şoku ile cümle
şoku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra hattın ikinci hattı, Sovyetler Birliği'ne tazminat sağlamak için sökülmüştür.Later the line’s second track was dismantled to provide reparations to the Soviet Union.
Kuyruk sokumuna baskı yapan sandalye ve araba koltuklarından kaçınmak 2.Avoiding chairs and car seats that put pressure on coccyx; 2.
Bu kırılma ana şokun merkez üssünün 10 kilometre (6,2 mi) batısında kadar uzamaktadır.This rupture extends to 10 km (6.2 mi) west of the mainshock's epicenter.
Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan.Oh, und kriegt das mal in eure Dickschädel: Frau = Person.
Yüreğimden içeri ne sokuldu benim?Was steht meiner Taufe noch im Weg?
Film 17 Ağustos 1908'de gösterime sokulmuştur.Der Film wurde am 17. August 1908 in Paris uraufgeführt.
Turgut Reis 6 büyük galyotla beraberdi ve sol kanat kıyıya iyice sokulmuştu.Turgut Reis bildete mit sechs großen Schiffen die Vorhut, und der linke Flügel kam nah an der Küste daher.
22 Şubat 1947’de sökülmek üzere satıldı.Am 3. Februar 1947 wurde sie zum Abbruch verkauft.
Kültür şoku fazlaydı.Eine Studie zum Kulturschock.
17 Aralık'ta Felix ve Regula altarları söküldü.Wenige Tage, am 17. Dezember, später folgte der Abbruch des Felix und Regula Altars.
Kiliselerdeki tüm resimler söküldü.Hierbei gingen alle Kirchenbilder verloren.
7 Şubat 1992 tarihinde Maastricht Antlaşması yürürlüğe sokuldu.Am 7. Februar 1992 wurde der Vertrag von Maastricht ratifiziert.
Çoğu nagajubanın yakası kolaylıkla sökülüp takılabilir.Viele Oriya-Zeichen kann man leicht miteinander verwechseln.
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Links Zeit in Panama / Kolumbien.
Sökülüp takılması ve bakımı çok kolaydır.Einfügen und Löschen ist sehr einfach.
Kuruduktan sonra kalınca bir kâğıt gibi sökülür, nişastaya bulanarak yapışması önlenir.Als er zurückkehrt, versucht er, Erin durch eine Bestechung zu besänftigen, woraufhin sie ihn ersticht.
Horthy, Macaristan'ın Almanya'nın zorlamasıyla savaşa sokulduğunu ileri sürmektedir.Stalin besteht darauf, dass Ungarn in seinen Machtbereich gehört.
Daha sonra Bağdat valisi Sokulluzade Hasan Paşa'yı Tokat'ta kuşattı.Daraufhin sucht der Zauberer Aladin in ganz Bagdad.
2009-2010 yılında okul yeniden onartılarak işleme sokulmuştur.Zwischen 2009 und 2012 wurde die Schule kernsaniert.
Kral akbabalar sosyal ve sokulgan olmasalar da çiftler halinde yaşarlar ve geceleri topluca uyurlar.Königsgeier sind zwar nicht sehr gesellig, leben aber paarweise und schlafen nachts in Schlafgemeinschaften.
"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".Die Abgesperrtheit unterminiert uns."
13 Kasım 2015'te Universal Pictures tarafından gösterime sokuldu.Es erschien am 13. November 2009 bei Universal.
Özel saldırısı büyük elektrik şokudur.Das größte Risiko ist ein elektrischer Schock.
Suya temas ettiklerinde şoku sönümlemek için yüzlerinde ve göğüslerinde hava keseleri bulunur.Damit wandert sie bis zu einem Wasser, in dem ihr Zunge und Arm geschwommen kommen und anwachsen.
Ne var ki, açık metinde çoklu-anlamlama olasılığı metne sokulmuşken, örnek okur kavramı da bulunmaktadır.Denn zu dem, was man in dem Gehirnmodell nicht entdecken kann, gehören ganz offensichtlich auch die Qualia.
Kur'an dışı anlatımlarda kıssa, mitolojik bir hâle sokulmuştur.Den spärlichen Fragmenten nach zu urteilen war sein Werk wohl mythologisch geprägt.
Bu da araçları mühimmat sıkıntısına sokuyordu.Dies führte zu Problemen mit der Munitionsversorgung.
Sokullu'nun haklı olduğu sonra dan da anlaşılmıştır.Als auch Mina hinzukommt, erfährt Aroldo die Wahrheit.
Sökülmek üzere 1920'de satıldı.Sie wurde 1922 zur Verschrottung verkauft.
Paketin içinden çıkan El Generico maskesi şampiyona hayatının şokunu yaşatmıştı.Der Wrestler El Santo soll seine Maske auch in der Öffentlichkeit getragen haben.
Tüh, ceketimin astarı söküldü.Zut, la doublure de mon manteau se détache.
Hemen sonrasında sms:donate isimli yeni bir servis devreye sokuldu.Immédiatement après, un nouveau service intitulé sms:donate a été lancé.
Bu sırada hamile olan Vipsania olayın şoku nedeniyle bebeğini düşürmüştür.Vipsania était enceinte à ce moment-là et perdit le bébé à cause du choc.
Roma ordusu Trajan döneminden sonra bir daha asla Doğu'ya doğru bu kadar fazla sokulamamıştır.L'Empire romain ne s'avança plus jamais aussi loin vers l'est.
Buna göre elektriksel kuvvet, molekülleri bir gerilme durumuna sokuyordu.La force électrique selon lui mettait les molécules d'une solution dans un état de tension.
Elektroşok, elektrik şoku ile ölüme verilen isimdir.La mort semble avoir été due à un électrochoc.
Kültür şoku fazlaydı.Le choc des cultures.
Emir Süleyman Çelebi Ayaslug'a (Selçuk) kadar sokuldu.Al-Risâlah ilâ l-qâḍî Abî Sahl (Lettre au qadi Abû Sahl).
Panama ve Kolombiya arasına sokulmuştur.Il se trouve en Colombie et au Panama.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Les Juifs arrivent à déjouer une tentative visant à faire rentrer un cadavre humain dans leur quartier.
RMS Olympic gemisi hizmet dışı kalmasının ardından tersanede söküldü.De plus, le gymnase du navire reste en service.
1959 yılında sökülmek amacı ile satıldı.Il est vendu pour démolition en 1959.
Denize etkisi iç kesimlere kadar sokulabilmektedir.L'effet de la marée se ressent jusqu'aux chutes.
22 Şubat 1947’de sökülmek üzere satıldı.Il est vendu le 22 mai 1947 pour être détruit.
Beyin burundan sokulan bir kanca yardımıyla ezilerek burun deliğinden çıkarılırdı.La victime aurait eu le cerveau dévoré par quelque chose de l'intérieur.
Söküp takması çok kolaydır.Le dressage est facile.
Bu kararla beraber 1970'lerdeki Petrol Şoku başlamış olur.La situation se retourna dans les années 1970 avec le choc pétrolier.
Bu özerklik anlaşması bir sonraki yıl yürürlüğe sokulacaktı.La rébellion est écrasée l’année suivante .
Dişli balinalar, tam olarak balina şarkısı sınıfına sokulabilecek düşük frekanslı ve uzun sesler çıkaramazlar.Les baleines à dents ne produisent pas les sons de basses fréquences connus sous le nom de chant des baleines.
Bundan sonra raylar sökülüp ayrı parçalar olarak satıldı.De plus les pneus étaient vendus séparément.
Bu problem uygun bir bağlama sokulmalıdır.Cela garantit une meilleure sérendipité.
Tüh, ceketimin astarı söküldü.¡Vaya! el forro de mi abrigo se ha descosido.
Sputnik-1'in ABD kamu şoku Sputnik krizi olarak tanındı.La conmoción pública estadounidense sobre el Sputnik 1 fue conocida como la crisis del Sputnik.
Kültür şoku fazlaydı.Un shock cultural.
Sonra plazmid, transformasyon olarak adlandırılan bir yöntemle bakterilerin içine sokulur.En el paso siguiente el plásmido es insertado en la bacteria por medio de un proceso llamado transformación.
Film 17 Ağustos 1908'de gösterime sokulmuştur.La película se dio a conocer el 17 de agosto de 1908 en París.
Ak sokumlu kumkuşu - Cornell Ornitoloji LaboratuvarıDescargable del laboratorio Cornell de Ornitología
Truva atı'nın şehre sokulmaması gerektiğini söyleyen Truvalı.Capis, el troyano que advirtió de que no se llevara dentro de la ciudad al Caballo de Troya.
Ha bir de şunu kalın kafalarınıza sokun: Kadın = insan.¡Ah!, y que te entre en la cabeza: mujer = persona, hombre = persona, lo mismo = lo mismo.
Cobain'in hesabına göre bu provaları çok zora sokuyordu.De acuerdo con Cobain, esto complicó las prácticas.