şikâyet ile cümle

şikâyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Türkçenin Şikâyeti Var.Ακολουθεί τουρκική κατάκτηση.
Bu çok şikayet doğurmakta idi.Αυτό προκάλεσε μεγάλες αντιδράσεις.
En iyi sonuç için bu ilaçlar alerji şikayetleri ortaya çıkmadan alınmalıdırlar.Λόγω της πιθανότητας βαρείας αντίδρασης, οι εξετάσεις αυτές δεν γίνονται για τροφικές αλλεργίες.
Şikayetlerin beni kızdırıyor.Τα παράπονά σου με θυμώνουν.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Filosoffen Colline kommer ind rystende af kulde og brokker sig over ikke at kunne pantsætte nogle bøger.
Şikayet, WIPO tarafından reddedildi.Anklagen blev afvist af Jensen.
Okulu hakkındaki baş şikayeti fen ve matematik eksikliğiydi.Hendes væsentligste indvending mod skolen var den manglende undervisning i naturfag og matematik.
İnsanlığı onlara şikayet eder.Forbrydelser mod menneskeheden.
Shane şikayetçi olmak istemez.Kingsley afslår dog.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Og der er jo heller ikke nogen børn, som har anmeldt mig eller har klaget.
İşçiler düşen maaşlardan, artan gıda fiyatlarından şikayet etmeye başladılar.Arbejdsgiverne svarede igen med at sænke lønningerne.
Anlatıcı eşinin bu şikayetlerinde haksız olduğunu düşünmektedir.Det understreges i en biografi, at beskyldningerne mod hustruen var uberettigede.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Andre tilsluttede sig oprøret på grund af de høje skatter.
Poe şikayetleri haksız buldu.Outlandish stillede sig uforstående overfor anklagerne.
Ancak yolda Gigis Tudo'ya aşık olmuş, Tudo'da Gigis'in davranışını Sadyates'e şikayet etmiştir.På reisen ble Gyges forelsket i Tudo som da klagde til Sadyattes over hans oppførsel.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Nå oppnevnes samtlige medlemmer av regjeringen.
Halinden şikayetçidir ama işlerin düzelmesi konusunda hiç ümidi yoktur.Han er en tøffing med tvilsom bakgrunn, men skyr ingen anstrengelser for å løse sine klienters problemer.
Şikayet, WIPO tarafından reddedildi.Påstanden ble avvist av Devold.
Luong Lao Shi (Keone Young): Jake'in büyükbabasıdır.Hep Jake'in tembeliğinden şikayet eder.Luong Lao Shi Lao Shi er Jakes morfar og læremester.
Şikayetsiz yaz sıcaklığı."«Kjendisjentenes hete sommertips».
1118-1131) şikayet edildi.1320–1323) ble myrdet.
Kişi ayrıca genel ağrılar ve baş ağrısından şikâyetçi olabilir.Penderita juga biasanya menderita sakit yang umum atau sakit kepala.
Kayınbiraderi Honorius daha sonra Arcadius'a sarayında yaşananları şikayet etmiştir.Saudara iparnya Honorius kemudian mengeluh kepada Arcadius tentang mereka mencpaai istananya sendiri.
Shane şikayetçi olmak istemez.Tapi Sheila tidak mau mengaku.
Ayrıca Rumeli’den diğer şikâyetler de yapıldı.Penjelasan berbeda juga terdapat pada barang bawaan Rudolph.
Klimakterik şikayetlerin giderilmesinde soya kullanımı ( ÖzBeberapa metode pengeringan yang umum Penjemuran Aplikasi udara panas (pengeringan secara konveksi).
Şikayet, WIPO tarafından reddedildi.Permintaan ini ditolak oleh KPU.
Şikâyet yazılı veya sözlü şekilde olabilir.Agresi dapat dilakukan secara verbal atau fisik.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Semua pendirikan publik dikontrol negara bagian.
Kızgınlık ve şikayet ne kendin için ne de başkaları için iyidir.Orang jahat tidak cenderung terhadap orang jahat lainnya maupun orang-orang baik lainnya.
İnsanlığı onlara şikayet eder.Begitulah kecintaan rakyat gembel kepadanya.
20 Aralık 2014 tarihinde Ali, pnömoni şikayetine muzdarip hastaneye yatırıldı.Pada 20 Desember 2014, Ali dirawat di rumah sakit karena terkena pneumonia ringan.
Ancak yolcuların, tesislerin birçok temel eksikliği hakkında şikayetleri oldu.Tuy nhiên, nhiều hành khách phàn nàn về sự thiếu các trang bị cơ bản.
Şikayetsiz yaz sıcaklığı."Mùa hè nóng ẩm.
Kızgınlık ve şikayet ne kendin için ne de başkaları için iyidir.Không nói dối dù có tốt cho bản thân và người khác.
Kişi ayrıca genel ağrılar ve baş ağrısından şikâyetçi olabilir.Chúng cũng gây khó chịu cho con người và có thể gây đau đầu và buồn nôn.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Chất vấn thành viên Chính phủ.
İnsanlığı onlara şikayet eder.Căm ghét loài người.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Colline, nhà triết học, bước vào, run run và cằn nhằn về việc không thể cầm đồ một số cuốn sách.
Bu var çok büyük bir şikayet konusu olmuştu.Tuyên bố này có một tác động rất lớn.
Hitler kişisel olarak, Macar Amiral Miklos Horthy’e şikâyet etti.Hitler lập tức yêu cầu ông ta tiếp kiến Horthy Miklós để trấn an.
Solunum şikâyetleri ve hatta zatürre olabilir.Thuốc cũng có thể gây viêm phổi và có thể dẫn đến sẹo phổi.
Bazı departmanlar çok geçmeden bu sorunlar hakkında merkezi hükumete şikayette bulunmaya başladı.Chính phủ của một số địa khu sớm bắt đầu bất bình về những vấn đề này với chính quyền trung ương.
Osmanlı yönetimi, elçiye hürmetle davranır, ama şikayetini görmezden gelir.同じ使徒でありながら結果を出せないでいる一星を無能呼ばわりした。
Nefes darlığı şikayeti olan Hacı Jamhari, rahatlamak için göğsüne karanfil yağı sürermiş.胸の痛みに苦しんでいたジャマーリは痛みを抑えるために自身の胸にクローブオイルを擦り付けていた。
Hani bu şarkıyı pazarlasınlar, albüm satsın hiç şikayet etmem.ただ、シングルが売れないとアルバムは売れないからCM取ってきますって。
İnsanlığı onlara şikayet eder.人間は自省する。
Görüyorsun ya, her gittiğimiz yerde mütemadiyen dert, şikâyet dinliyoruz.最強と呼ばれる格闘家の噂を聞けば、どこにでも赴く。
Birbirlerini otoritelere şikayet edince ikisi de Taliban hapisanelerinde yattı, Taliban Tora'ya el koydu.上皇は二人を面前に引き据えて拷問した上、惟方を長門国、経宗を阿波国にそれぞれ流罪とした。
Hakkındaki küçük hırsızlık şikayetlerine rağmen kendini geliştirdi.倉庫からの盗みが頻発したほか、彼が詮索好きなためだった。
Maxwell bu duruma rağmen hiç gücenmiş gibi görünmemiş, şikayet etmeden durumu kabullenmiştir.オシュトルは立場もあるため好意に気付かぬふりをしているが、そのことが理解できず不満。
Dorabella tek başına bırakılmanın bir eziyet olduğundan şikayete başlar.Dorothyが脱退したため活動休止になる。
Şikâyetler ciddi bir incelemeden sonra onaylanmaktadır.その仮説は実際の検証を経て受け入れられるか棄却される。
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.元々は領民に重い税を課していた貴族。
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.具体的には、一つは、低賃金職種における昇進のしにくさだ。
Finlandiya'daki kötü performansından şikayet edildi.フィンランドにおける投資資金の運用は低いとされた。
Brik'in şikayetleri, benim düşüncemle, aynıdır.キーブレードの構えがリクと同じである。
Antibiyotik kullanır ve şikayetlerini dindirir.膀胱は収縮し排尿を促す。
Kızgınlık ve şikayet ne kendin için ne de başkaları için iyidir.負けん気が強く、自分だけでなく他者に対しても厳しい性格。
O sırada Deniz eşi Hakan (Teoman Kumbaracıbaşı), şikayetini geri çeker.本来は下海通蕃の禁と呼び、海禁は略称であった。
İlgili Sayfalar