Ne olduğunu açıklayacağım.I'll explain what happened.
Tom acı içindeymiş gibi görünüyor.Tom appears to be in pain.
Hepsini daha sonra açıklayacağım.I'll explain it all later.
Keşke onu açıklayabilsem.I wish I could explain it.
Ben hâlâ biraz açım.I'm still kind of hungry.
Açıkça düşünmüyorum.I'm not thinking clearly.
Bunun açık olduğunu düşündüm.I thought it was obvious.
Bu acıklı, değil mi?It's pathetic, isn't it?
Bu açık, değil mi?It's obvious, isn't it?
Bu bir acil durum, Tom.It's an emergency, Tom.
Çok acil olarak yapacağım.I'll do so immediately.
Tom acı içinde bağırdı.Tom cried out in pain.
Yeni fikirlere açığım.I'm open to new ideas.
Bunu tekrar açıklayacağım.I'll explain it again.
Acil bir durumumuz var.We have an emergency.
Tom, fermuarın açık.Tom, your fly's open.
Tom acı içinde çığlık attı.Tom screamed in pain.
Kapı açık değildi.The door wasn't open.
Ben her şeye açığım.I'm open to anything.
Acil bir durumdu.It was an emergency.
Ben sana asla acı vermezdim.I'd never hurt you.
Neren acıyor?Where do you hurt?
Bir açığımız var.We have a deficit.
Şansın açık.You're on a roll.
Radyo açıktı.The radio was on.
Haber açıktı.The news was on.
Ben acı içinde değilim.I'm not in pain.
Kapı açıktı.The door was open.
Kapılar açık.The doors are open.
Biz acı çektik.We were hurt.
Buruna basarsanız, ağız açılır.If you press the nose, the mouth opens.
Bu cümle dil bilgisi açısından doğru gibi gözüküyor.This sentence seems to be correct, grammatically.
Bu açık bir sır.It's an open secret.
Acil yardıma ihtiyacım var.I need urgent help.
Sergi halka açık mı?Is the exhibit open to the public?
Arı sokması, acı bir şeydir.A bee sting is a painful thing.
Bazen bir kutu açıcı olarak makas kullanırım.Sometimes I use the scissors as a can opener.
Vikipedi tekrar açılıyor!Wikipedia opens again!
Canlı bir ıstakozu kaynar su dolu bir kaba atmak acımasızca.It's cruel to put a live lobster into a pot of boiling water.
Neden ne yaptığınızı açıklayamıyor sunuz?Why can't you explain what you're doing?
Allah'ın affettiği kuluna siz nasıl olur da acı çektirirsiniz?How can you hurt the servant that Allah has forgiven?
Bir doktora ihtiyacımız var. Bu acil bir durum.We need a doctor. It's an emergency.
Eğer alerjiniz varsa, bir restoranda yemek büyük bir acıdır.When you have allergies, eating at a restaurant is a huge pain.
Zaten bunu Tom'a birçok kez açıkladım.I've already explained it to Tom many times.
Bu makinenin nasıl çalıştığını açıklar mısınız?Could you explain how this machine works?
Ne demek istediğimi açıklamak benim için çok zor.It's hard for me to explain what I mean.
Burada bir acı hissediyorum.I feel a pain here.
Yarın Tom için mahkeme kararı açıklanacak.Tomorrow, the verdict for Tom will be announced.
Bu reçel kavanozunun kapağı sıkışmış ve açılmayacak.This jam jar's lid is stuck and won't open.
Sen açıkça hatalıydın.You were clearly mistaken.
Gerçek acı verir.The truth hurts.
Küresel bir düzlemde bir üçgenin açılarının toplamı 180'den dereceden daha fazladır.The sum of the angles of a triangle on a spherical plane is more than 180 degrees.
Biz açık havada yıldızların altında uyuduk.We slept in the open, under the stars.
Tüm bilmeniz gerekenler kullanım kılavuzunda açıklanmaktadır.All you need to know is explained in the instructions manual.
Erkek ve kadınlar birçok açıdan tamamen farklıdırlar.In many respects, women and men are totally different.
Tom anahtarlarını çıkardı ama kapının açık olduğunu fark etti.Tom pulled out his keys, but then noticed that the door had already been unlocked.
Tom anahtarlarını çıkardı fakat sonra kapının zaten açık olduğunu fark etti.Tom pulled out his keys, but then he noticed the door was already unlocked.
Tom Mary'nin açıklamasını daha dikkatli dinlemeliydi.Tom should've listened more carefully to Mary's explanation.
Neredeyse akşam yemeği vakti olmalı. Gerçekten açım.It must be about time for dinner. I'm really hungry.
Bunun bir acil durum olduğunu söyledin, bu yüzden hemen geldim.You said it was an emergency, so I came right away.