şikâyet ile cümle

şikâyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bir müddet sonra polisler, komşulardan şikayet olduğu gerekçesiyle eve gelir.Kort daarna komt de politie, gealarmeerd door de buren.
Hiçbir zaman şikayetçi değil...Hij heeft nooit spijt betuigd.
Sık olarak da herhangi bir şikâyeti olmayan hasta gruplarında saptanabilen bir tür hastalıktır.Maar vaak ook heeft een patiënt geen enkele klacht.
Sonradan eserin asıl yazarı orijinal yazısının böyle kullanılmasından çok şikayetçi olmuştur.Anderen pleitten er juist voor deze oorspronkelijke schrijfwijze te gebruiken.
Daha sonra bir şikayet dilekçesi de aynı manipülasyon iddiaları nedeniyle FIFA'ya gönderildi.Het duel werd later ongeldig verklaard door de FIFA vanwege manipulatie.
Şikayette bulunan kişiye şikâyetçi veya müşteki denir.Degene die zich schuldig maakt aan een misdaad wordt een misdadiger of crimineel genoemd.
Örnek: Bir iş yerinde işçiler maaşlarının düşük olmasından dolayı şikayetçidirler.Het bedrijf wordt door sommigen bekritiseerd om zijn lage lonen.
Şikâyetler ciddi bir incelemeden sonra onaylanmaktadır.Deze werden na rijp beraad uitgesteld.
Sıfır Hata yaklaşımının hedefi, sıfır müşteri şikayetidir.Het tegengestelde van deze thin client is de thick client.
Kişi ayrıca genel ağrılar ve baş ağrısından şikâyetçi olabilir.Verder lijdt de persoon vaak aan spier- of hoofdpijn.
Bu şikayet dikkate alınır ve paşa idam edilir.Paul stemt toe en Coffey wordt geëxecuteerd.
Ayrıca Rumeli’den diğer şikâyetler de yapıldı.Daarnaast werd er een specifieke aanklacht tegen Irma Grese ten laste gelegd.
Bazı suçlarla ilgili şikâyetlerde zaman kısıtlaması vardır.Bij onderstaande strafzaken is er sprake van twijfel.
Burada halk, sert vergi idaresinden dolayı şikayetçi oldu.Ook was er onvrede onder het volk vanwege de belastingmaatregelen van de regering.
Sefer jandarmaya Taşbaş'ı şikâyet eder.De Wiggersboer besluit de politie in te schakelen.
Shane şikayetçi olmak istemez.Katrina wil geen schuld bekennen.
Nefes darlığı hastaların en çok şikayet ettiği belirtidir.Het behandelen van patiënten is volgens hem wat de meeste dokters ongelukkig maakt.
Şikâyet bir şey değiştirmez.Klagen zal niets veranderen.
Şikâyet edecek bir şeyim yok.Ik heb niets te klagen.
Başka bir büyük güvenlik yazılımı üreticisi olan McAfee, benzer şikayetler gönderdi.McAfee – kolejny twórca programów do bezpieczeństwa złożył podobne skargi.
Shane şikayetçi olmak istemez.Hale nie chciał się zgodzić.
Brik'in şikayetleri, benim düşüncemle, aynıdır.Ku zaskoczeniu Brooke, Ridge jest podobnego zdania.
Sıfır Hata yaklaşımının hedefi, sıfır müşteri şikayetidir.Przeciwieństwem grubego jest cienki klient.
Evinde otururken boyun ağrısından şikayet etti.Podczas pobytu w więzieniu poważnie chorował na serce.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Colline, filozof, wchodzi cały trzęsący się i niezadowolony z niemożliwości oddania pod zastaw kilku książek.
Sonraki günlerde Rothen, bu kez diz ve sırt ağrısından şikayetçiydi.Niedługo potem, Barnes doznał kolejnej kontuzji, tym razem kolana.
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.Jednocześnie nakładali na mieszkańców wysokie podatki.
Solunum şikâyetleri ve hatta zatürre olabilir.Może wystąpić zapalenie wsierdzia, zapalenie płuc.
Kasabalara yerleştirilenler arasında şikayetler ve yakınmalar arttı.Najbliższe miejscowości to Zapadłe i Trzyniec.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Wszystkich przekazano Policji Państwowej.
Maaşını alamayınca Şikâyetnâme'yi yazmıştır.Po otrzymaniu stałej posady zarzucił pisanie.
Bazı çocukların şikayeti üzerine birkaç defa sorgulandı ancak serbest bırakıldı.Kilka osób zostało zatrzymanych i przesłuchanych, ale ostatecznie zwolniono je.
"Gönüldendir Şikayet" (Intro) "Şikayetname" "Kürdan Kollar" (feat.Stilić: Legia to k****. „Żądamy przeprosin” (pol.).
En belirgin şikayet karın ağrısıdır.Najbardziej krytyczną postacią choroby jest zawał serca.
Bu hastalığa sahip olan kişiler bedenleri ve organlarına yönelik çeşitli şikayetlerde bulunabilirler.Różnorodność objawów bierze się z tego, że ta postać choroby może zaatakować wiele tkanek i narządów.
Neden şikayet ediyorsun?Więc dlaczego miałbym narzekać?
Bunların başında hesap çalınmaları ve soygunları gibi önemli şikayetler gelmiştir.Rozpoczęły się zwykłe przy takich okazjach rekwizycje i rabunki.
Prunier şikayetlerle doludur.Baleron wędzony z Proszówek.
Sıhhatinden devamlı şikayetçiydi ve 1830'da doktorunun tavsiyesi üzerine İtalya'ya gönderildi.W wyniku przeciążenia ciągłą pracą zachorowała na gruźlicę i na polecenie lekarza w 1836 wyjechała do Anglii.
Köy sakinlerinin en çok şikayet konusu.Ludność podgryfickich wsi odczuła to najdotkliwiej.
Ayrıca Rumeli’den diğer şikâyetler de yapıldı.Różnie też został odebrany Minya.
Bookchin, 2002'den beri kalbindeki ağrılardan sürekli şikayetçiydi.Od pewnego czasu Buddy skarży się na bóle głowy.
Şikayet etmeni dinlemek istemiyorum.Nie chcę słuchać twojego narzekania.
Neden şikayet ediyorsun?Varför gråter han?
İnsanlığı onlara şikayet eder.Mänsklighetens röst kallar oss.
Devlet idaresinden herkes şikayet eder oldu.Samtliga utses av regeringen.
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.Samtidigt fick järnvägar en betydande skattebörda.
Poe şikayetleri haksız buldu.Boeing svarade att anklagelserna var grundlösa.
Şikayetçi olmak isteyenlere, dilekçe yazımında destek olur.Den som vill överklaga ett beslut av inskrivningsmyndigheten ska göra det skriftligen.
Oyun, Cerro de Pasco şehrindeki bir madende geçer ve sosyal şartlardan şikayet eder.Omgivningarna runt Cerro Pico del Aguila är en mosaik av jordbruksmark och naturlig växtlighet.
Bazı çocukların şikayeti üzerine birkaç defa sorgulandı ancak serbest bırakıldı.Tre män åtalades för mordet men blev frikända.
Antibiyotik kullanır ve şikayetlerini dindirir.Kan behandlas med antibiotika och sprids med avföring.
Ayrıca Rumeli’den diğer şikâyetler de yapıldı.För andra betydelser, se Wādī Rumaylah.
Neden şikayet ediyorsun?Про що ти тут скаржишся?
Fakat Hababam Sınıfı ise bu durumdan şikayetçi değildir ve aslında çok memnundur.Пляцу громада не мала відповідного під школу а втім і не рада була дати якийсь пляц.
Kişi ayrıca genel ağrılar ve baş ağrısından şikâyetçi olabilir.Також хворі скаржаться на озноб, головний біль.
Hiçbir zaman şikayetçi değil...Але він ніколи не скаржився.
Evinde otururken boyun ağrısından şikayet etti.Через хворобу ніг малював сидячи вдома.
Poe şikayetleri haksız buldu.Гусу пред'явили фальсифіковані звинувачення.
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.Водночас відзначився жорстким збиранням податків.
İlgili Sayfalar