Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Acı çekmek insanın kaderidir.It is man's destiny to suffer.
İnsanoğlu acı çekmeye mahkûmdur.Man is destined to suffer.
Acı çekmek insanoğlunun alnına yazılmıştır.Man is destined to suffer.
O fikri açıkça reddetti.He flatly rejected that idea.
Bu çok acil bir mesele.It's a very pressing matter.
Başın sık sık acır mı?Does your head hurt often?
Mağaza gece de açıktır.The store also opens at night.
Açıkçası, bu bir kişinin işi olamaz. Tatoeba'nın işbirlikçi olmasının nedeni budur.Obviously, this cannot be the work of one person. This is why Tatoeba is collaborative.
Biraz daha açık olur musun?Could you be more specific?
O, onu bana açıkladı.He explained it to me.
Otomobil üreticisi yarın spor arabaların yeni çizgisini açıklayacak.The automaker will unveil its new line of sports cars tomorrow.
Bir sadist acı vermekten; bir mazoşist onu almaktan hoşlanır.A sadist likes inflicting pain; a masochist, receiving it.
O, işkence acısı altında bile bilgileri açıklamadı.He didn't divulge the information, not even under pain of torture.
İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.We need a clear definition of the concept of human rights.
Açık televizyonla, derslerini nasıl aklında tutabilirsin?With the T.V. on, how can you keep your mind on your studies?
O, babasına açık bir referans taşıyordu. Bu, annesini ağlattı.He bore an unmistakable reference to his father. It made his mother cry.
Mantık açıkça senin güçlü noktandır.Logic is obviously your strong point.
Kalbim acılıdır.My heart is in pain.
Onların yapıp yapmadığı açık değildi.It was not clear whether they had done or not.
Işıklar açık değil.The lights aren't on.
Tom'un açıklaması çok ayrıntılı.Tom's explanation is very elaborate.
Kazaya neyin sebep olduğu hala açık değil.It is still unclear what caused the accident.
İkisinin arasında oldukça güçlü bir anlaşmazlık olduğu açıktır.It's clear that there's a rather strong disagreement between the two.
Kapıyı açık bırakır mısın, lütfen?Would you leave the door open, please?
Açıl Susam!Open Sesame!
Açıl susam açıl!Open Sesame!
Ayağım acıyor.My foot hurts.
Nerede gece geç saatlere kadar açık olan bir eczane olduğunu biliyor musunuz?Would you know where there is a pharmacy that is open till late?
Bilimsel yöntem, ölçülebilir belirsizlikleri açıklar.The scientific method accounts for measurable uncertainties.
Açıklık her teknik yazarın bir yol gösterici ilkesi olmalıdır.Clearness should be a guiding principle of every technical writer.
Dükkanlar pazartesiden cumartesiye kadar açık.Shops are open from Monday to Saturday.
Onu nasıl açıklayabilirsin?How to explain it?
Onlar Rachel'i büyük acı içinde buldular.They found Rachel in great pain.
Bazıları savaşı kimin kazandığını umursamadığını açıkça söyledi.Some said openly that they did not care who won the war.
Onlar bunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu söylediler.They said it was a clear violation of international law.
Onlar işlerini açık tutmak için kredi alamadı.They could not get loans to keep their businesses open.
Açıkça konuşamadı.He could not speak clearly.
O, resmi açıkça gördü.He saw the picture clearly.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Bu son derece acımasız bir savaştı.It was an extremely cruel war.
Japon ve Amerikan güçleri hâlâ acımasızca mücadele ediyorlardı.Japanese and American forces were still fighting bitterly.
Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.Black Americans continued to suffer from racism.
O, milletin tarihinde en soğuk açılış günüydü.It was the coldest inaugural day in the nation's history.
Senatonun antlaşmayı reddedeceği açıkça görünüyordu.It seemed clear the Senate would reject the treaty.
Bunun bir yalan olduğu çok açık!It's so obvious that it's a lie!
Gerçekler açık değildir.The facts are not clear.
Onların birçoğu acıydı.Many of them were bitter.
Altmış yeni müze açıldı.Sixty new museums opened.
Açıklama neydi?What was the explanation?
Cumming halka açık bir toplantıya çağırdı.Cumming called a public meeting.
Kongre planlandığı gibi açıldı.The convention opened as planned.
On Temmuzda, veto açıklandı.On July tenth, the veto was announced.
Hamilton'un arkadaşlarından biri kuralları açıkladı.One of Hamilton's friends explained the rules.
Tartışmalar uzun ve bazen acıydı.The discussions were long and sometimes bitter.
Gerçekler uzun yıllar boyunca açıklanmadı.The facts did not become public for many years.
İnsanlar Küba'nın acil işgali için çağrıda bulundu.People called for an immediate invasion of Cuba.
McKinley Küba'da acil bir ateşkes istedi.McKinley demanded an immediate ceasefire in Cuba.
Katolikler dinlerini açıkça gözlemleyemedi.Catholics could not openly observe their religion.
Mümkün olduğu kadar açıkça kendini ifade et.Express yourself as clearly as possible.
Konuşma, beynin değerini açığa vurur.Speech exposes what the brain is worth.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod