldı ve onlar açıkta kokain buldular.Justin's home was raided by the police and they found cocaine in plain-sight.
Bir tekneyle denize açılabilirmisin?Can you sail a boat?
Tom çok acıkmaya başladı.Tom began to get very hungry.
Tom kapı açıldığında tam bir şey söylemek üzereydi.Tom was just about to say something when the door opened.
Mary açıksözlü ve akıllı.Mary is outspoken and smart.
Kafeteryanın hâlâ açık olup olmadığını bilen biri var mı?Does anybody know if the cafeteria is still open?
Kafeteryanın hâlâ açık olup olmadığını birisi biliyor mu?Does anybody know if the cafeteria is still open?
Son zamanlarda Kahire'deki bir camide bir ateist ile açık bir tartışma gerçekleşti.An open discussion with an atheist took place recently in a mosque in Kahir.
İki dönemin arasındaki fark açık değil.The difference between the two terms is not clear.
Boynumun arkası acıyor.The back of my neck hurts.
Şu anda biraz açım.I'm a little hungry right now.
Tom, Mary'nin olanlarla ilgili açıklamasıyla hiç ilgilenmiyor gibiydi.Tom didn't seem to be at all interested in Mary's explanation about what had happened.
Tom açıkça satıcının söylediği ile ilgilenmiyordu.Tom was clearly not interested in what the salesman was saying.
Bakış açına hepimiz ilgi duyardık.We'd all be interested in your point of view.
Eğer ilgileniyorsan bizim şirkette açılacak bir iş olduğunu düşünüyorum.I think there's a job opening up at our company, if you're interested.
Açıkçası ilgilenmiyorsunuz.Clearly you're not interested.
Dikkatli ol. Acıyor!Be careful. That hurts!
Tom ertesi gün acı bir kalıntı ile uyandı.Tom woke up the next day with a painful hangover.
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığım en havalı şey.This is by far the coolest thing we've ever done.
Bu açık farkla şimdiye kadar yaptığımız en iyi şey.This is by far the best thing we've done so far.
Lütfen Facebook'unuzu açık bırakmayın.Please don't leave your Facebook open.
Tom'un Mary'nin davranışına açıkça kızgın.Tom is obviously upset with Mary's behavior.
Tom açıkçası soruna yaratmaya çalışıyor.Tom is obviously trying to cause trouble.
Tom açıkça bariz yalan söylüyor.Tom is obviously lying through his teeth.
Tom'un açıkladığı durum aslında Boston'da bir kez oldu.The situation Tom described actually happened once in Boston.
Gözlerindeki korku dilindeki yalanı açığa vuruyor.The fear in your eyes betrays the lie on your tongue.
Bu acımasız.It's brutal.
Bana her şeyi açıklayabilir misin?Can you explain everything to me?
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış.Tom was clearly disappointed.
Açıkçası bir tür yanlış anlama var.There's obviously been some sort of misunderstanding.
Tom dikkatlice açık kapıyı itti ve odaya girdi.Tom cautiously pushed the door open and entered the room.
Tom Mary'nin açıklamasına bir saniyede inanmaz.Tom doesn't buy Mary's explanation for a second.