açığa ile cümle

açığa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece gerçek görüntü açığa çıkar.その中に真の口が開く。
Thomson saçılmasında yüklü parçacıklar özel durumlu ışık altında radyasyon açığa çıkarırlar.トムソン散乱では、荷電粒子は入射する光の下で放射光を放出する。
Bu icatlardan bir tanesi ise bir saat düzeneği açığa çıkarmıştı.どこかの時計マニアが針を一つ持って行ってしまった。
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.於其中間,或有未具,參以所聞,不無因緣。
Sovyet dönemine kadar ulaşan şnfaz edilmiş tutukluların toplu mezarları açığa çıkarılmıştır.已挖出的被处死的犯人的万人坑追溯到苏联时期。
14 Eylül 2012'de, projenin daha ayrıntılı ayrıntılarını açığa vuran Kickstarter kampanyası başlatıldı.在2012年6月21日, Kickstarter开始统计所发布的项目。
Bu anlatıcının doğası bazen çok çabuk açığa çıkar.有時此種表現是經過慎密計算的。
Son olarak Harry'nin ortaya çıkmasıyla her şey açığa çıkar.」反之,我們會說哈利的生命結束了。
Veritatem dies aperit Zaman gerçeği açığa çıkarır.玛瑟琳在这一瞬间……卸下心防,说出了真相。
Neden iyi yarışamadığımızı açığa çıkarmamız gerekiyor.江乙问为什么白公胜之乱没有成功呢。
Bu işlem sırasında bir molekül su (H2O) açığa çıkar ve geriye kalan bir tiyoesterdir:R-S-CO-R'. ...过程中释放一分子水,产物就是:R-S-CO-R'。
Ancak buna açıktan açığa ifade eden ayet veya hadis yoktur.그러나 세밀한 생각이 없지 아니하므로 비비상(非非想) 또는 비무상(非無想)이라 한다.
Max'in gizli tutulan kimliği açığa çıkmıştır.맥스가 말한 보험의 존재를 찾아내는 것.
Sonunda Bu olayların Yuri'nin yüzünden olduğu açığa çıkmıştır.이러한 성과는 유클리드의 저서에 기재되었다.
Ama duygularını açığa vuramazlar.감정을 겉에 내지 않는다.
Bildiğini açığa vurma, zira bu cahilliktir. ^ Mehmed Süreyya (haz.이것은 정려(靜慮)에 의해서 얻어지는 정려의 경계도 아닌 것이니, 하물며 심사(尋思)로써 어찌 알 수 있겠는가?
Maçın ardından FIFA görevli hakemi açığa aldı.FIFA에서는 이 경기의 심판을 잘못 배정하였다.
Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir.דרך המשחק הילד יכול לבטא עצמו.
14 Temmuz 2016'da WWE, NXT Collector's Edition'ı açığa çıkardı.ב-14 ביולי 2016, WWE הכריזו על גרסת האספנים של NXT.
Gizil olandan açığa çıkmaktadır her şey.ורע מהו? — כל אשר מוצאו מן החולשה.
Daha sonraki yıllarda geminin iç kısmında araştırmalar başladı ve böylece bilinmeyenler açığa çıkacaktı.כך התגלה לראשונה המצב בתוך הספינות ממש, שעד אז אי אפשר היה לתעד.
Olumlu ve olumsuz olmak üzere iki şekilde açığa çıkar.התרעות שווא מתחלקות לשני סוגים שליליות וחיוביות.
Ama duygularını açığa vuramazlar.מתקשה להביע את רגשותיה.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.כשבני מבין לבסוף, הוא מתרגז ומגרש את סאם מהבית.
Veritatem dies aperit Zaman gerçeği açığa çıkarır.זו שטות, והמציאות מוכיחה זאת כבר כעת.
Bu yarışma vatandaşların gururunu açığa çıkarır ve denizkulağı ile derin bağlantısını.התבליט מפרט את ניצחונו הגדול של המלך על גויי הים ומזכיר במפורש את הת'כר.
Cihaz, 29 Eylül 2015'teki bir medya etkinliği sırasında açığa çıktı.המכשיר נחשף במהלך אירוע מדיה ב-29 בספטמבר 2015.
Sonraki kazılar daha başka materyalleri açığa çıkardı.את הגילוי הראשון רדפו גילויים נוספים.
10 Şubat 1943 tarihinde açığa alındı ve yerine Constantin Sănătescu atandı.Снет е от поста на 10 февруари 1943 г. и е заменен от Константин Санатеску.
Cari fazlalık giderek azaldı ve 1982 yılında 70.3 milyon $ açığa ulaştı.Активното салдо намалява и става дефицитно към 1982 г., като достига минус 70,3 милиона щатски долара.
Bu dünyaların her birinde karakterin geçmişini açığa çıkarmaya yardım eden bir ipucu bulunur.Тук всеки ров може да ти разкаже за миналото.
Aerobik organizmalar enerji açığa çıkarabilmek için solunum yoluyla oksijene ihtiyaç duyar.Аеробното дишане се нуждае от от кислород за да освобождава енергия (АТФ).
Neden iyi yarışamadığımızı açığa çıkarmamız gerekiyor.Objašnjeno je zašto ne može biti natjecanja u vještini parkour.
Bilinmeyeni açığa çıkarma gibi özellikleri vardır. ^Zato i postoji PRIZMA - kako bi popunila nepoznanice.
Toplam 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır.Sadrži ukupno 13 paluba.
Tabaka’da taş temelli kerpiç duvarlı büyük bir yapı açığa çıkartılmıştır.U Tounju se nalazi i poznati stari kameni most.
Gerçi çelik üretim hedeflerine ulaşılmıştı ama açığa çıktı ki bunların önemli bölümü kullanılamaz durumdaydı.Međutim, rast cijene nafte značio je da je većina toga bila neupotrebljiva.
Ancak, felsefi bir bölünme açığa çıktı.V dôsledku filozofického sporu sa však rozdelili.
Mağazada yapılan gözlemler alıcının bir ürün alırken nasıl davrandığını açığa çıkartır.Pozorovania, vykonávané v obchode, objasňujú, ako sa zákazník správa pri nákupe výrobku.
Neden iyi yarışamadığımızı açığa çıkarmamız gerekiyor.Rozumové zdôvodnenie, prečo sme neuspeli.
Bu dönemde yönetimdeki aksaklıklar günden güne açığa çıkmaktaydı.Existencia týchto úradov sa však počítala na dni.
Aklı logos yardımıyla açığa çıkarırız.Dá sa odhaliť ako taký pomocou rozumu.
Neden iyi yarışamadığımızı açığa çıkarmamız gerekiyor.Zdaj moramo ugotoviti, zakaj nismo bili konkurenčni.
Oksijenin varlığında alkenler karbondioksit ve su açığa çıkaracak şekilde açık bir alevle yanarlar.V prisotnosti kisika alkeni gorijo s svetlim plamenom, pri čemer nastajata ogljikov dioksid in voda.
Ocak 1945'te açığa alınmıştır.Uničen je bil januarja 1945.
Mısır tarihinde tanrı isimleri pek açığa vurulmaz.Senovės Egipto istorijoje paprastai nevartojami egiptietiški vietovių pavadinimai.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.Galiausiai Agatai sukyla pavydas ir ši pabėga iš namų.
Tehlikeli gazlar açığa çıkarabilir (klorür).Gali iškrypti stuburas (susidaro rachitinė kupra).
Bu anlatıcının doğası bazen çok çabuk açığa çıkar.Mõnikord teevad täpsed sõnad asja kohe selgeks.
Mısır tarihinde tanrı isimleri pek açığa vurulmaz.Jumala sõnumeid ei panda enamasti tähele.
Bunun için ATP hidrolizinden açığa çıkan enerjiyi kullanır.Selleks kasutatakse ATP hüdrolüüsist vabanevast energiat.
Bu manyetik alan bozulması büyük miktarda manyetik dalgaları açığa çıkarıyor.Selline valguse spektri lõhestumine näitab, et seal esineb tugevaid magnetilisi välju.
Bu hipoteze göre engellenme süreçleri insanlarda saldırgan davranma eğilimi açığa çıkartır.Oletame, et ma tean, millised ajuseisundid tekitavad normaalsetel inimestel vihaelamuse.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.See õnnestubki ja Jasper visatakse majast välja.
Her bir Ölüm Yadigarı'nın şekil, işlev ve amacı kitap akışı boyunca açığa çıkmıştır.Nii et igasugune kontrollimine, leiutamine ja avastamine põhineb vormi seaduspärasustel.
Açığa çıkan ısı, derimize iletiliyor.A toto teplo je přenášeno do kůže.
Açığa çıkan ısı, derimize iletiliyor.Ciepło zostaje przekazane skórze.
Açığa çıkan ısı, derimize iletiliyor.Diese Wärme wird dann auf die Haut übertragen.
Açığa çıkan ısı, derimize iletiliyor.Тази топлина се прехвърля до кожата.
Açığa çıkan ısı, derimize iletiliyor.Тепло передається шкірі.

İlgili Sayfalar